27 Mesaj »
Yazdır
Arkadaşına Gönder
Türkçe kullanımı konusunda titiz olduğumdan ilk etapta kulağınıza yabancı gelebilecek terimler görebilirsiniz ama bu tarz kelimelerin ilk geçtikleri yerde parantez içerisinde İngilizce karşılıklarını da yazdım ki İngilizce kaynaklara bakarken ne olarak geçtiğini bilin. Dijital gibi kimi kelimelerin yabancı diledeki halinin okunuşu yerine Türkçe karşılıkları olsa da, bu şekilde yoğun kullanılıyorsa ben de yazıda aynen kullandım ama çoğu terimi doğrudan İngilizce kullanmak yerine olabildiğince anlaşılabilir şekilde Türkçeye çevirdim.
Günümüzde teknolojinin büyük bir hızla gelişmesi ve aynı şekilde de ucuzlaması ile her kesimden insan gerek adanmış bir fotoğraf makinası kullanarak, gerekse cep telefonuna eklenen kameralarla dijital (sayısal) olarak fotoğraf çekebilir hale gelmiştir. Peki film kullanımdan yani analogtan dijitale geçerken fotoğraf çekim teknikleri ve fotoğraf makinaları için kullanılan terimler değişti mi? Aslında hayır; teknikler ve terimler hala eskiden olduğu gibi gerçerli sadece bazı terimlerin kullanımlarında teknolojinin değişmesiyle değişiklikler oldu. Konuları seçerken ve metinlerini yazarken fotoğraf çekmeye yeni başlamış olanları özelikle göz önünde bulundurarak yazıda geçen ve okuyucunun aklında soru işareti oluşturabilecek her kelimeyi de açıklamaya çalıştım.
Bir konu hakkında ek okuma yapmak istediğinizde İngilizceniz yeterliyse kaynak olarak İngilizce Wikipedia'yı öneririm çünkü buradaki yazıları hazırlarken ben de özellikle oradaki yazıları dikkate aldım ve neredeyse yok yok. Fotoğrafçılık konusunda teorik ve pratik anlatım içeren Türkçe yazılmış ya da Türkçe'ye çevrilmiş kitaplar da mevcut, onları da edinebilirsiniz. Ben özellikle National Geographic'in zamanında verdiği 4CD'den oluşan 'İnteraktif Fotoğraf Okulu' setini edinmenizi öneririm. Her konuda olduğu gibi bu konuda da internet arama motorlarını kullanarak aklınızdaki tüm soru işaretlerine çözüm bulabileceğinizi de ekleyelim ve yazımıza fotoğrafı oluşturan pozdan başlayalım.
Fotoğraf üretebilmek için aslında ne lense, ne de çok karmaşık sistemlerle donatılmış bir fotoğraf makinasına ihtiyacımız yok; çekmek istediğimiz sahneyi belli bir süre film düzlemine düşürmemiz fotoğraf elde edebilmemiz için yeterli olacaktır. Bu teknik ilk fotoğraf çekme sistemlerinde kullanılmıştır ve en basit haliyle 'pinhole' fotoğrafçılığı denilen kavrama karşılık gelir. Burada 'pinhole' ile kastedilen iğne deliği ('pinhole') gibi, daha da büyük olabilir, bir deliğe sahip kapalı bir kutuda bu delikten geçen ışığı belli bir süre kutunun arkasında, deliğin karşısına denk gelecek filme yansıtarak sahnenin orada bir görüntüsünün oluşturulması işlemidir. 'Pihole'da bu süre deliği açıp kapatmak için bir kapak sistemi kullanılarak belirlenirken, dijital sistemlerde optik algılayıcının açılıp kapanması ile belirlenir.
Fotoğrafçılıkta poz (İng: 'exposure'), fotoğrafın çekildiği ortama (film ya da optik algılayıcı) fotoğraf çekme eylemi boyunca düşmesine izin verilen ışık miktarıdır.
Fotoğraf argosunda kullanımında ise poz genellikle bir çekimde obtüratörün (İng: 'Shutter') açılıp kapanma süresini ve tipini belirtir. Mesela uzun pozlama (İng: 'long exposure') ile obtüratörün tek ve uzun süreli açılıp kapanma eylemi ile çalışması belirtilirken, çok pozlama (İng: 'multiple exposure') ile obtüratör açılıp kapanmaları ile oluşturulan birden fazla görüntünün üst üste bindirilmesi ile tek bir görüntünün elde edilmesi belirtilmektedir.
Poz doğrudan obtüratör hızına (Enstantane, İng: 'shutter speed') bağlıymış gibi görünse de doğru ışık miktarının kullanılmasında yani doğru pozlamanın yapılabilemesinde birden fazla faktör rol oynar, bunlar: Enstantane, diyafram ve ISO değeridir. Her kavramda diğer kavramlar ile nasıl bir ilişki içinde olduğunu göreceğiz. Şimdilik pozla ilgili kavramlara göz atalım.
Pozlamanın doğru yapılıp yapılmadığına dair üç farklı durum oluşabilir:

'Highlight': Aşırı ışık alıp beyaz görünen yani detayların kaybolduğu alanları belirtir. Photoshop gibi programların yanı sırası fotoğrafı çektiğinizde makinanızda önizleme yaparken makinanın yanıp sönerek belirttiği bölgelerdir. Benzer şekilde az pozlama ile detaylar kaybolarak simsiyah alanları oluşmasına neden olabilir. Aşağıdaki fotoğrafta arabanın üzerindeki beyaz bölümde bu detay kaybını görebilirsiniz:
Pozlamanın fotoğraf makinası tarafından değil, fotoğrafçı tarafından pozlamayı belirleyen 3 etkeni kendisinin elle değiştirmesiyle yapılmasıdır. Burada istenilen etkiye göre 2 değişkenin değiştirilmesi sonrasında DSLR makinaların optik vizöründe bulunan EV göstergesinin dengesi göz önünde bulundurularak pozlama yapılabileceği gibi fotoğrafçılık tekniklerinde kendine yer edinmiş güneşli 16 kuralı gibi kurallar da uygulanabilir. Benzer bir şekilde flaşlı çekim yaparken de manuel pozlama kullanılır.
Güneşli 16 kuralı: Güneşli bir günde doğru pozlama, ISO100, f:16 diyafram ve saniyenin 1/100'ü enstantane ile elde edilebilir.
Otomatik pozlamada pozlamayı fotoğrafçı değil, fotoğraf makinasının TTL ('Through The Lens' yani lensten gelen ışığın dikkate alındığını belirtiyor) pozometresinin sahnedeki orta tonlara göre doğru poz değerini hesaplaması ve çekim esnasında bu pozlama değerlerini kullanmasıdır. Bu pozlama üç şekilde olabilir:


Makinaların pozometresinin optimum koşullarda sahnede poz ölçümü yapılan alanın orta tonlarına göre pozu hesapladığını belirtmiştik. Bazı koşullarda bu değerler doğru pozlama değerlerinden sapıyor olabilir (kimi pozometreler belli koşullarda az veya fazla pozlama eğiliminde olabiliyorlar) ya da fotoğrafçı detayı korumak gibi nedenlerle makinanın önerdiği poz değerinde otomatik pozlamanın nimetlerini feda etmeden değişiklik yapmak isteyebilir. İşte bu gibi durumlarda makinanın hesapladığı poz değeri üzerinde + ve – EV değerleriyle poz telafisi yapabiliriz. +1 EV olarak ayarladığımızda hesaplanan poz değerinden 1 durak daha fazla pozlama yapılacaktır, -1 EV ile de 1 durak daha az pozlama yapılacaktır.

Durak (İng: 'stop'): Durak, pozlama değerleri arasındaki ilişkiyi belirtmek için kullanılan bağıl bir ölçüm birimidir. İki pozlama arasındaki 1 duraklık fark, büyük değerin küçük değere göre 2 katı ışık aldığını belirtir ve enstantane, diyafram ve ISO değerlerini belirtirken kullanılan ana karşılaştırma birimidir. Örnekle belirtmek gerekirse: ISO değerleri birer duraklık artışlarla ISO100, ISO200, ISO400, ISO800… şeklinde belirtilir ve her ISO değerinde algılayıcı kendinden 1 durak önce gelen ISO değerindekine göre 2 kat daha fazla ışık alır.
Fotoğraf makinesi alma telaşı içindeyken oldukça yararlı olabilecek bilgiler.Çok teşekkür ederim.
Sizin yorumunuzla yazımın yayınlandığını öğrenmiş oldum ben de, umarım okuyan herkese yararlı olur :)
Çok teşekkürler, güzel bir çalışma. Sıkmadan, baymadan, çok terim kullanmadan yazılmış bir yazı.
emeğine sağlık sevgili Yalçın..çok bilgilendirici ve buram buram emek kokan bir çalışma..Gurur duydum seninle dostum
Gerçekten çok iyi ve bilgi dolu bir yazı
anlatımları fotoğraflarla pekiştirmeniz çok iyi olmuş
gerçekten çok işime yarayacak saolun
mükemmel bir paylaşım teşekkurler=)
Elinize, emeğinize sağlık Yalçın Bey. Çok teşekkürler.
Fotoğraflarla süslü, güzel, bilgilendirici bir yazı. Teşekkürler.
"DSLR'da MF Lens Kullanımı" ndan önce yayınlanması ve de okunması gereken bir yazı. :)
PC Labs kadrosuna yeni dahil oldum yoksa dediğiniz gibi ilk olması gereken yazı bu. Makro yazısını da bekletiyorum bu nedenle, bundan sonra DSLR'larla ilgili teknik konulara dair yazım gelecek. Konu başlıklarını da vereyim:
- Odaklama Nedir, Otomatik Odaklama nasıl çalışır?
- Vizör Nedir?
- Fotoğraf Makinası Çeşitleri Nelerdir?
- Optik Algılayıcı ve Megapiksel Nedir?
- Kesme Çarpanı Nedir?
- RAW nedir?
Aklınıza gelen başka sorular da varsa paylaşın, yazıya dahil edebiliriz ;)
Emeğinize sağlık.Gerçekten çok güzel bir çalışma olmuş. Eminim ki devamı da gelecektir yazılarınızın. Takip edeceğim.
Crop factor terimini, çarpan faktörü olarak tercüme etmek mantıksal olarak doğru iken tam karşılığının "kırpma faktörü" olduğunu düşünüyorum. Çünkü 35mm alanına düşen görüntünün belli bir oranda kırpılması ve otomatik olarak zoom yapılması söz konusu.
Elinize sağlık, hoşgeldiniz.
Kelimeleri seçerken zorlandım açıkcası :)
%100 Croplanmış yerine %100 Kesilmiş diye kullanıyorum bu durumda 'Kesme Çarpanı' benim açımdan daha doğru bir kullanım oluyor. Bire bir kelime çevirmek yerine algılayıcının FF'e göre bağıl boyutunu anlatmak istediğimize göre algılayıcının 'boyut çarpanı' bile diyebiliriz :) Neyse, bir yandan da Delphi kodu yazmaya çalıştığım için kafam bulanık.
Obtüratör de mesela kulağıma hiç Türkçe gelmiyor ama filmli makina döneminde yazılmış kitaplarda hep o şekilde geçtiği için kullanıyoruz. Bu konuda en güzel örnek dijital çünkü en nefret ettiğim kullanım olan yabancı kelimenin okunuşunu Türkçeymiş gibi kullanmak oluyor. Aslında çok güzel Türkçe karışılığı var: Sayısal.
'Highlight' gibi kimi kelimeleri de tırnak içinde kullanmak şartıyla olduğu gibi bıraktım, sözlük 'parlak nokta' diyor, 'ışık patlaması' diyebiliriz sanırım onun için de.
şimdi çarpan kısmında değişen aslında sadece lensin gösterdiği açı… mesela 1.6 çarpanlı bir 450D ye siz fullframe makine için üretilmiş EF 50 mm lens takarsanız göstereceği açı 50mm X 1.6 = 80mm olacaktır ancak 80mm lik bir lens gibi yaklaşıp zoomlamayacaktır… optik olarak bu olmamkla beraber açı daraldığı için göz yanılsaması olmakta ve zoomlanmış gibi görünmektedir… buna en kolay örneği şöyle verebilirim… bir objeye sağ ya da sol gözünüzle bakın daha sonra baş parmağınızla ve işaret parmağınızla bir daire yaparak bu dairenin ortasından objeye tekrar bakın… arada ne bir lens ne de optik başka birşey olamsına rağmen bakış açınız daraldığından obje normalden biraz daha yakındaymış gibi göreceksiniz… çarpanlı makinelerde de durum aynen bu 4 taraftan da fotoğraf kırpıldığından daha ön plana çıkan obje sanki biraz daha zoomlanmış bir etki yapar… bir de daha küçük bir sensörle yakalanmış bir fotoğrafı 35mmlik bir film boyutunda kağıt üzerine aktarırsanız o oranda birazcık daha büyümüş olacaktır… bu iksisinin karışımı aslında zoom etkisini yaratmaktadır…
Durumu tek bir formülle özetleyeyim, yazıda 'alan' oranı kullandım sanırım, KESİN OLARAK DOĞRUSU şöyle:
'Crop Factor' = 35mm'nin diyagonal uzunluğu / algılayıcının diyagonal uzunluğu
35 mm= 36 x 24 mm'den 43.3 mm
450D= 22.2 x 14.8 mm'den 26.7mm
43.3 mm / 26.7 mm = 1.622, yuvarlayıp 1.6X demişler :)
Neyse, bunlar gelecek yazımızın konusu daha fazla derine inmeyip burada bırakıyorum ;)
yazı güzel olmuş… :) ellerine sağlık… ders verirken burayı online kaynak olarak des verdiğim arkadaşlara önereceğim günlük dille yazılmış anlaşılır bir yazı… verilen örnekler de gayet iyi…
@Yalçın aydın
Kutlarım seni, yazın gayet akıcı anlaşılır ve de bilgileri ve örnekleri çok beğendiğimi belirtmek isterim. Yazılarının devamını dilerim saygılar…
Bende yeni bir fotoğraf makinası aldım. Bu bilgiler ışığında daha verimli kullanırım artık. Bu bilgileri paylaşan arkadaşımızın eline sağlık.
Tebrikler,
Çok güzel bir anlatım olmuş,Dslr fotoğraf makinesini ilk defa eline alan biri bile yazıyı okuduktan sonra AUTO modundan çıkıp farklı modlarla da çekim yapacak hale gelecektir. Bu sayede Dslr'ın tadında daha da varacaktır.
Yazıların ders gibi oldu,verilen teknik cevaplarla da daha da zenginleşiyor.Eline sağlık devamını bekleriz.
Artık zeiss'ları piyasaya çıkarmanı bekliyoruz….:)))
Fotoğrafçılık başlığı umarım gittikçe dahada genişler.Merakla okuyorum her bir bölümü ve her gün bir başka heyecanla tıklıyorum.Pclabs a önceden sadece pc haberleri için girerken siteye acaba fotoğraf ile ilgili bugün birşeyler eklenmiş midir diye sormadan geçemiyorum. =)
Eline emeğine sağlık çok kısa ve öz bir biçimde genel hatlarıyla konuyu vermişsin, devamını bekliyorum.
Çok iyi bir yazı olmuş. Teşekkürler…
Fotoğrafçılık dersinden ilk sene devamsızlıktan kalıpta bir sonraki sene ba yla geçen bendenizden yazı için çok teşekkürler.Gerçi ilk sene yine aalık kağıt vermiştim ama devamsızlıktan kalmıştım.
Gerçekten faydalı bilgiler. Ellerinize sağlık :)
Elinize sağlık. Bir şey soracağım. Bulb bölümünde makineyı lenssiz kullanarak feda ettim diyorsunuz, dijital makineler böylece nasıl kullanılmaz duruma geliyorlar? Analog makinelerde aynı olayda en kötü film yanar diye düşünüyorum. Yanlış mı düşünüyorum
Filmli makinede filminiz yanar bunu yaparsanız ama 36 pozunuz bitince temiz bir filmle yolunuza devam edersiniz. Bunu DSLR ile yapınca çekim anında algılayının şarj/deşarj olması nedeniyle ortamdaki tozlar algılayıcıya yapışır. Algılayıcı da değişmeden orada kaldığı için temizlenene kadar tozlu kalmaya mahkum ;)
Anladım! :) Sağolun…