Tarihte biraz geriye bakıp, hafızamızı tazelemek gerekirse… AMD çift çekirdekli işlemcileriyle piyasayı kasıp kavuruyordu, Intel ise Pentium D ile bekleneni verememişti. AMD, stratejisini bir ileri noktaya taşımak için, ATi'yi satın almıştı, chipset ve GPU üreticisi bir firmayı.

Ama AMD bu altın günlerini pek uzun yaşayamadı, Intel, Core mimarisi ile rakibinin karşısına geri dönmüştü ve başarılıydı. Ardı ardına gelen modellerden sonra, bir de dört çekirdekli işlemci çıkarmıştı, AMD ise cevap verememişti. Hem Core 2 mimarisinin başarısının oluşturduğu baskı, hem de ATi'yi satın aldıktan sonra yaşanan sendelemeler… Zira ATi'yi satın almak, AMD için maddi olarak büyük bir adım atmak, efor sarfetmek demekti, bu sendelemeden toparlanmak da kolay olmayacaktı, düşmeden…

AMD de dört çekirdekli çıkarmalıydı, gecikmelerin ardından çıkardı da… Ama bu sefer de kötü bir sürpriz bekliyordu, yüksek saat hızlarına çıkamadığı gibi, TLB, yani bellek tercüme önbelleğinde -fiziksel belleğin üzerinde bellek kullanımına izin veren teknoloji, bu sayede o sayede bellekte olması gereken ama ulaşılması gerekmeyen veriler harddiske yazılıp sanal bellek olarak kullanılabiliyor ve hakeza- bir errata, yani hata vardı. Kişisel bilgisayar kullanıcıları için sorun olmasa da, sunucu ve iş istasyonu sistemlerinde sorun olabilecek bir hataydı ve bunu gidermek için çıkarılan yamalar, yani bu fix'i içeren BIOS güncellemeleri de performans düşüşüne sebep oluyordu.

Bütün bunlar yaşanırken, Intel de modellerine sürekli yenilerini dahil etmeye devam ediyordu, artık en üst performans seviyesinde yakalanamaz yerdeydi çoktan. AMD de yeni revizyon dört çekirdekli işlemcilerini hazırladı, 9X50 serileri, üç çekirdekliler ve black edition işlemciler… Performans ve frekans konusunda biraz daha rahatlatmıştı AMD'yi, daha iyiydi, errata giderilmişti. Ama bunlar olurken, Intel de ilerlemesini durdurmuyordu, 45nm üretim sürecinden geçmiş yeni işlemcilerini piyasaya sürmüştü, clock başına performansı arttığı gibi, overclock kapasitesi daha da yükselmişti, güç tüketimi ve ısınma daha da azalmıştı. Yeni revizyon X4 Phenom'lar da malesef güç tüketimi ve ısınma konusunda yeterince mesafe kaydedemişti.

Sebep mimariden çok, Intel'in High-K Metal Gate kullanırken chiplerinde, AMD'nin silicon on insulator, SOI kullanmasıydı. Farklı üretim teknolojisi kullanılması, tasarım ve mimaride de elbet dolaylı olarak tercihleri etkiliyor. Çünkü üretim teknolojisinin değişmesi demek, güç besleme ağının değişmesi demek, ısıl tasarımın değişmesi demek, sızıntı akımlarının değişmesi demek, yani başedilmesi gereken bir çok yeni tasarım mücadelesi. Intel'in mali gücü ve piyasada baskın oluşu yeni üretim teknolojilerine daha büyük yatırım yapmasına ve onu en erken elde etmesine yardımcı oldu. AMD ise ATi'yi satın aldıktan sonra pek çok mali güçlükle karşılaştı, istifa eden kilit roldeki bir çok personeli oldu ve kimisi Intel'e geçti. Hem yeni mimaride ürün tasarlamak ve üretmek, hem de yeni üretim teknolojisine geçmek AMD için malesef hep gecikmeli oldu. Kısacası kâbus dolu günler…di…

Sonra beklenmeyen birşey oldu, ama grafik işlemcileri alanında.  HD 2000 serisinden sonra 3000'de güç tüketimi ve maliyet adına büyük ilerleme olduysa da, performans bazında büyük artış yakalanamadı, nVidia hâlâ liderdi, hem performans, hem pazar payı alanında. ATi'nin 4000 serisinin gelmesi bekleniyordu, ama yeni seri ürün hakkında AMD pek yorum yapmıyordu, ne haberleri yalanlıyordu, ne yeni bilgi veriyordu, özellikleri hakkında pek çok spekülasyon çıktı. nVidia da rakibinden korkmuyordu, o sırada GT200 serisini hazırlamak ve piyasaya sürmekle meşgûldü, zaten pek büyük bir sıçrama beklemediğinden ATi grafik işlemcilerinden, yeni ürün gamıyla çıkacak 4000 serisini de dümdüz edeceğini düşünüyordu.

Haziran ayı geldi ve GTX280 ve GTX260 piyasaya çıktı, fiyatları uçuktu, rakibi de olmadığından ve enthusiast tabakasını hedeflediğinden kimse anormal de karşılamıyordu. ATi'nin yeni çıkacak 4000 serisi, 3000 serisine göre %30 artış getirse bile ne olurdu ki? Zaten ATi'nin pek cevap verememesinden, nVidia ne yapacağını şaşırmıştı, yeniden etiketleyip sattığı makyaj geliştirmeli ürünleri ile piyasada yeterince kafa karıştırmıştı, nasıl olsa bir şekilde satılıyordu.

Ama beklenmeyen birşey oldu, nVidia'ın evdeki hesabı çarşıya uymadı, çünkü ATi çarşıya hiç beklenmeyen birşey getirmişti. RV770, yani 4800 serisini. Fiyat olarak GT200'lerin çok altında, hatta katları olarak altında olan bu ürünlerin performansı ise yüksekti, 4850, nVidia'nın 2007'de 750 USD'ye sattığı 8800 Ultra'dan yüksek başarım sergileyip, 8800GT civarı güç tüketirken, 4870, GTX260'ı neredeyse yakalıyordu performans testlerinde. Aradaki performans yakınlığı ve fiyat uçurumu, nVidia'yı defalarca indirime zorladı, hem de maliyeti çok yüksek olan GT200 serisinde, kârını azaltmak, ama pazar payı kaybetmemek pahasına. nVidia, ürün gamı ve fiyat profili ile hazırlıksız yakalandığından, ciddi pazar payı kaybı yaşadı. AMD-ATi'de yüzler gülüyordu, yıllar önce planladıkları şey, artık meyve vermişti… Şimdi, daha da ileriye bakma zamanıydı…

Bunca hikayeye neden mi girdik, ya da grafik işlemci konusuna? Konuya dönelim… AMD-ATi, bazı şeyleri uzun zamandır planlıyordu, bunlardan kimseyi haberdar etmedi, sabırla ve gizlilikle işine yoğunlaştı, 2 senedir yaşadığı baskıya rağmen, hem piyasadan, hem müşterilerden gelen… HD 4000 grafik işlemci serisiyle beklediğini ve fazlasını umdu, meyvesini aldı. Zaten sessizlik stratejisi de nVidia'yı hazırlıksız yakalamakta gayet güzel işledi. Zira hazırlıksız yakalanan, cevabını verebilene, yani yeni birşey tasarlayıp üretene kadar, uzun aylar geçiyor. Kısacası, forumlarda esprisinin hep yapıldığı gibi, ATi alan Üsküdar'ı geçti.

Grafik işlemcilerde olduğu gibi AMD, merkezi işlem birimleri konusunda da sessizliğini koruyor. İlk olarak birkaç ay önce, hava soğutma ile 45nm Deneb işlemcilerin 4 GHz çalışabileceği haberleri gelmişti. Bu ise kaydadeğer, büyük bir gelişme. Birkaç gündür ise, daha ilginç haberler geliyor.

Resmi satış adı Phenom II olduğu belli olan 45nm Deneb kod adlı dört çekirdekli işlemciler, sıvı azot soğutma ile, hiç beklenmedik seviyelere çıkabiliyor.

sami1 AMD coştu bir kere: 45nm Deneb ile Ekstrem Overclock

45nm üretim sürecinden geçmiş Phenom II işlemciler, sıvı azot soğutma ile, sıcaklık -185°C'ye düşürülmüş ve 1.9V gerilim ile 6 GHz'in üzerine çıkabilmiş. Bu gösterinin yapıldığı sırada ise görüntü alınmasına müsaade edilmemiş, o yüzden görselleri yok.

AMD ayrıca hava soğutma ile 1.6V 4 GHz'de çalışan sistemlerini göstermiş. AM2+ Phenom II işlemcisinin Ocak ayında çıkması bekleniyor, 1.5 ay sonra ise AM3 platformu devreye girecek.

Bugün ise daha da şaşırtıcı bir haberle karşılaştık. Bu aşırı overclock değerlerine ulaşmak mümkün olsa da, bırakın iş yaptırmayı, Windows'u açabilmek bile meseledir, başarı sayılır. Ama söz konusu habere göre, 5 GHz'in üzerindeki bir frekansa overclocklanmış Phenom II ile Far Cry 2 oynatılabilmiş ve başarılı bir şekilde benchmarkı tamamlamış.

Bu testte Gigabyte'ın 790GX AM2+ edition bir anakartı kullanılmış. Sıcaklık -186°C'ye düşürülürken yine 1.9V gerilimi verilmiş. Testler heyecan verici olsa da, henüz görsellerin olmaması biraz hayalkırıklığına sebep oluyor. AMD'nin tam amacı ne bunda bilemiyoruz, ama kendisini yalancı çıkaracağını düşünmüyoruz böyle bir şov ile, çünkü imajını tamiri zor bir şekilde zedeleyebilir. Firmaların politikacı gibi tavırları, bildirileri, anlattıkları yarı-gerçekler, kelime oyunları alışıldık şeyler, ama böylesi değil.

Bir yandan da asıl merak edilen, 45nm Deneb işlemcilerin, aynı saat frekansında Nehalem işlemcilere karşı neler yapabilecekleri. Eğer yaklaşabilirlerse, platform maliyeti olarak avantaj yakalarlar ve  bu da satışlara yansır.

Resimde ise AMD'nin overclock uzmanı Sami Maekinen'i görüyorsunuz, AMD'nin Overdrive adlı overclock yazılımının Deneb'leri böyle hızaşırtmayı sağlayacak şekilde geliştirilmesine yardımcı olmuş.

sami2 AMD coştu bir kere: 45nm Deneb ile Ekstrem Overclock

Gördüğünüz gibi gelişmeler heyecan verici. Dileriz ki daha da fazlası gelir ve yarış kızışır.  Her yeni adım, her gelişme bu piyasa için bir şans ve bizler için bir heyecan.