Sizlere daha önce ATI'nin önemli partnetlerinden Powercolor'un Türkiye'de TUL adı altında satılacağını duyurmuştuk. Powercolor ismi tecil sorunları nedeniyle kullanılamıyordu. Firma da marka ismi yerine firma ismi olan TUL ile ürünlerini satıyordu.
Ancak TUL, isim tescili sorununu çözdü ve tekrar Powercolor markasıyla ürünlerini satacak. Piyasada TUL ve Powercolor isimlerini aynı anda görürseniz şaşırmayın. Bir süre sonra sadece Powercolor yazan kutular olacak piyasada.
TUL'un başının marka bilinirliği tarafında bu gelişmeden sonra önemli bir dertten kurtulduğunu söyleyebiliriz zira Powercolor yıllardır bilinen bir isimken, son kullanıcıya yabancı TUL adı altında satış yapmaya çalışmak, dezavantaj yaratıyordu.



















Nasıl çözmüş? Mahkeme yoluyla mı yoksa isim hakkını alıkoyan mı vazcaymış?
Her nasıl olduysa iyi oldu.TUL a alışamamıştım.Powercolor yine biraz aşina geliyor kulağa.
İsim hakkı sahibiyle anlaşmışlar.
PowerColor isim hakkına kim sahip ki Türkiye'de? Persil mi, Omo mu?
İsim değişikliğinden haberim yoktu, ve TUL markasını hiç görmedim bile. Ama PowerColor marka ATi Radeon 9200SE sahibi biri olarak bu "ucuz ve dandik" diye aldığım fansız ekran kartıyla kart ısınana kadar sorunsuz ve en yüksek çözünürlükte Far Cry'ı hiç takılmadan oynayabildiğimi gördüğüm gün sevgimi kazanmış bir markadır. (Ne cümle oldu be…)
Hmm, demek ki TUL markasını kullanmak ya satışlarını etkiliyordu ya da rahatsız oldular. Anlaştılarsa maddi bir bedel de ödemişler demektir, üzüldüm doğrusu böyleyse. AMD durumuna düşmüşler :(
Eski distribütör Vega tescil ettirmişti Powercolor ismini. Yeni distribütör ile anlaşılınca Vega isim hakkı sahibi olarak sorun çıkartmıştı. Vega istese Powercolor isimli fason kart bile satabilirdi. Dolayısıyla TUL'un ismi geri alması gerekiyordu.
Bir de Cem gibi bu işten hiç haberi olmayanlar vardı. TUL'u marka olarak tanıtmak için ciddi tanıtım masrafı gerekecekti. Halbuki Powercolor zaten biliniyor. TUL'a tanıtım için para ve emek sarf etmektense Powercolor ismini almak daha pratik. ELbette para karşılığı alınmış ama detayları bilmiyorum.
Dava açsalar büyük bir ihtimal kazanırlardı ama epey bir vakit alırdı. Tebrikler Vega !
Doğrusu AMD gibi firma isim hakkını alamadıktan sonra herhalde kimse almayı beceremez diye düşünüyor insan :(
Böyle global marka olup isim hakkını sonradan almayı başarabilen kaç firma var acaba?
Aynı soruyu başka türlü de sorabilirsin. TR'de isim hakkını alabileceğimiz kaç global marka vardır acaba? :)
Muhakkak birkaç düzine vardır. Henüz pazara girmemiş markaların isim haklarını şimdiden kapıp yabancı sermayeden para mı çalmaya çalışalım diyorsun yani :P
Mahkemeye gitmektense para ödeyen firmalar ya da ödemeyi karlı çıkaran bir hukuk sistemi varken neden olmasın ? :) Biz yapmayız tabii ama yapan yapıyor :)
"Tanınmış marka" kriteri var. Tanınmış bir marka, tarafı olduğumuz Paris Sözleşmesi ve 554 sayılı KHK ile Türkiye'de tescil edilmemiş olsa dahi koruma altındadır.
TPE, tanınmış bir markayı sahibi dışında, hataen bir başkası adına tescile izin vermişse, dava yolu ile yapılan tescil hükümsüz kılınabilir(zamanaşımı 5 yıl, kötüniyetli tescillerde zamanaşımı yok).
Varın gerisini siz hesap edin :)
Paris uzak bize yahu :D
Demek TPE'ye arada bu markalar tanınmıştır diye rapor vermek lazım :) AMD'nin nesi tanınmaıştı diye de sormalı. Powercolor da alanında bilinen bir marka. Demek 'tanınmış marka' kriterinde bir sakatlık var. AMD olayı zaten bunun en önemli kanıtı. Mahkemesi de yıllar sürdü. Zaten herhalde TUL Türkiye ofisi bu AMD örneği yüzünden anlaşma yoluna gitti.
Paris kendisi uzak ama sözleşmesi bizim kanunlarla eşdeğer hükümde :)
Kriterler açısından, bir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararından alıntı yapıyorum :
"Bu kavram (tanınmış marka)Türk markalar mevzuatında ve yabancı kanunlarda da tarif edilmemiş olup mahkeme içtihatlarına ve öğretiye bırakılmıştır. Buna göre, tanınmış markanın tespiti konusunda çeşitli kriterler geliştirilmiştir. Bu nedenle markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe bilinme durumunun dikkate alınması, toplumun önemli bir kesiminde belirli bir mal ve hizmete ilişkin olarak gerekli çağrışımı yapabilmesi, en azından o markanın kullanıldığı emtiaları tüketen orta düzeydeki alıcılar açısından tanınması, emtia söylenildiğinde akla o markanın gelmesi, ait olduğu sektörde iyi bilinen ve geniş bir dağıtım, pazarlama ağına sahip olması gibi özellikleri taşıması gerekmektedir. Açıklanan kriterlere göre davacının markasının tanınmış marka olarak değerlendirilmesi halinde bu markayı davalının farklı mal ve hizmetlerde dahi kullanması mümkün olmayacaktır. Ayrıca tanınmış marka olarak kabulü halinde de hükümsüzlük davasının tescili tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılması, ancak markanın tescilinde kötüniyetin varlığı durumunda ise iptal davasının süreye bağlı olmaması nedeniyle öncelikle mahkemece davacı markasının tanınmış olup olmadığı hususunda gerekli delillerin toplanarak değerlendirilmesi, tanınmış olduğunun kabulü halinde de davalının tescilinin kötü niyetli olduğunun ispatı gerekmekte olup, buna göre davanın süreye tabi olup olmadığı hususlarının belirlenmesi zorunlu bulunmaktadır"
——————————–
AMD davayı kaybetti mi?
Yargı sonucu her ne olursa olsun, AMD nin basiretsiz hareket ettiği , Türkiye pazarını önemsemediği ve dava sürecinde dahi gevşek davrandığı Niyazi Saral'ın konuyla ilgili makalesinden anlaşılıyor.
————————
TUL olayına ise biraz daha farklı bakmak gerekir. Çünkü öncesinde taraflar arasında bir distribütörlük anlaşması var. Sözleşmede markayla ilgili bir hüküm olup olmadığını bilmiyoruz. Vega, markayı Eylül 2004 de tescil ettirmiş. O tarihte distribütördü galiba.
Bu nedenle dava sürecinin uzunluğundan (tahminimce 2,5-3 yıl sürerdi) başka nedenler de sözkonusu olmuş olabilir.
* uykulu uykulu no.ları karıştırmışım :) KHK'nın doğru no.su 556. 554 tasarımlarla ilgili.