İngilizcesi 'Crop Factor' olan bu sıfat tamlamasının Türkçe karşılığı için birçok farklı görüşün çıkacağına eminim ama ben kendi yorumumu yapayım. Farklı fikirlerle de yorum bölümünde beyin fırtınası yaparız, herkes düşüncesini paylaşabilir. Öncelikle İngilizce'den devam edelim çünkü orada da bu konuya karşılık gelen birçok farklı kullanım var: 'Crop Factor', bunun kısaltılmamış esas kullanımı olan 'Field of View Crop Factor' ve 'Focal Length Multiplier'.
Türkçe olarak kullandığımız 'faktör', Fransızca 'fractuer' kelimesinden gelmekte ve tdk.gov.tr'ye göre Türkçe karşılığı 'etken' ya da 'etmen'. Buradaki kullanımı ise 'çarpan' kelimesi ile daha iyi karşılanıyor.
Kesme çarpanını tam olarak anlamak için biraz filmli döneme gitmek, biraz da sayısal fotoğraf makinalarında filmin yerini almış olan görüntü algılayıcılar hakkında bilgi vermek gerekiyor. Saıyısal fotoğraf makinaları hayatımıza girmeden önce eminim herkes eline filmli fotoğraf makinası almıştır. Makinaya film takmak zor bir iş olmasa da (ilk denememde becememiş olduğumu itiraf edeyim :)) çoğunluğa göre zor iştir ve genelde fotoğrafçıdan alınan film gene orada fotoğrafçıya taktırılırdı, fotoğraf çekildikten sonra da aynı sistem uygulanır ve banyo edilmek üzere orada bırakılırdı. Fotoğrafçının gelmemizi istediği zamanda gittiğimizde de paramızın karşılığı olarak elimize yanık yoksa 36 adet fotoğraf ve de banyo edilmiş 36'lık film rulosu verilirdi. Bu nostaljiyi o film rulosnu hatırlamanız için yaptık, hatırlamayanlar olursa diye de aşağıya bir fotoğraf ekledim. Bu 36'lık film rulosu aslında üzerine düşen görüntüyü kaydedebilecek yapıda düz bir şerittir yani 36 fotoğraf çekilmek için özel 36 parçası yoktur ama özellikle 36 tane fotoğraf çekmeye yetecek kadar uzunluğa sahiptir. Bu 36 karenin her biri ruloda 36×24mm'lik yer kaplar. Kodak tarafından 1934'te duyurulan bu film ruloların ismi 35mm'lik film olarak geçer (ISO 1007'ye göre tam olarak '135 Film') ve bu filmi kullanan fotoğraf makinalarına da 35mm fotoğraf makinası denir. Bu format aslında amatör format sayılır çünkü ciddi fotoğraf projelerinde orta ve büyük format filmler ve makinalar kullanılmaktaydı (günümüzde hala kullananlar vardır) ama gerek boyut, gerekse fiyat bakımından ulaşılabilir oldukları için en yaygın kullanılan format oldular.

Kaynak: wikipedia
DSLR'lar da gerek lens sistemleri olsun, gerek kafa yapıları olsun filmli dönemdeki büyüklerinden türetildiler çünkü bu sayede firmaların mevcut lens sistemleri sayısal fotoğraf makinası kullanıcıları tarafından kullanılabilecekti aradaki tek fark görüntünün film yerine görüntü algılayıcı tarafından yakalanacak olmasıydı. Ama işte burada boyutla alakalı bazı sorunlar vardı! Neydi bu sorunlar?
Peki bunlar nedeniyle ne yapıldı? Üreticiler 35mm film formatına göre daha küçük görüntü algılayıcılar üreterek sayısal fotoğraf makinalarında kullandılar. İlk DSLR olan Kodak DSC 100, 1991 yılında Nikon F3 gövdesinde 1.3MP çözünürlüğe sahip 14×9.3mm'lik görüntü algılayıcı kullandı yani 35mm'lik film diyagonalde bunun 2.6 katı daha büyüktü.

KODAK DSC100 sistemi, kaynak: www.dcam.ru
Uzun bir süre Kodak DSC serisi ile bu alanda yalnız kaldı; 1999'da Nikon profesyonellere yönelik D1 modeli ile pazara merhaba derken, 2000 yılında Fuji SX1 Pro modeli ile profesyonel olmayan kullanıcılara da DSLR pazarının kapılarını açmış oldu, Canon ise 2001 yılında profesyonellere yönelik EOS-1D modelini sundu. DSLR pazaraını tümüyle değiştiren ve bugün ucuza DSLR alınabilmesini sağlayan firma ise Canon oldu. 2003 yılında 1000$ barajının altına 999$ fiyat etiketine sahip EOS-300D modeli ile geçen Canon, diğer firmaların da rekabetçi fiyatlaral ürün çıkarmalarına öncülük etti. Kodak DSC100'den sonra gelen modeller de gene 35mm'lik filme göre daha küçük görüntü algılayıcılar kullandılar. Peki bu algılayıcılar için kullanılan 1.5x, 1.6x kesme çarpanına sahip sözleri ne anlama gelmekteydi? Bunu anlatabilmek için resim kullanmak en uygun yöntem olacak.

Yukarıdaki fotoğrafta günümüz DSLR sistemlerinin kullandığı görüntü algılayıcı boyutlarının 35mm'lik filme göre karşılaştırmasını görebilirsiniz, DSR-bas ve çek ('compact' denilen) makinalarının ciddi farkını görmeniz için 2 tane de onlardan algılayıcı aldım. 1/2.5" olarak geçen algılayıcı elinizdeki bas-çek fotoğraf makinasında muhtemelen yer alıyor (çoğu Canon Powershot, Nikon Coolpix, Fuji Finepix modelleri vs.), DSLR'lar ile aralarındaki boyut farkı görebildiğiniz gibi ciddi boyutlarda. 'SLR-like' diye adlandırılan görünüş olarak DSLR'lara benzeyen makinalar ve Canon'un Powershot G10 gibi daha iddialı modeller ise biraz daha büyük ama DSLR'lara göre hala çok küçük olan 1/1.7" algılayıcıyı kullanmakta.
Şimdi tablo ile durumu da belirginleştirelim:
| DSLR Tipi | 4/3 | Canon APS-C |
Nikon APS-C |
Canon APS-H |
35mm | Leica S2 |
Kodak KAF 3900 |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Diyagonal (mm) | 21.6 | 26.7 | 28.4 | 34.5 | 43.3 | 54 | 64 |
| Genişlik (mm) | 17.3 | 22.2 | 23.6-.7 | 28.7 | 36 | 45 | 50.7 |
| Yükseklik (mm) | 13.0 | 14.8 | 15.5-.8 | 19.1 | 24 | 30 | 39 |
| Alan (mm2) | 225 | 329 | 366-374 | 548 | 864 | 1350 | 1977 |
| Kesme Çarpanı | 2.00 | 1.62 | 1.52 | 1.26 | 1.0 | 0.8 | 0.68 |
| Bas ve Çek Tipi | 1/4" | 1/3.6" | 1/3.2" | 1/3" | 1/2.7" | 1/2.5" | 1/2" | 1/1.8" | 1/1.7" | 1/1.6" | 2/3" | 1" |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Diayagonal (mm) | 4.50 | 5.00 | 5.68 | 6.00 | 6.72 | 7.18 | 8.00 | 8.93 | 9.50 | 10.07 | 11.0 | 16.0 |
| Genişlik (mm) | 3.60 | 4.00 | 4.54 | 4.80 | 5.37 | 5.76 | 6.40 | 7.18 | 7.60 | 8.08 | 8.80 | 12.8 |
| Yükseklik (mm) | 2.70 | 3.00 | 3.42 | 3.60 | 4.04 | 4.29 | 4.80 | 5.32 | 5.70 | 6.01 | 6.60 | 9.6 |
| Alan (mm2) | 9.72 | 12.0 | 15.5 | 17.3 | 21.7 | 24.7 | 30.7 | 38.2 | 43.3 | 48.56 | 58.1 | 123 |
| Kesme Çarpanı | 9.62 | 8.65 | 7.61 | 7.21 | 6.44 | 6.02 | 5.41 | 4.84 | 4.55 | 4.3 | 3.93 | 2.70 |
Tablolara baktığınızda herşey karışık gelebilir ama algılayıcının boyutunun görüntü kalitesini ne şekilde etkilediğini çok basit ve anlaşılır bir örnekte vereceğim. 12MP'lik 5 farklı fotoğraf makinasını ele alalım: Canon 5D, Nikon D90, Canon EOS-450D, Olympus E-620, Canon IXUS 960 IS.
Yani Canon IXUS 960IS'inde ve 5D'sinde hemen hemen aynı piksel sayısına sahip algılayıcı kullanmış ama 5D'nin algılayıcısının piksellerini barındıran toplam yüzey alanı 960IS'in yaklaşık 20 katı! Kabaca 5D'nin her bir pikseli 960IS'in her pikselin 20 katı büyüklüğe sahip diyebiliriz, bu da 5D'ye ciddi bir yüksek ISO başarımı ve detay yakalama kapasitesi veriyor, 960IS'in 2 sene daha yeni model olduğunu da belirtelim. 5 örnek makinadan, 5D'ye görüntü kalitesi bakımında diğerlerinin hiçbirinin yetişemeyeceğini ve de çok küçük algılayıcı kullanan makinalarda çok fazla pikselin çok da iyi birşey olmadığını belirtelim. Ama algılayıcı boyutu tek başına yeterli değil çünkü fotoğraf makinası üreticilerinin kullandığı görüntü işlemcileri gerçekten de fark yaratabiliyor, bunun en güzel örneğini Canon, 5D'nin görüntü algılayıcı alanını sabit tutup 5d MarkII'de piksel sayısını 12.3MP'den 21MP'e çıkarıp görüntü kalitesinde düşme yaşatmayarak verdik; 2005 yılında çıkan 5D DIGIC II işlemcisi kullanırken, 5D MarkII DIGIC IV işlemcisi kullanmakta.
Konumuz kesme çarpanıydı neden bu kadar uzun algılayıcı boyutunu anlattın ki diyen olabilir ama bu ana kadar altyapı çalışması yaptık, bunları anladıysanız geriye kalan kesme çarpanını anlamanız da çok kolay olacak :) 'Fotoğrafçılık Teknik Terimleri' yazımızın 'Görüş Açısı' bölümünde de bahsettiğim gibi lenslerin görüş alanları karşılaştırılırken yatay veya dikey görüş açısı değil, diyagonal görüş açısı kullanılır. Görüntü algılayıcının diyagonal boyutunun 35mm'lik filmin diyagonal boyutuna göre oranı da kesme çarpanını verir. Örnekle durumu pekiştirelim:
Kesme çarpanı sanırım anlaşılmıştır, peki neden lensi alıp odak uzaklığını kesme çarpanı ile çarpıyoruz, kesme çarpanına da bu nedenle odak uzaklığı çarpanı diyoruz?
En çok optilk algılayıcı çeşitine sahip olduğu için Canon'dan örnek vererek işin özünü kavrayalım. Canon EOS 1D çıkmadan önce filmli dönemde de EOS ismiyle modellere sahipti, hem filmli hem de sayısal EOS gövdelerin lensi taktığınız ağızları aynı idi yani filmli EOS'unuz için satın aldığınız lensinizi sayısal EOS'unuzda da ek masraf yapmadan kullanabilecektiniz. EOS 1D, 1.3X kesme çarpanına sahipti, herkese daha tanıdık geleceği için kesme çarpanı 1.6X olan 450D üzerinden anlatmaya devam edeceğim. 1980'larda satın alıdığınız Canon EF 1.8/50 lensini çok severek kullanıyordunuz ama DSLR'ların fiyatlarının iyice ucuzlaması ile siz de bir adet Canon DSLR almaya karar verdiniz, ne de olsa lenslerinizi kullanmaya devam edebilecektiniz. Araştırdınız ve fiyat/performans oranı çok iyi olan 450D'yi almaya karar verdiniz, parası ödendi ve makianıyı alır almaz kit lensini çıkarıp EF 1.8/50'nizi taktınız. Hmm, birşeyler farklıydı…lens filmli SLR'ınızdan daha çok yakınlaştırma sağlıyordu sanki! Lens gerçekten de 450D'de daha çok mu yakınlaştırma sağlıyordu? Bu sorunun tam cevabı hayır olacak :) Nedeni de aslında çok basit, lens hala eski lensiniz hiçbirşeyi fiziksel olarak değişmeden nasıl daha fazla yakınlaştırma sağlayabilir ki! Burada yakınlaştırma 'hissi' veren küçülen algılayıcı boyutunuz vermiş oldu. Olaylar açıklanacağı yere daha mı karışıyor :) Hemen yukarıda verdiğimiz fotoğrafın 35mm ve 450D'nin görüntü algılayıcısına indirgenmiş haline bakalım.

Bu 12mm'lik bir lens ile çekildi ama örneğimizle devam edelim biz, bunun 50mm ile filmli SLR'ınız ile çekilmiş olduğunu düşünün. 450D'nize aynı lensi taktığınızda görüntü algılayıcı daha küçük olduğu için lensin sağladığı görüntünün hepsini değil sadece belli bir oranını görüyorsunuz yani lens hala aynı lens aynı görüş açısını sağlıyor ama küçülen algılayıcı lensin sağladığı görüş alanının hepsini kullanamıyor yani gördüğü açı küçülmüş oluyor ve siz lensin daha fazla yakınlaştırdığını sanıyorsunuz. Gözlük kullananlar gözlük camlalarının kenarlarına kağıt yapıştırarak bunu deneyebilirler :) Hemen biraz daha matematiksel işlem yaparak konu sıcakken iyice oturmasını sağlayalım.
Görüş açısı hesaplaması için bu güzel siteyi kulalnabilirsiniz: www.sweeting.org
Kesme faktörünün + ve – leriyle değerlendirmesi:
Advanced Photo System (APS), Advantix markası ile Eastman Kodak tarafından pazarlanmış olan bir film formatıdır. Film 35mm yerine 24mm genişliğe sahiptir ve toplam 3 farklı boyutu vardır:
APS-C algılayıcı DSLR modellerinin kesme çarpanı değerlerine göre sınıflandırılması ise şu şekilde:
APS-C lensler, APS-C algılayıcıları düşünülerek özel olarak tasarlanmış lenslerdir. Bu lenslerin üzerinde yazan odak uzaklığı değerleri 35mm'lik eşleniği değildir yani bu lenslerin üzerinde yazan odak uzaklığı 35mm'lik makinaya takılan aynı odak uzaklıklı lensten daha dar bir görüş açısı sunar. Örnekle konuyu açıklayalım. Sigma'nın çoğu APS-C gövdesi için çıkarmış olduğu Sigma 10-20mm F4.0-5.6 EX DC HSM lensi ele alalım. Bu uzun isimlendirmede bizi ilgilendiren kısaltma 'DC'dir çünkü APS-C makinalara özel olarak tasarlanmış bir lens olduğunu ifade eder. Bu lensin ürettiği görüntü 10mm'de 'Full-frame' algılayının tamamını kaplayamayacak kadar küçüktür, sonuçta vizörden baktığınızda tam olmayan dairesel bir görüntü alırsınız, bu dairenin dışında kalan yerler ise siyahtır. Nedeni ise APS-C nin ihtiyacı olan görüntünün zaten 'Full-frame'e göre daha küçük olmasıdır. Bu lenslerin 35mm'lik eşleniğini bulmak için odak uzaklığını APS-C algılayıcısının kesme çarpanı ile çarparak buluruz yani 450D'nize taktığınız bir Sigma 10-20 ile elde edeceğiniz görüş açısı 5D'ye takacağınız 16-32 ile aynı görüş açısını verecektir.
Markalara göre APS-C'lere özel üretilmiş lensler için kullanılan kısaltmalar:
Sigma 12-24'ü alıp 5D ve 450D'ye taktığımızda aşağıdaki somut sahne ortaya çıkar.
Canon 5D’ye takılan Sigma 12-24’ün 12mm’de sağladığı görüş açısı. Bu görüş açısını Canon 450D’de elde edebilmek için 7.5mm’lik lens kullanmak gerekir!
1.6x kesme çarpanlı Canon 450D’ye takılan Sigma 12-24’ün 12mm’de sağladığı görüş açısını Canon 5D’de 19mm’lik bir lens sağlayabilmektedir.

Buradaki bilgiler Canon'a ait yani birince elden kaynağından okudum ve çevirdim :)
Görüntü Algılayıcılar fotodiyot (İng: 'photodiode') olarak adlandırılan tekil ışığa duyarlı cihazlardan milyonlarcasını barındırır. Mühendisler görüntü algılayıcı tasarımına tek bir fotodiyot tasarımı ile başlarlar ama bu sadece ışığa duyarlı kısmın tasarlanmasından ibaret değildir, bunu destekleyecek devre bileşenleri ve bunları barındaracak kasa da tasarlanmalıdır. Bu birim tasarım CAD (Bilgisayar Destekli Tasarım, İng: 'Computer-Aided Design') sürecinde milyonlarca kere çoğaltılır. Son tasarımdaki tüm fotodiyotlar birbirlerine elektronik olarak bağlıdırlar ve devre oluşturmak için ızgara deseninde düzenlenirler. Bu devre deseninin bir görüntüsü silikon devre plakasına (İng: 'Silicon Wafer') çok yüksek küçültme oranı ile 'mask aligner' ya da 'stepper' olarak adlandırılan üretim araçları ile yansıtılır (tam olarak 'projection' kelimesi kullanılıyor).

2", 4", 6", 8" 'wafer', kaynaj: wikipedia
Yarı-iletken üretiminde, 'Wafer' denilen ince silikon diskleri ham madde olarak kullanılır. Bileşimine göre 8" çapındaki bir 'wafer' ın maliyeti 450$, 500$, 1000$ hatta 5000$'a kadar çıkabiliyor (bunların 2006 maliyetleri olduğunu belirteyim). Yüzlerce üretim sürecinin ardından 'wafer' algılayıcılar ile kaplanmış oluyor. Eğer algılayıcı boyutu APS-C ise yaklaşık 200 olan algılayıcı sayısı, APS-H için yaklaşık 46 oluyor. Peki 'Full-frame' için? Sadece 20 tane! Bunlar mükemmel koşullarda geçerli olan sayılar çünkü işin içine bir de toz veya çizik nedeniyle kullanılamaz hale gelen algılayıcılar giriyor. Canon'a göre bu oran APS-C için göz ardı edilebilirken söz konusu 'Full-frame' olunca durum daha dramatik oluyor çünkü yerine göre tüm algılayıcılar kullanılamaz hale gelebiliyor, bunun nedeni büyük boyutlu algılayıcının kolay 'hedef' olması. Saydığımız nedenlerle 'Full-frame' algılayıcı üretimi söz konusu olunca hem daha hassas çalışılması gerekiyor hem de maliyetler artıyor. Hepsi bu kadar mı? Daha bitmedi :) 'Full-frame' algılayıcıın devre deseni silikon 'wafer'a tek seferde yansıtılmak için çok büyük geldiği için 3 adımda yansıtılıyor. Bu kullanılan maske sayısının ve yansıtma işleminin üçlendiği anlamına geliyor. Canon2un maliyet konsuundaki son yorumu ise şöyle: "Bu işlemler nedeniyle 'Full-frame' algılayıcı maliyetinin APS-C algılayıcının maliyetinin 3, 4 katı değil, 10,20 hatta daha fazla katı oluyor." Aralığın biraz fazla olduğunu kabul ediyorum ama aynı zamanda kullanılamaz hale gelen algılayıcılar da sanırım bu hesapta mevcut.

Canon'un 20 'Full-frame' algılayıcı barındıran 8" 'wafer'ı.
Ürünlerin pazarda konumlandırılmasına gelince aslında Canon'un sınıflandırması gayet açık. APS-C algılayıcılı modeller giriş (XXXD modelleri) ve yarı profesyonel (XXD) olarak özelliklerine göre ikiye ayrılıyorlar. Tek bir yansıtma işlemi oluşturulabilen en büyük algılayıcı APS-H olduğu için ayrıca bir 1.3X çarpan sınıfı doğmuş, profesyonel olan bu gövdeler (1D, 1D Mark II) bu nedenle APS-C modellerden daha yüksek, 'Full-frame' profesyonel gövdelerden (1Ds Mark II, 1Ds Mark III) ise daha düşük fiyata sahip. 5D ise üretimine başlandığı 2005 sonundan bu yana müstesna bir yere sahip çünkü aradan geçen 4 sneye rağmen hala alınabilecek en ucuz 'Full-frame' gövde. Bu kadar uzun süredir bu kadar çeşitliliği bize sunan Canon'u da ayrıca takdir etmeliyiz çünkü diğer üreticiler APS-C'den daha büyük algılayıcılı gövde üretimine daha geçen sene başladılar ve lens konusunda Canon kadar geniş bir yelpaze sunabilmeleri de kısa zamanda pek mümkün değil.
Yazının içeriği ayrı bir güzel Türkçeye gösterdiğiniz azami önem ayrı bir güzel.Çok teşekkürler.
sadece pclabs'da bu detay var, :)
Wikipedia'daki konular, farklı kaynaklardaki yazılar ve benim kendi eklediklerimin Türkçe olarak toplanmış hali olan bu yazının bir benzeri Türkçe olarak mevcut değil, İngilizce olarak da toplu halde bir kaynak görmedim :)
Bir sonraki teknik yazım: 'Noise' Nedir?
Gren'den değil sayısal makinalardaki 'Gürültü'den bahsedeceğim, kaynağı ve çeşitleri nelerdir vs.
Hayal edebileceğimden daha çok bilgi derli toplu bir şekilde… Hiç bir söze gerek yok. Bravo.
"Algılayıcının boyutu küçüldüğü için detay yakalayabilme yeteneği azalacak"
Şöyle söylemek daha doğru olurdu sanırım;
Algılayıcı boyutu küçüldüğü için her bir pikselin de boyutu küçüleceğinden, lensinizin keskinliği algılayıcının detay yakalayabilme yeteneği konusunda belirleyici olacaktır.
Yazılarınızın devamını görmek dileğiyle.
Evet dediğinizde haklısınız. Algılayıcıdan azami yarar sağlayabilmek için algılayıcıya özel tasarlanmış lensleri kullanmak daha doğru olur. Bunun en iyi örneğini 4/3 sistemlerde görebiliriz çünkü 4/3 lensleri 35mm'ye göre çok daha küçük olan algılayıcıya en uygun ışığı düşürmek için tasarlanıyorlar ve bu sayede 4/3 sistemler detay yakalama konusunda daha büyük APS-C algılayıcıların gerisinde kalmıyorlar.
önemli bir dezavantaj vizörün ufalması ve kararması, buna değinmemişsiniz.
Hatırlatma için teşekkürler.
elinize sağlık, teşekkür ederim.
YALÇIN BEY AÇIKLAMA VEDE GÖRÜŞLERİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM. SİZLER GİBİ TECRÜBELİ BİRİLERİNİN YAZILARINI OKUYUNCA KEYİF ALIYORUM. BEN AMATÖRCE KENDİ ÇAPINDA FOTOĞRAF İLE UĞRAŞMAKTAYIM. BİR İŞYERİNDE ÇALIŞIYORUM. İŞ ÇIKIŞINDA VE HAFTA SONU (YANLIZCA PAZAR GÜNÜ) DOĞA VE AİLE FOTOĞRAFLARI ÇEKMEYE ÇALIŞIP DURUYORUM. CANON EOS 400D KULLANDIM , SATTIM. NACİZANE SİZDEN FİKİR ALMAYA ÇALIŞIYORUM. BU KONUDA BANA YARDIMCI OLURSANIZ MEMNUN OLURUM. SİZCE GİRİŞ SEVİYESİ OLARAK NE ALMALIYIM (KİT OLARAK ELİMDE LENS YOK) ÇOĞU FORUMLARDA GENEL OLARAK NİKON D90 (18/105) VEYA CANON EOS 500T1İ (18/55) LENSLİ Mİ VEYA SİZİN ÖNERECEĞİNİZ FARKLI MODEL VEDE ÇEŞİT ? BU KONUDA BENİ BİLGİLENDİRİRSENİZ MEMNUN OLURUM. BANA ZAMAN AYIRDIĞINIZ İÇİN ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM. SAYGI VEDE HÜRMETLERİMLE..
Çok teşekkür ederim. Yeterince açık ve anlaşılır anlatılmış. Ve makinamın (Olympus e-400) neden yüksek ISO'larda gren oluşturduğunu şimdi anladım. Hatta neden eşdeğer makinelere göre 14-42 lensle makrolarda başarılı olduğunu anladım.
cok merak ettigim ve kafamı cok karıştıran bir konuydu.cok tesekurler.
Güzel yazılarınız için teşekkürler. Sitenin Fotoğrafçılık bölümü artık takibimde :)
çok bilgilendirici bir yazı bu tarz yazılar bulabilmek gerçekten çok faydalı oluyor yazılarınızın devamı dileğiyle.
Değerli yazı için teşekkürler
nihayet aklı başında bir anlatım. teşekkürler.takipciniz olacağım.
incelemeniz için teşekkürler…
Bu yazının güncellenmiş hali fotoğrafçılık sitemizde mevcut:
http://www.bascek.com/252/crop-factor-nedir/
Harika açıklamışsınız, çok merak ettiğim bir konuydu, şimdi iyice öğrenmiş oldum. Bir türlü aklım Canon 500D ile Canon 5D MarkII arasındaki aşırı fiyat farkını neyin yarattığını almıyordu:)
birbirimizi tanımadığımız şu ortamda, yine tanımadığınız kişilere bu derece yardımcı olacak ve emek harcanacak. harikasınız. elinize emeğinize sağlık.
çok çok teşekkürler.
teşekkürler….
Helal olsun hocam ne diyeyim sana, birkaç güne dslr alacağım, hiçbirşey bilmiyordum, yazdıkların sayesinde birkaç değil bayağı birşey öğrendim, tekrardan çok teşekkür ederim