Dünyamızda bundan 65 milyon önce yaşanan ve sadece dinozorları değil dünya üzerindeki tüm canlıların yarısını da yok eden felaketin sebebi karara bağlandı.

Aralarında jeologlardan, paleontolojistlere, iklim bilimcilerden tarih bilimcilerine, deprem ve çöküntü uzmanlarına kadar pek çok bilim dalından yetkililerinin bulunduğu toplamda 41 bilim insanından oluşan komitenin 20 yıla yakın bir süredir devam eden çalışmaları ertesinde felaketin failinin günümüzde Meksika'nın Yucatan yarımadasının bulunduğu yere çarpan büyük bir göktaşı olduğu sonucuna varıldı.

Dinozorların yokoluşunun sırrı çözüldü Yucatan yarımadası 550x352

Kanaate göre, dünyamızı toplu yokoluşa sürükleyen çapı 12 kilometreden fazla (yani orta büyüklüğe sahip bir şehir genişliğinde) bu göktaşının gezegenimize çarpış hızı ise kurşundan tam 20 kat daha hızlı biçimde gerçekleşmiş. Öyle ki çarpışma ertesinde oluşan patlamanın etkisinin Hiroşima'ya atılan atom bombasından 1 milyar,  şimdiye kadar denemesi yapılmış en büyük nükleer silahtan ise 1 milyon kat daha şiddetli olduğu düşünülüyor.

Bilim kurulunun patlama ertesi dünyada oluşan gidişatla ilgili vardığı kanı ise şu:

Çarpma ertesinde Yucatan yarımadası açıklarında deniz tabanında 100 km çapa ve 30 km de derinliğiyse sahip bir krater oluşuyor. Bu krater günümüzde halen izlerine rastlanan ve Chicxulub olarak isimlendirilen krater. Çarpmanın akabinde deniz suyu ve yöredeki kayalar anında buharlaşarak kükürt tuzlarıyla beraber atmosfere uçuyorlar. Yine bu çarpmanın ertesinde yüksek büyüklüğe sahip depremler, toprak kaymaları ve  dev tsunamiler meydana geliyor. Atmosfere fırladıktan sonra yeryüzüne geri yağan sıcak kayalardan oluşan yangınların duman ve külleri ise su buharıyla birlikte Dünya'yı kuşatarak uzun bir süre boyunca Güneş ışınlarının dünyamıza erişmesinin engelliyor. Hem güneşin perdelenmesi hem de üst atmosferde toplanan kükürt tuzlarının etkisi ile dünyamıza karanlık ve soğuk çökerken asit yağmurları da bitki örtüsünü tarumar ediyor. Tüm bu olayların birbirlerinin hem sebep hem de sonucu olacak biçimde gerçekleşmesi fotosentez sürecini de sekteye uğratarak en nihayetinde dünyamızdaki gıda üretiminin durmasına yol açıyor.

Dinozorların yokoluşunun sırrı çözüldü

İşte tüm bu felaketler ertesinde de o zamanlarda dünya üzerinde yaşayan dinozorlar toplu ve hızlı biçimde bir yokoluşa sürüklenirken, tarih sahnesi felaketten kurtulmayı başaran biz insanlara ve diğer bazı memeli türlerine kalıyor.

İlgili makaleye buradan erişebilirsiniz.

"Dinozorların yokoluşunun sırrı çözüldü" ile ilgili kullanıcı mesajları

  1. Levent YURT

    Dinozorlar hala yaşıyor !

  2. obican

    "tarih sahnesi felaketten kurtulmayı başaran biz insanlara ve diğer bazı memeli türlerine kalıyor"

    Pek doğru sayılmaz bu, insanın ortaya çıkmasına daha 63 Milyon yıl vardı.

    • Atladığın birşey var ama: Evrim teorisine göre insanın evrimi 150 milyon yıl öncesine dayanır.

      • Yalçın BAHADIR

        Saçma!
        İnsanın evrimi 3.5 milyar yıl öncesine dayanır!

        • Doğru bilgi ve detayları edinmek için Türlerin Kökeni'nin okuyabilirsin.

          • Yalçın BAHADIR

            Yerim türlerin kökenini!
            Hangi insandan bahsediyorsun?
            En eski insansı! (Bak insan demiyorum insansı garip yaratıklar diyorum) fosili 130.000 yıl öncesine aittir. Modern insanın (Cro-Magnon) en eski fosili ise 50.000 yıllıktır.

            Diyorsan ki bunlar zart diye ortaya çıkmadılar ya! Bunların da bir atası vardı. Sana katılırım ama niye 150 milyon yıl öncesinde kestin diye de sorarım? O yüzden yeryüzünde canlılığın 3.5 milyar yıl öncesinden başlar dedim ki doğrusu da budur.

            Not: Evrimi kabul ederim ama "Tek bir ortak ata" fikrine kesinlikle karşıyım. Bu önemli mi bilim açısında? Tabii ki değil!

        • Açıkçası senin gibi birinin yerim Türlerin Kökenini demesine cidden şaşırdım.

          Ezberden yazığım için yanlışlık arzedebilir ama hatırladığım kadarı ile bahsettiğim tarih aralığı antropotlara uzanıyor. Onların bağlandığı Hominid'ler onlardan da insan(sılar)a geçiş. Tabii arada şimdi detaylandıramayacağım pek çok geçiş süreci mevcut.

          Tek bir ortak ata konusu ise benim hiç kafamı karıştırmıyor, hatta bilakis çok daha mantıklı geliyor. Tabii bu olmayabilir de kesin birşey söylemek imkansız. Ama neticede evrim her zaman oldu ve her zaman da olacaktır fikrimce.

          • Mehmet Yılmaz

            hala evrim teorisine inanan ileri zekalılar varya şaşıyorum doğrusu

          • Yalçın BAHADIR

            Kafanı karıştırmamasının bir iki nedeni olabilir;

            1- Evrimin kanıtlarına rastlamışsındır. (Zayıf ihtimal)

            2- Evrimcilerin en çok zorlandığı argümanlardan haberin yoktur. (Bu daha olası)

            Sana bir soru;

            Ben yeterince süre kollarımı sallayıp sürekli zıplayıp dursam; kollarım kanada dönüşür mü?

          • Nihilix

            @Yalçın Bahadır;

            Evet. Hayatın boyunca her gün, gününün yarısı kadar zaman, yüksek bir yerden kollarını sallayarak uçabilecekmişsin gibi aşağı atlarsan (her defasında bu kez uçacağına gerçekten inanarak) bu çabanı kendi zürriyetine genetik olarak aktarmış olursun. Aynı çabayı senden olan her nesil aynen devam ettirirse 20-30 nesil sonraki oğulların uçmayı öğrenmiş olur.
            Yani şimdi kendinden birkaç hücreyi saklarsan o vakit geldiğinde seni klonlarlarsa belki sen de uçabilirsin belli olmaz…

            Şaka yaptığımı belirteyim de ciddiye alan olmasın. Evrimin yöntemini anlatmaya çalıştım, o saçma sapan "şöyle şöyle olsa benim solungaçlarım mı çıkar?" sorularına yanıt olsun diye.

  3. by

    Resmin üstüne getirince "dinazor" yazıyor, "danazor" yazsanız daha esprili olurdu zannımca. :)

  4. Sirke

    Maalesef yazının kaynağı üyelik istiyor. (Hiç uğraşamam şimdi.)

    "bu göktaşının gezegenimize çarpış hızı ise kurşundan tam 20 kat daha hızlı biçimde gerçekleşmiş"

    Kısmı kafama takıldı; çünkü bir göktaşının; hızı, türüne göre değişiklik gösteren bir şeyden "tam olarak" 20 kat hızlı olması mantıksız olur.

    Kaynakta mı yanlış yapılmış, yoksa çevirmenin mi hatası merak ettim.

  5. pajero

    http://vimeo.com/4115328 videoyu seyretmek konunun meraklıları için faydalı olabilir, bilmediğimiz çok şey var.

  6. emir

    Saçmalık.. 12 km …Dünyanın çapı 12 bin küsür km..Bir futbol topuna oranlayıp çarpan göktaşının büyüklüğü göründe bu olayın saçmalığını anlayın..Bir futbol topu nun çapını 30 cm kabul etsek (kabaca) çarpan cisim 0.3 mm eder..Alın elinize 0.3 mm topla kıyaslayın..mm nin 3 de biri yani..

    Sizde saçmalığı göreceksiniz..

    • 0,3mm'lik cismi, kurşunun 20 katı daha hızlı bir hız ile topa fırlatırsak sanırım söylenmek isteneni anlayabiliriz :)

    • Xante

      12 km'lik bir parçanın belkide 20000km/saat hızla dünya atmosferine girdiğinde oluşacak ısı senin yaptığın yorumu elektron hızında buharlaştırmaya yeter merak etme sen rahat uyu..
      Dünyanın aslında 3000 yaşında olduğunu ve dinazor kemiklerinin tanrının kendilerini test etmesi için oraya koyduğuna inanan insanlardan sonra gördüğüm en komik yorum oldu seninki :)

    • Mediiic

      YAYINLANMIŞ bilimsel bir makaleye direk saçmalık diye başlaman bir yana yaptığın çok kompleks matematik işlemlerden sonra danazorlar(dinazor, dinosor) ölmemiş diyesim geldi.

    • ahmet

      Ek=1/2 mv^2 dır.belki cok basitce yazdım ama asıl olan kutle degıl hızdır.Carpısmada ortaya cıkan enerjı cok buyuk onu da hesaplayabılırız.Yaklasık olarak kutlesını bılınıyorsa cok basıtce hesaplanır.Kursunun 20 katı hızla sıvrısınek bıle arkadası devırebılır.

    • knn

      0.03 mm olmasın o?O gök taşı dünya çapının 1000de 1i ise senin 30 cm çaplı futbol topunun 1000de 1i 0.03mm eder.0.03mm'yi gözün seçebiliyormu senin?Aklına sığdıramadığınız şeyi saçmalık deyip geçin.

      • Mesudum

        Boyutsal ölçekleme ile hacimsel (kütlesel) ölçeklemeye karıştırmasak keşke…

        Bir kişinin boyu %10 uzarsa, vücudunun büyümesinde dengesizlik yoksa, ağırlıüı %33 artar.

        Bir topun çapını 2 katına çıkarırsan, kütlesi 8 katına çıkar.

        10.000'de birlik bir ölçekleme belki mesafelerin anlaşılmasına yarayabilir ama çarpma etkisinin 10^12 kat değişim göstereceğini kaçırmayalım.

  7. SineQuaNon

    dinazora tdk tepkisiz kaldı. dinozor olsun mu o diye soruyor. ne diyim?

  8. Bence ABD kongresi dinazor (veya dinozor) soykırımını kabul etsin, bu tartışmalar bitsin. Fransa da "dinazor soykırımı olmadı" diyenleri içeri atsın.

  9. babacan

    çok mantıklı bir senaryo. ancak çok uzun zamandan beri göktaşı düşmesi sonucu yok oldukları tezi vardı. şimdi de sonuca bağlamışlar.

  10. Yunus Emre

    Konu gerçekten çok ilginç, evrim saçmalıklarını araya sokuşturan insanların olmasıysa ayrıca çok ilginç..

    • Yalçın BAHADIR

      Kimse evrime bayılmıyor burda? Maymunla, yılanla, ne bileyim ben öglena ile ortak bir atamız olduğu fikrine sevdalı değilim. Varsa doyurucu ve "Bilimsel" bir açıklaman, seve seve dinlemeye hazırım. Buyur kardeşim seni dinliyoruz!

      • Yunus Emre

        Yıllardır bilim çevrelerince tartışılan bir konuda oturduğum yerden bir açıklama yapmam elbette çok saçma olur. Fakat her insan gerek bilimle, gerekse otuduğu yerden hiç bir şey yapmadan evrimin ne büyük bir saçmalık olduğunu görebilir. Üstelik yukarıdaki yorumları okurken en küçük bir kinaye vb duruma rastlamadım. Gayet ciddi bir şekilde tartışılan evrim saçmalığıysa kesinlikle iğneleyici bir yorumu hak eder. Ayrıca bilgi sahibi olmak için bknz. Evrim Aldatmacası, Materyalizmin sonu, mantıklı herhangi bir insanın düşünceleri vs vs

        • Sizin için üzgünüm ama evrimin ne derece büyük saçmalık olduğunu oturduğunuz yerden, hiçbir şey yapmadan göstermekle, Newton'ın kanunlarının saçmalık olduğunu oturduğunuz yerden, hiçbir şey yapmadan göstermek benzer zorlukta. :)

          Referans verdiğiniz metinler bilimsel anlamda hiçbir şey ifade etmeyen paragraflardan ve kasıtlı olarak saptırılmış gerçeklerden ibarettir, o konuda da üzgünüm. Aslına bakarsanız doğru düzgün bir eğitim almış herhangi bir üniversite mezunu için gülünçtürler. Eğer 80'lerden itibaren lise biyoloji kitaplarındaki bilimsellikten uzaklaşma hareketi olmasaydı lise çağındakilere de komik gelebilirlerdi.

          Konu evrim kuramının gerçekliği ya da ne kadar tutarlı olduğu değil. Evrimsel biyoloji uzmanlarının karşısına "ben oturduğum yerden ispatlarım len sizin mesleğin yalan olduğunu" diyebilmeyle ve bunu diyebilen bir toplumun bilimsel anlamda niye geri kaldığına şaşırmayla ilgili. Eğer bir toplumun çok büyük bir yüzdesi oturduğu yerden bir bilimsel kuramı çürüttüğünü sanıyor ve bu işin uzmanlarını ciddiye almıyorsa o toplumun bilim anlamında geri kalmışlığına şaşırmamak gerek.

          • Yunus Emre

            Hımm renginizi açıkça belli ediyorsunuz. Evrim kökten çökmüş bir teori fakat ben ne dersem diyeyim sizi bu "bilimsel" çıkmazdan kurtaramayacağımı biliyorum. Maymunu atası olarak görmekle de insan ne kadar ileri gider tabi bu da tartışılır..

          • Asıl bu son cümleniz tartışılmaz bence azizim.

            Çünkü insandan gelmiş olsak(bu da ne demekse) onca yıl geçti ee hala insanız nerede tekamül diye sormazlar mı :)

            Ama başka bir 'şey'den evrilmiş olsak, bakın insan olduk işte, ilinti yeteneği kazandık vs. vs.

            Hangisi daha ileriyi, gelişmeyi gösteriyor sizce :)

          • "Renk"? :D
            Ben bir taraftar değilim. Varolan bir şeyi yazıya döktüm o kadar. Neye inandığınızı ya da hangi konuda eğitim aldığınızı bilmiyorum, ilgilenmiyorum da. Ama bilimsel gerçekliklerin aksine inanarak o gerçeklikleri değiştiremiyorsunuz.

          • şafak

            konuya herkesin bir bakışı var ve kimileri aslında kanıtlarını algıladıkları ancak kabul etmek istemedikleri bazı bilimsel gerçekleri örtmek(kendilerinden saklamak) adına abartılı bir şekilde karşı çıkıyor. Saçmalık, geri zekalılık, bir dini yıkmaya yönelik komplo, kandırmaca olarak yorumluyor. Daha önceki tartışmalarda da gördük, maymunlar neden hala maymun, hani geçiş türleri nerede, horoz kafalı aslanlar, kanatlı kertenkeleler, çok yüzersek g..tümüzden yüzgeç çıkar mı? gibi bazı sorular soruyorlardı. hatta balık oltasını balık diye kitabına koyan bilimle alakasız bazı insanların kitapları gösterildi falan filan. Bunları yazma amacım; kimilerinin 'yattığı yerden' bazı bilimsel bilgileri çürüttüğünü sanmalarının sebebinin, savunma mekanizmalarından kaynaklandığını anlatmak istememdir.

    • Ben konuyla pek ilgili olmadığımdan size sorayım dedim;

      Evrime inanmak neden bu kadar zor geliyor? Dinde de esas olan tekamül değil midir? Ki bu tekamül olgusunu üstelik hiç zorlanmadan evrime bağlamak mümkün. Oradan buradan duyduğum kuyruk sokumu, %99 oranındaki genetik benzerlik gibi detaylar sizin hiç kafanızı karıştırmıyor mu?

      • Yalçın BAHADIR

        Tam tersini sorayım ben de o halde.
        Evrime neden balıklama atlanıyor? Her yerden kanıt fışkırıyor deniyor ya. Külliyyen yalan. Kanıt falan fışkırdığı yok. Her yerden totoloji fışkırıyor.

        Al sana bir önerme.

        Önerme1: Evrim teorisine göre; eğer canlılar alemi ortak bir atadan gelmişse mutlaka benzerlikler taşımalıdırlar.

        Önerme2: Tüm canlılarda az veya çok ortak özellikler vardır. Dolayısıyla bunun olabilmesi ancak ve ancak ortak ata ile mümkündür.

        Totolojinin ağababasını görebiliyor musun?

        • babacan

          önerme bir zaten var. hayvan ve insan dna'larının neredeyse %99 u tutuyor. insana en yakın dna'sı olan hayvanda faredir.

          • Yalçın BAHADIR

            Var olması bir şeyi değiştirmiyor. Yani benim söylemek istediğim evrimcilerin bas bağırdığı "Her taraftan kanıt fışkırıyor" sözünün tamamen kıçlarından uydurma olduğunu söylüyorum.

            Evrim nasıl keşfedildi?
            Canlılar arasındaki bir takım benzerliklerden.

            Yani dendiki: Madem biz birbirimize bu kadar benziyoruz o halde bir akrabalığımız olmalıdır. Dolayısıyla benzerliklerden yola çıkarak evrim keşfedildi ki bunu ilk keşfeden sanıldığı üzere Darwin veya Lamarck değildir.

            Sonra kanıt olarak fosil aramaya başladılar. Fosil buldukça; (mesela Tictaalik Roseae) Aha! işte hem sürüngene benzeyen hem de balığa benzeyen bir ara form bulduk. Evrim kanıtlandı!

            (Afedersiniz) Nah kanıtlandı! Evrimin kanıtlanabilmesinin tek bir yolu var. O da benzerlikler dışında (Çünkü evrimin tanımı gereği benzerlikler olmak zorunda) argüman bulunmalıdır. Ne olabilir o argümanlar? Bilmiyorum. Ama kesinlikle kendi içinde kısır bir döngüye girmemelidirler.

          • Aslında ilginç şekilde, şu haberin konusu olan dinozorların külliyen ara geçiş formlarını oluşturduğu söyleniyor.

            Bahsedilen "dinozorların yokolması", Dünya yüzündeki hayatın toptan, bir kerede ve bir anda "hokus pokus!" diye silinmesi değil. Uzun süren dönemlerden bahsediliyor. Bu dönemlerde, örneğin yiyecek kıtlığı ya da ortam koşullarına uyum sağlayamayan canlılar başka türlere evrildiler -dolayısıyla orijinalleri yokoldu.

            Araya şunu sıkıştırıp konuyu biraz cıvıtmak istiyorum. :) Geçen aylarda kız arkadaşım aradı, gülmeyi bırakınca anlatabildi. Hani şu Jurassic Park'taki dehşet hayvanlar var ya, Velociraptor'lar… Onların, bizim bildiğimiz "hindilerin" o dönemdeki atası olduğu düşünülüyormuş. Nasıl düşünülüyor, ne gibi kanıtlar var bilmiyorum ama popüler bilimkurgunun en korkunç hayvanlarından birinin hindiye evrimleşmesi doğruysa gitti gençliğimin karizmatik Jurassic Park'ı. :)

            Neyse… Benzerlik, görünüşteki benzerlik değil tabi sadece. Adam diyor ki, sürekli mütasyon var ve ortam koşullarına uygun olmayanlar ölüyor; dolayısıyla genlerini bir sonraki nesle aktaramıyorlar. Binlerce yıl sonra, ilk baştaki orijinal canlıdan farklı olanları çıkıyor piyasaya. Milyon yıl: Orijinal canlıyla alakası olmayan bireyler. Aynı bölgede, farklı katmanlarda, kronolojik olarak kendisinden önce gelenlerle benzer özellikler taşıyan canlılara ait fosillerin bulunması bu gidişatla açıklanıyor.

      • Yunus Emre

        Tekamül dini olarak ruhun gelişmesi anlamına gelir. Ruhsal olarak en üst merhaleye ulaşmak için yapılan manevi çabaların ürünüdür. yani evrim hiç bir ilahi dinde bilindiği şekliyle kesinlikle yer almaz. Teori olarak evrim ise çok ayrı bir şey. Yanlışlığı ilk başta onu en koyu şekilde savunan evrimcilerin itiraflarıyla ortadadır. Darwin dahi "sadece gözün nasıl oluştuğunu düşündükçe teorimin tam bir çıkmaza girdiğini seziyorum" der kitabında ya da mektuplarında. Farelerin paçavralardan, sineklerin çürümüş etten meydana gelebileceğini hangi mantık kabul edebilir. Ki tüm bunları bir kenara bıraksak dahi evrim sadece ilk oluşumdan sonrası için bir takım komik açıklamalarda bulunur. İlk yaratılış ya da ortaya çıkış hakkındaysa karanlık bir çıkmazın içine sapar hiç bir açıklama getiremezler. Yani mantıksal hatta bilimsel açıdan da hiç bir kanıtı yoktur. Tek kanıtları sahte çizimler vs lerdir. Daha derin bir açıklama için daha derin bir araştırma yapmanızı öneririm.

        • foti

          komik bir evrim tartışması daha.

          bende katıalyım bari :) evet evrim vardır, alın ikiz kardeşi ayırın birini şehire birini dağa gönderin. 6 nesil sonra çocuklarını kıyaslayın , ne kadar benzeyecekler birbirlerine.. Bütün canlılar bulundukları ortama uyum sağlarlar yada etkisi altında kalırlar. Bu zaman uzadıkça oluşan etkiyide artırır onlar da evrim geçirirler . ama Atesitin önde gideni olan darwinin teorisini ,tutup dinle bağdaştırmak abesle iştigal olur. Darwin büyük bir bilim insanıdır ama kullanılmıştır. Halen de ateistler tarafından kullanılıyor. Burdaki esas çatışma kaynağı da o. Evrimin ateist bir görüş olduğu varsayımı.akla yatkın olan kısmı kadarını alalım,bilimsel olanı. Propaganda olanını değil ! tabi isteyen Hz Adem'in maymundan türediğine inanabilir,buda kendisini bağlar.

          Kur'an evrime en büyük açıklamayı yapıyor aslında.Sanki haberdeki dünyayı kaplayan güneşi kesen büyük dumandan geriye kalanları anlatır gibi. "O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı? Enbiya-30" tefsirine de göz atmanızda fayda var http://www.unitedamericanmuslim.org/telmalili/enbiya.htm burada.

        • İyi de Yunus Emre, o "fare paçavradan, sinek de çürümüş etten meydana gelir" argümanlarını evrimciler söylemiyor, sizin o verdiğiniz kitapların yazar(lar)ı ve benzerleri kendi kendilerine uydurup, ondan sonra da "olur mu öyle şey" diye çıkıyorlar.

          :)

          • Abiyogenez yeni uydurulmuş bir şey değil ki. Hatta iddia edilen biyolojik evrim olmadan önce, moleküler evrim olması gerektiği için, aslında hala üstü örtülü olarak abiyogenez teorisi savunuluyor.

            Abiyogenez
            "​Cansız maddelerin tesadüfen bir araya gelerek canlı bir organizma oluşturacağına inanan görüştür. Ortaçağdan beri süregelen batıl bir inanıştır ve spontane jenerasyon teorisi olarak da bilinir. (bkz. Spontane jenerasyon)

            Ortaçağ'da, böceklerin yemek artıklarından, güvelerin yünden, farelerin buğdaydan oluştuğuna yaygın olarak inanılıyordu. Hatta, bunu ispatlamak için ilginç deneyler dahi yapılmıştı. 17. yüzyılda yaşayan Belçikalı bir fizikçi olan J. B. Van Helmont, kirli insan gömleğiyle buğday tanelerini biraraya koyduğunda, farelerin oluşacağını sanmıştı. (Biyoloji Lise 3, Özer Bulut, Davut Sağdıç, Selim Korkmaz, MEB Basımevi, İstanbul, 2000, s.182) Etlerin bir süre sonra kurtlanmasının da, hayatın cansız maddelerden türeyebildiğine bir delil olduğu zannediliyordu. Oysa daha sonraları, etlerin üzerindeki kurtların kendi kendilerine oluşmadıkları; sineklerin getirip bıraktıkları gözle görülmeyen yumurtalardan çıktıkları anlaşıldı.

            Bu teori 19. yüzyılda, ünlü Fransız bilim adamı Louis Pasteur'ün yaptığı deneylerle tamamen çürütüldü. Pasteur, vardığı sonucu şu cümle ile özetledi:

            "Cansız maddelerin hayat oluşturabileceği iddiası artık kesin olarak tarihe gömülmüştür." (Sidney Fox, Klaus Dose, Molecular Evolution and The Origin of Life, New York: Marcel Dekker, 1977, s.4 )"

          • Aslan Kutay, işte bunu bekliyordum. Açarım babalar gibi parantezimi, veririm kaynağımı diyorsun. :)

            Abiyogenez meselesi çetrefilli. Olasılık teorisi açısından tamamen rastlantı eseri canlıların biyolojik yapısının oluşması mümkün biliyorsun. Ama kendi adıma bunun bir "müdahale" ile olup olmadığı konusunda çok net değilim. Zaten benim işim de değil. :)

            Yalnız Pasteur'ün deneyleri ile tamamen çürütülmüş olması imkansız. Tamamen çürütmek dediğin şeyin olması için mümkün olan tüm kombinasyonların denenmesi ve tamamının, mümkün olan tüm koşullarda başarısız sonuçlanması gerekir. Pasteur'ün deneyleri, kendi denemelerinde kullandığı varsayımların çürütülmesi anlamına gelir sadece.

            Söylediğin şey, benim senin bilgisayarında sadece çok bilinen portları tarayıp, hiçbirinden yanıt alamayınca "Kutay'ın bilgisayarına başarılı bir saldırı yapabileceğim tezi çürütüldü" dememe benziyor. Hani yapamam zaten de, eğer benim taramadığım portlardan birinde bug'lı bir servis yürütüyorsan bunun mümkün olup olmadığını bilemem. :)

            Haydi bakayım sen derslere dön şimdi. :) Elektronik mühendisliğine gitmeye kalkarsan sana Oppenheim İncili hediye edeceğim. ;)

          • Yazında yanıldığın bir nokta olduğunu düşünüyorum :) .

            "Olasılık teorisi açısından tamamen rastlantı eseri canlıların biyolojik yapısının oluşması mümkün biliyorsun."

            Bir canlının varolması için proteinlere ihtiyaç vardır. Bütün enzimler de protein yapı da bildiğin gibi. Bir canlının var olması için de birden çok enzime ihtiyacı vardır. Bir proteinin oluşma olasılığı ise basit bir hesapla imkansızdır :) Kaldıki işin ilginç tarafı protein olmadan da protein oluşamaz.

            Bu bilgilerinde parantezli kaynakları var ama aramakla vakit kaybetmedim şimdi. İstersen bulabilirim.

            Oppenheim konusunu anlayamadım bir de.

          • Kutay, kaynakların olduğunu biliyorum ve kaynaklara dayanarak konuştuğundan kuşkum yok. Sen söyle yeter, bir kaynaktan konuştuğuna güveniyorum.

            Ancak ben tamamen olasılık teorisinden bahsediyorum. Örnek uzayda, mümkün olan tüm olasılıkları tükettiğin zaman elinde "müsbet" sonuç olma ihtimali birdir. Basit anlamda "brute force" saldırısına benzetebilirsin. Mümkün olan tüm şifre kombinasyonlarını denediğinde mutlaka doğru şifreyi bulursun. Doğru şifreyi bulman, eğer denediğin kombinasyonlardan sonuncusu ise 20 yıl sürebilir. Ama tesadüf eseri üç yılda da bulabilirsin.

            Bu moleküllerin birbirine bağlandığını ve proteinleri oluşturduğunu biliyoruz. Onların da birleştiğini falan biliyoruz. Soru, bunların _belirli bir sırada_ dizilmesi olasılığı. Eğer bunlar birbirleriyle sürekli birleşiyorlarsa ve bu kombinasyonlardan biri anlamlıysa (yani canlı hayatına neden olabiliyorsa) bu kesin olarak gerçekleşecektir.

            Bak şuna dikkat et: Bu kesin olarak gerçekleşmiştir demez olasılık teorisi. Ama 10 milyon yılda, ama 100 milyon yılda, milyar yılda… Kesin olarak gerçekleşecektir.

            Aynı şekilde, harici bir etkinin, senin söylediğin haliyle bir İlahi etkinin olmadığını da söyleyemeyiz. Bunu da, sen brute force ile şifreyi kırmaya çalışırken daha onuncu dakikada benim gelip "Haa Kutay, benim makinenin şifresi şu yav" dememe benzetebilirsin. :) Sen 10 yıl denesen bulacaktı ama bir dış müdahale ile şifreyi küt diye girdin.

            Yani matematik, evrim biyologlarından ya da abiyogenez taifesinden de daha fazlasını; bu moleküller ve bu koşullar olduktan sonra canlı hayatının *kesin olarak* oluşacağını söyler. İmkansız olduğunu iddia edenler, birtakım iptidai varsayımlarla buldukları rakamları "bakın o kadar düşük ki imkansız gibi bi şey bu" şeklinde lanse eder, büyük rakamları insanları kandırmak için verip işi hokkabazlığa sürerler.

            Oppenheim İncili, Signals and Systems dersinde kullandığımız kitaptı. Alan Oppenheim'ın (ve tabii çalışma arkadaşlarının) yazdığı kitap o kadar çok şeyi anlamana yardım ediyor ki biz aramızda şaka yollu "Oppenheim İncili" derdik arkadaşlarla: "Yahudilere Hz. Musa, Hristiyanlara Hz. İsa, Mühendislere de Oppenheim'ı göndermiş" gibi. :)

          • Verdiğin örnek çok güzel ve olasılıkt teorisinin anlaşılması için yeterli ancak; evrim bu durumdan çok daha kompleks. Evrim olsaydı, bu sefer Allah evrimle yaratmış derdik, çünkü evrimle yaratışış en az 0'dan yaratılış kadar karmaşık bir konu. Ama evrimin olmadığını gerek fosil kayıtlarından gerekse bütün bu konuda yazdığım diğer mesajlardan görüyoruz.

      • Mesudum

        Yaratıcı fikrini, sadece evrim konusunda değil, bilimsel düşünce ve akıl özgürlüğü konusunda da, baştan kabul etmemesi (inanan için imanın şartıdır)…

        Tesadüfleri, virgülden sonraki bilmem kaçta bir ihtimalleri "her nasılsa nasıl işte, olmuş ya!" şeklinde açıklaması…

        Diğer uzay mekanlarında (yıldız, gezegen, uydu, boşluk…) başka yaşam türlerinin ilkel seviyede de olsa oluşabileceği şartların gözlenememiş olması…

        İslam açısından karşı çıkışta sadece insan yok, her canlı için yaratılış var çoğunlukl. Bazı düşünürler (kelâm uleması) insan hariç diğer canlılarda evrime "olur" veriyor, kimileri siz gibi inkar olmadıkça evrim de Allah'ın takdirindedir deyip kabul edebiliyor. Burada bir tekdüzelik bir fikirbirliği yok.

        • Aslında mevzu, bu bahsettiklerinin bir tür imanla kabul edilmesi ve öyle kabul edildiğinin sanılmasıyla ilgili bence.

          Evrim kuramıyla ilgili karşı-argümanların hemen hemen tamamı, Türlerin Kökeni'ndeki belirli tümcelerin çıkarılıp kendi özellerinde, "yersen" mantık yürüterek yanlışlanmaya çalışmasına dayanıyor. Darwin'in "teorinin güçlükleri" olarak yazdığı şeyler sanki "aha bakın yanlış" diye ortaya çıkarılıyor ki bunlar arasında geçen yüzyıl içerisinden açıklama getirilebilmiş olanları da var.

          Bu "Evrim Aldatmacası" gibilerini ortaya sürenler -ki tartışma şaşırmayacağınız üzere ABD'den ithaldir- evrim kuramını, Darwin'in kutsal kitap formatında yazdığı bir metinden ibaret gibi lanse ediyorlar. Yani bir nevi inananların kutsal kitaplarına rakip. Tabii kendi kutsal kitaplarının değişmemiş tek doğru olduğu inancıyla da, sanki Darwin'in metinlerinin de üzerinde oynama yapılmamış, sadece iman edilmiş şeyler olduğunu, dolayısıyla da kendileri dışındaki tüm dinler gibi "batıl" ya da "sapkın" bir tür inanç meselesi olduğunu sanıyorlar.

          Konuya, bilimsel düşünce ve akıl özgürlüğünün, yaratıcıyı baştan reddetmesi değil de, bilimsel yöntemlerle açıklamak için bir etken olarak kabul etmemesi olarak bakmak gerek ki bilimsel yöntemlerde zaten bu mantıklı. Düşünsene, elektrik meselesini başka türlü araştırmamış olsalar bugün nerede olurduk?

          Bu bir imansızlık anlamına da gelmez. Birey, bilimsel çalışmalarında bilimsel yöntemleri izleyerek pekala inançlı olabilir ki inançlı bilim insanı da az değildir.

          • davul-cu

            İnanan için bilimsel açıklama kutsal kitaptır.İnan bana insan için bu evrim dediğin saçmalık gerçek olsaydı mutlaka kitapta geçerdi.Bunun gibi varsayımları uyduran ve inanan sizler inançsızlığınızı tasdiklettirmekle kalmıyor üstüne damga vuruyorsunuz.
            Sen kendine evrim teorisini benimsetmiş ve atalarının maymun olduğunu düşünüyorsan birde hz. ADEM as. ve hayvanat bahçesindeki maymunlara bak!Bir peygamberdi ve ilk insan oydu yani evrim dediğin şey insandan tamamen bağımsızdır.Bunu inkar ALLAH'ı inkardır ve bu kişilerin hala müslümanım demesi kendini kandırmasıdır.İnsan yani sen ve ben birer insanız ve bu dünya bir imtihan dünyası.Yüce ALLAH bizi dünyaya imtihan için gönderdi ve ALLAH eğer akıl vermeseydi ve o hayvanat bahçesindeki maymun gibi olsaydık ALLAH'ın varlığını nasıl düşünür ve dini nasıl yaşayabilirdik?Durduk yere ağaçlarda meyve yada toprakta bitki yetişirmiydi?yada etini yediğimiz hayvanlar süs diyemi dünyada bizimle var oldu?bence saçmalamayı bırak ve aklını başına topla.

          • şafak

            Evet aklımızı başımıza devşirelim milyarlarca yıldız biz bakalım geceleri önümüzü görelim diye ağaçlar meyvesini biz yiyelim diye dinazorlar da biz araştıralım diye koyunlar da yiyelim diye yaratılmış.

    • Xante

      Evrim adı üzerinde daha teori olmaktan ileriye gidemedi. Zaten evrim diye ortaya atılan teori 3 günde maymunun dizüstü bilgisayar kullanması değildir.
      Mutasyon, adaptasyon ve doğal seleksiyonun harmanlanmasıdır evrim teorisi.
      Kısacası mutasyona inanmıyorsan kansere de inanmamalısın. Çünkü kanser hücresi mutasyon sonucudur.
      Adaptasyona inanmıyorsan güneşte bronzlaşmaya da inanmamalısın.
      Doğal seleksiyona inanmıyorsan karşına çıkan ilk kızla evlen türünü devam ettir. :)

      İnsanlar evrimi tanrı tanımazlık olarak görebilir ancak bir kutuya gerekli atomları, enerjiyi, mutasyonu, adaptasyonu, doğal seleksiyonu koyar o kutuyu 5 milyar yıl boyunca sallarsan birşeylerin değişmesi kaçınılmaz geliyor bana.

  11. Amca

    Bilimsel niteliği olan bir haber…de sitenin anasayfasında ne işi var, pek anlayamadım. Bilgisayarla, elektronik vs. ile ne alakası var bu haberin? "Hesaplamaları bilgisayarla yaptılar ya" mı denecek?

    Oldu olacak, siyaset haberlerini de anasayfada yazın isterseniz.

    • Haftasonu için spekülatif haber lazımdı ziyaretçilerin değişik yönlere çekip acayip yorumlar yazacakları. Bu haber de onlardan biri. Ortalığı kızıştıracak, içinde; din, Kur'an, hadis, evrim, darwin, adnan hoca, bilim, safsata bunlar, yaratılış kelimelerini içeren bir yorumunuz yoksa çok takılmayın :)

      • İyi de haberde geçmemiş o, yorumculardan biri sokuşturmuş. :)

        • Olsun :) Ben sabah haberi gördüğümde bunu düşünmüştüm. Mevzunun varacağı yer belliydi. Sen ben yazmasak da illa biri gelip yazacak :) Hem bunu ben görebilmişsem Erdem illaki görmüştür konudaki tartışma potansiyelini :)

          Zeki adam haberi nereye gitti? Takılıyoduk ne güzel :)

          • Yahu o haber çok sakattı. Aslında haberde bir şey yok ama adım gibi eminim o haberi diğer tarafından yorumlayacaklar ve feci bir tartışma çıkacaktı, küfürleşmeye bile varabilirdi.
            Boğazımıza kadar işe batmış olduğumuzdan, o haberi çekmek durumunda kaldık. Çok da kayıp yok, hem haftasonu "light" haberimiz çıktı bir tane, selamlaşma fırsatı da bulduk. :)

  12. Abdullah

    Ben dinozorların o zaman yok olduğuna inanmıyorum, Çünkü bazı olaylar var, mesela oğuzkağan destanı, ejderhalar. Bunlar aslında soyu tükenmemiş dinozorlardı. Özellikle Asyada, bugün Çinin olduğu bölge en çok dinozor fosilinin olduğu bölgedir. Ayrıca çin kültüründe de ejderha çok önemli, törenlerde kuklalarını görmüşsünüzdür. Belki binlerce yıl önce dinozorların son örnekleri yaşıyordu, insanlar bunlarla karşılaştılar, efsaneleşti ve ejderha adını aldı.insanlık tarihi en eski 10 bin yıl öncesine dayanıyor. Oysa bilimadamları bu olayın 65 milyon yıl önce olduğunu bildiriyor. 10 bin yıl ile 65 milyon yıl arası çook uzun bir süre var. insanlık tarihi 1 milyon yıl bile olsa dinozorlar 65 milyon yıl önce yok olmuş olamazlar.

  13. ELMIS

    Ya göktaşı dünyamıza çarpmasaydı?…

  14. Tövbe tövbe ya Rabbim.. Bir an olsun evrime inanasım geldi. Kanıt olarak ta dinazorluktan evrim geçirip PCLABS'te insan kılığında yazan, yok olmuş olmasına, defalarca çürütülmüş olmasına, saçmalayan kişinin kendisinin bile 'Keşke zırvalamasaydım' dediği teoriye halen inananları gösterebildik belki. Sizler.. İnsan postuna bürünmüş maymunlar veya dinazorlar mısınız? Sizde bir parçacık beyin yok mu Allah aşkına???
    Benim atalarım insandı. Hiç bir zaman tek veya çok hücreli.. Sonradan insana benzer bir ırka bürünmüş bir çeşit yaratıktan devşirilmedim ben. Allah C.C kendi istiğiyle ilk insanı yarattığı gibi, beni de yarattı. Ha, sizler birazıcı eğlenceli olsun diye belki.. Maymun veya dinazorlardan geldiğinize inanabilirsiniz.. "Lekum dinukum veliye din….."
    Allah aşkına soruyorum.. Bir insan, soyunun bir hayvan nesline danandığını nasıl iddia edebilir? Böyle bir şey bilimsel olarak ispatlansa bile inkâr ederim ya hu? Benim X yıl önceki atam maymun olamaz.. olmamalı.. Uffff…

    • davul-cu

      Değilde zaten kafana takma!aklını çeldikleri insanların günahını taşıyamayacaklar.Yukarıda yazdığım gibi bu teoriyi kabul edenler dinden çıkarlar.Dur sana başımdan geçen bir olay anlatacam:
      Ben gece uyurken gece yarısı cinler beni rahatsız ettiler !ben o anda ALLAH'ın ismini zikrettim ve o anda hafiften deprem oldu!bu sayede o halden kurtuldum.Bu depremi kabusun parçası zannettim ve sabah gece depremmi oldu diye sordum.Ailem komşularımıza sormuş ve gece gerçekten deprem olmuş.Çoğunuz bilir toplumda karabasan olarak geçen cinni bir varlık birçoğunuzu gece uykusunda rahatsız etmiştir.O gece anladım ki yaptığı işlerde ve yaşatısının her safhasında ALLAH'ı düşünen ve onun bizlere emrettiği kuralları benimseyenleri mutlak surette korur ve inancınızdan en ufak şüpheye düşmeyin arkadaşım.İnan buda bir imtihan ve zamanı gelince mükafatını alacaksınız şüpheniz olmasın.

      • Ha, biyoloji/paleontoloji yasak, "bu teoriyi kabul edenler dinden çıkarlar" diye aforoz etmek, şirk koşmak serbest ama?
        :)

        • davul-cu

          evet insan için bu teori tamamen safsata çuvalladın!

          • davul-cu

            "HA" derken?Bu teori insan için boyut olarak gerçeklik taşımaktadır diye düşünüyorum .Eski insanların dev gibi oldukları ve zamanla insan boyutunun küçüldüğü bulunan kemiklerle ispatlanmıştır.Bu teorinin bu bağlamda doğru olduğu doğrudur.Ancak materyalist ve mağlum çevreler maymundan evrim geçiren insan teorisi atmışlardır ortaya bu ise tamamen safsatadır.Bizim savunduğumuz düşünce maymundan evrim teorisini asla kabul etmez zira ilk insan olan HZ.ADEM peygamberdi ve cennetten kavulduğu için dünyaya gönderildi ve belli vakte kadar orada yaşayıp imtihana tabi tutulmasını ALLAH'U TEALA istedi.ALLAH'U TEALA bizzat BAKARA suresinde bundan bahsediyor ve bunun tam aksini iddia etmek işte şirk budur.Bu materyalist felsefeye ilgi duyduğun kadar madem inanıyorsun biraz KUR'AN-I KERİM oku!KUR'AN ahlakı derki ALLAH'ın verdiği aklınızı kullanın ve fikredin düşünün ve tabikide bilim bizim için bulunmaz nimettir!Bizim ters düştüğümüz tek konu bu materyalist darwin teorisi ve malesef 2'si birbirine ters düşmektedir.Maymun denen hayvani mahluklar hayvandır ve eğer haşa böyle bir teori gerçek olsa onlarında insan olup bizimle beraber yaşamaları ve maymunların asla olmamaları gerekmezmiydi?
            Sonuç olarak yüce ALLAH bu eşsiz ve mükemmel düzeni inşa ederken içinde bir sürü mahlukla beraber yarattı.İnsan bu yaratılanların arasında en şereflisidir.İnsan,cinler,hayvanlar;bu varlıklar bizimle beraber bu dünyada yaşayan bizim bildiğimiz varlıklar.Cin denilen varlıklarda bu dünyada yaşarlar ve bizim gibi onların da belli bir hayatı ve vakti vardır.Sanmaki ALLAH geçmişi ve geleceği bilmiyordu!hayır o herşeyi biliyordu ve o zamandan ve mekandan münezzehtir.Zira onu seven veli zatlar bile gelecekten birkaç müjdeyi vermişken onları yaradan ALLAH bilmeyecek? tabiki biliyordu ve ilk insandan bu yana hep elçiler göndererek kendini bize hatırlattı.Sonuç olarak dinimizde şüpheye yer yoktur ve darwin gibi bilimadamları veya buna benzer belli çevrelere veya oluşumlara hizmet eden kişiler veya kurumlar geçmişte'de vardı.Sen bir bilim adamı değilsin ve bende değilim onun için bize düşen bize düşeni yapmak.Ben seni ve sizi ve dahi okuyucu kitlenizi düşündüğüm için yazıyorum zira din derki bilginizle uyarın anlatın elinizden geldiğince anlatmaya çalışın der.Bu bağlamda bildiğim kadarıyla dini konularla fazla ilgili olmadığını az çok herkes idrak edebilir.Benimde burada görevim az çok pclabs'tan bir şeyler öğrendiğim için size karşı kendi çapımda mesul olmuş oldum.Bunları yazmak benim için bir iyilik(sevap) olmaktan ziyade bir borç oldu lakin hala bu darwin teorisinde israr edersen benim elimden birşey gelmez zira ben bir bilim adamı değilim !eğitim düzeyi modern yaklaşımlarda olgunlaşmış ehil biriside değilim.O yüzden çok fazla hassas noktalarda geziyorsun!korkarım ki asıl işi bilim olan bilim adamları bile bu ince çizgilerde gezmezken ve hepsi belli bir fikir sahibi olmuş ve kendi işleri ile uğraşırken neden sen hala bu hassas çizgide gezme gayreti içindesin?Benim sana diyeceklerim bunlardır zira bu hassas ve ince mevzularda kendi şahsi fikirlerini fazla tartışmaya açmaman senin ve senin gibi düşünenlerin yararına olur.Onun için karşıdaki insanların yani okuyucu kitlenizin eğitim ,öğrenim ,maneviyat,felfese,psikoloji,maddiyat,oluşum ve diğer vs. durumlarını bilmeden ve üzerlerinde yapacağı etkiyi hesaba katmadan bu tür tehlikeli konuları tartışmak çok yanlıştır.Ben doğru bildiğimi anlatmakla hükümlüyüm.Birilerine kimse dayatma yapamaz ve yapmayada hakkı yoktur.Genel düşünürsek mantıklı ve doğru olduğuna pek tabi sizde karar verirsiniz.Onun için pc labs olarak tartışmaya açacağınız konuları birazda din süzgecinden geçirerek tartışmaya açın.

          • davul-cu

            Unutmadan yukarıda yazdığım olay doğrudur isteyen inanır isteyen inanmaz kendi bileceği şey.O yüzden yazdıklarımın arkasındayım.Haşa ben kutsal biri veya bir kişi değilim!bende sizin gibi bir insanım.

          • davul-cu; kutsal kitap okumadığımı ve tek ilgi alanımın bilişim olduğunu da nereden çıkardınız?
            Çelişen şey kitap/din olmayabilir; bu bir inanç meselesidir ve kendi inancım gereği, çelişmediğini düşünüyorum. Çelişen şey sizin kendi din yorumunuz. Doğru olduğuna inandığınız, ama tanımı gereği kanıtlanamaz bir yorumu kesin doğru kabul edip, üstüne bir de gerçekliğe karşı savaş açıyor, sıkışınca tehdit ediyorsunuz. Yeni bir şey değil.

            Bilimsellikle uzaktan yakından alakanız yok. Dolayısıyla bilimi de kendi hayat felsefeniz gibi, atalardan duyulup ezberlenen ve kayıtsız şartsız iman edilen bir şey sanıyorsunuz. Siz bir şeyi söylerken "çünkü müslümansınız", aynı şekilde karşınızdaki sizin bildiğinizden fazlasını söylediğinde "çünkü materyalist" ya da öyle bir şeyler olduğu için söylemiş olmak zorunda sanıyorsunuz.

            Ama bilimsellik böyle işlemiyor. Bilimsellikte bulgular, deneyler, tekrarlanabilirlik gibi olgular var. Bilimsel yöntemi bilmeden yorum yapıyorsunuz, sonra da işin doğrusunu söyleyene "o materyalist de ondan öyle diyor" diye girişiyorsunuz.

            Karabasan meselesine gelince… Yaklaşık 20 yaşımdan beri karabasan durumum hiç olmadı. Hasbelkader, şu yarı-bilinçli rüya gören "defektif"lerden biriyim ve uyurken sizin karabasan olarak nitelediğiniz şey "geldiğinde" bunun aslında vücudun, uyurken kendini koruma mekanizması olarak motor sinirler vs. üzerindeki kısıtlama gibi kontrollerinin bir parçası olduğunu biliyorum. Karabasan "hissine" kapıldığımda bekliyorum, geçiyor.

            Bu bile aslında ne demek istediğimizi ve sizin dini oyuncak etmenizin sonunda işi nereye vardıracağını gösteriyor. Uykuyla ve rüyalarla ilgili pek çok bilinmeyen varken, bunlar arasında gayet iyi açıklanmış olgulardan birini yüzlerce yıl öncesinin bilgisini (ki dini yorum ağırlıklıdır) kullanarak açıklamaya çalışıyorsunuz. Sonra da bilimsel yöntemlerle kanıtlanmış olguyu "hayır efendim o cindir, sen materyalistsin ondan öyle söylüyorsun" diye reddedip işin içinden çıkıyorsunuz.

            Evrim kuramının ne kadar doğru ya da yanlış olduğu hiç önemli değil. Önemli olan, bu konuyu din ekseninde tartışacak kadar çok sayıda "anti-evrimci" barındıran ülkeler arasında birinci sırada olmamız. İkincisi de savaştıkları Irak'ın yerini bile bilmeyen cahil Amerikalılar. Neden bahsedildiği konusunda ancak anlamadığınızı cinlerle açıklayacak kadar fikriniz var, üstüne bir de bildiğini paylaşanlara sanki sizinki gerçeklikmiş gibi saldırıyor, bir de tehdit ediyorsunuz.

            Şimdi size bilimsel yöntem hakkında kaynak vereceğim, ama okumayacak ve öğrenmeyeceğinizi düşünüyorum. Yine de vereyim, sorumluluk benim üstümden kalksın.

            http://en.wikipedia.org/wiki/Demarcation_problem#Demarcation_in_contemporary_scientific_method

            Ne yazık ki Türkçesi'ni bulamadım, şimdi kendim çevirsem uyduruyorum falan diye tutturursunuz diye orijinalini verdim. Bilimselliğin kriteri (güncel fikirler bunlar gerçi, kesin liste demeyelim) budur. Bunun dışındaki şeyler bilimsellik değildir ve bilimsel, teknik olduğunu iddia eden biri bunlar dışındaki bir şeyin süzgecinden geçiremez.

          • davul-cu

            Dinimiz de tehdit yoktur sadece fikrimi beyan ettim.Bu olaylar yani halk dilinde karabasan olarak tabir edilen varlığın cin olduğu ihtimali çok yüksektir ancak kesindir demiyorum ancak cinlerin var olduğu kesindir ve bizim gibi bu dünyada onlarında bize benzer hayatları ve dinleri vardır.Kaldı ki o hafif şiddetteki depremin tam gece yarısı saat 03:00 civarı ki tam uykunun koyu zamanında meydana geliyor olması konuşmakta zorlandığım ve bunalma halinin hasıl olduğu anda ALLAH'ın ismini zikrettikten hemen sonra aynı anda bu hafif şiddetteki depremin meydana gelmesi sonucunda o halden kurtulmam rabbimin bana bir ihsanı ve aynı zamanda bu olayın bir kaç gün önce olması ve bunu size anlatmış olmam sizin için yani inananlar için bulunmaz bir nimettir.Bu kadarı da rastlantı hadi canım sende yalancı diyen olursa da sözün bittiği yer derim başkada birşey demem!Yukarıda'da yazdığım gibi dinimizde şüpheye yer yoktur ve bilim elvette tartışılmaz bir nimettir. Onun için bilim ve araştırma bana o hal olduğunda bunun benim üstümdeki etkisini ve oluşumunu teknik olarak açıklamaya çalışır.Bu bağlamda olması gerekende budur ve ben her zaman bilime saygı duyarım ancak din ile bilimin karşı karşıya geldiği çok hassas noktalarda vardır ki bu olgular geçmiştede vardı.Bu hassas noktalar aynı şekilde okuyucu kitlenizide etkilemektedir.Ben sizi tehdit etmedim etmemde! size yönelik bir tehdi'dim veya girişimim olamaz.Ben kendi fikrimi belirttim ve sizde fikrinizi belirttiniz.Bunun dışında ben sizi tehdit edersem savunduğum olguların dışında hareket etmiş olurum.

          • Afedersiniz, "bu hassas ve ince mevzularda kendi şahsi fikirlerini fazla tartışmaya açmaman senin ve senin gibi düşünenlerin yararına olur" sözü tehdit gibi geldi. Alınganlık etmiş olabilirim.

            Sizin inançlarınıza bir şey söylemiyorum. Sorun, din ile bilimin bu şekilde karşı karşıya getirilmesinde. "Gerçek" olduğu iddia edilen bir dinle bilim çelişemez -doğa olayları için bile inananlar için kanıttır diyen bir dinin, fizik kurallarıyla çelişmesi mümkün olabilir mi?

            O halde çelişen şey insanların ve toplulukların yorumları olmalıdır. Bu yorumlar kişiyi bilimsellikten çıkarmalarının yanında, inancının özünden de uzaklaştırır ve elinde hangisine inanması gerektiğini bilmediği, birbiriyle çelişen iki seçenekle bırakır.

            Size verdiğim bağlantıyı Google Translate ile falan Türkçe'ye çevirip okuyun. Orada gördüklerinizi düşünürseniz zaten yaptığınız şeyin inanıyorum dediğiniz dine nasıl aykırı olduğunu göreceksiniz. Orada dediği, bir kavramın bilimsel olarak nitelendirilmesi için (o verdiğim sayfada anılan) belirli koşulları sağlaması gereksinimi. Örneğin:

            - Düzeltilebilir ve dinamik olması: Yeni gözlemler yapıldıkça güncellenebilir olması. Siz kutsal kitabınızın yeni düzenlemelere açık olduğunu mu söylüyorsunuz?

            - Yanlışlanabilir ve test edilebilirlik. Bilimsel bir kuramdan bahsediyorsanız bunun yanlışlanabilirliğini ve test edilebilirliğini baştan kabul etmeniz gerekir. Kutsal kitabınızın yanlışlanabilir olduğunu kabul eder misiniz?

            - En ilginçlerinden: Kuramın kesin gerçek olduğunu söyleyememek. Bunu da söylemiyorsunuz herhalde? :)

            Şu halde söylediğiniz şeyler bilimsel gerçeklikler değil. Doğru mudur? İnançlı bir insan öyle kabul edebilir. Ama bilimsel açıdan doğruluğunun anlaşılması için, daha önce verdiğim (ve belki daha fazla) koşulla araştırlması gerekir. Belki sizin söylediğiniz doğru, ama bunu anlamanın tek yolu bilimsel yöntemler. Yoksa karabasanı, hatta şizofreniyi cinlerle açıklamak zorunda kalırdık çünkü bunları anlamadan önce de birileri İslam'a dayandırdıkları açıklamalar getiriyordu; onlara rağmen bilim bu işleri farklı şekillerde açıkladı.

            Burada üstüne yazıp durduğumuz konuya, evrim kuramına dönersek… O kuramdan kökenlerini alan koskoca bir genetik bilimi varken, safsata olduğunu iddia ediyorsanız sizin bileceğiniz iş. Ama bilimsel bir çalışma siz başka görüştesiniz diye bilimsel yöntemlerden vazgeçecek değil. Kaldı ki evrim de dahil, sizin arkaik fikirlerle açıklamaya çalıştığınız bir sürü fenomeni araştıran, üstüne bunun İslam'la çelişmediğini düşünen bir sürü müslüman bilim insanı da var. Şimdi siz kendi imanınızın onlarınkinden üstün olduğunu söylüyorsanız, kibir ve şirk gibi iki büyük günaha da giriyorsunuz.

            Darwin, bilim ürettiği için, kendi kuramının yanlışlanabilirliğini kabul etmiş ve hatta "eğer birisi şunu şunu bulursa bu kuram büyük zorluğa girer" ya da "şunu şunu kanıtlamak çok zordur" diye işaret de bırakmıştır. Bu bile dini bilgiyle bilimsel bilginin farklı düzlemlerde olduğunu gösterir. Darwin kendi kuramı "çökerse" gocunmazdı, yeni bulgularıyla çalışmaya devam ederdi bilakis. Yoksa adamcağızın, Doğu'da geniş bir topluluğun inandığı bir dini çökerteceğim diye bir kaygısı falan yoktu. :) Üstünüze alınmanıza gerek yok.

            Aaa, hatta, sizin neye karşı olduğunuzu da ben söyleyeyim aslında. :) Evrim kuramına ve bağlantılı bilimlere karşı değilsiniz siz. Siz, evrim kuramının içinde yer alan, spesifik olarak "insanın şu anki haliyle yaratılmadığı, aslında evrimleştiği" savına karşı geliyorsunuz. Yoksa geri kalanıyla (evet, Darwin'in yazdığı bundan çok daha fazlasıdır ve geçen yüzyılda bile sizin boyunuzu defalarca aşan çalışmalar yapılmıştır) bir sorununuz olmamalı.

          • davul-cu

            Afedersiniz, "bu hassas ve ince mevzularda kendi şahsi fikirlerini fazla tartışmaya açmaman senin ve senin gibi düşünenlerin yararına olur" sözü tehdit gibi geldi. Alınganlık etmiş olabilirim.

            Bu yazıyı senin kişisel tehdit olarak algılaman senin ne kadar din bilgisine sahip olduğunun gösteriyor!zira günah ve sevabın ne olduğunu ayırt edemedikten sonra insanların ben dini kitap okuyorum demesi dalaletin ta kendisidir.Zaten dindar bir şahsiyet her halinde ALLAH'ın rızasını gözetmelidir.Burada da günah ve sevab vurgularını yok sayıp kişisel tehditmiş gibi anlaman ve vurgu yapman senin ne kadar din bilgisine sahip olduğunun ispatı.Daha önce yazdıklarımı hiç anlamamış halde ve yokmuş gibi sayarak hala kendini ispat etme çaban bana acayip geldi.Eğer darwin teorisini yüzde yüz ispatlayacak bir delilin varsa ortaya koy?yani sen neyi savunduğunu bilmiyorsun.Darwin teorisi gibi birçok teori bu güne kadar hep benimsetilmeye çalışıldı ve bu teoride onlardan biridir.Burada ayırt edilmesi gerekeni ayırmaktan ziyada sözde bilim savunuyormuş gibi darwin'i savunman senin din bilginide açıkça ortaya koymaya yetiyor zaten.

            Bizim inançlarımıza birşey söyleyemezsin.Zira inanç kişisel karardır ve hiçbir etki ve tepki bu inancı etkileyemez.İSLAM gönül olgusudur ve değişmez temel hayat felsefedir.Sana veya başkasına bilimi savunma diyen yok kaldık ki bende bilimi savunurum.İnancın veya inançsızlığın senin bileceğin iş ancak sözle müslüman olamayacağın gibi 2 cambaz bir ipte oynamaz.Sen darwin teorisi altında sözde bilimi savunurken inançsızlığını savunuyorsun.Bu savunmayıda ben bilimi savunuyorum vede dindarım diyerek ancak kendini kandırıyorsun bunu bilmeli ve idrak etmelisin.Darwin teorisini kabul etmek dininden olmaktır!tabiki müslümansan! yok müslüman değilsen ve hangi dine mensub isen o dinin ehil kişisine git sor o zaman? darwin teorisini savunup maymunların atası olduğunu varsaymak ve bunu savunmak dininden olmak demektir.Bilim adamları bile bu teoriyi savunmazken sen hala savunuyor ve anlatılanları anlamıyorsun.2 seçeneğin var 2 si birden olmaz!ya darwin teorisini savunursun yada dini İSLAM veya hangi dini seçersen ona tabi olursun.Malesef İSLAM'da 2'sinin arası yok! arasının olma ihtimali de yok!

            -KUR'AN-I KERİM değişmeyen tek kutsal kitaptır.Sarsılmaz ve değiştirilemez.Tek bir harfi veya harekesi değişmemiştir.

            -Arapça bilmediğin gibi yeterli bilgi sahibi olmadan dinin doğruları ve yanlışları hakkında yorum yapmak kendi fikirlerin ve ideolojin doğrultusunda insanlara benimsetmeye çalışmak çok büyük günahtır dikkat etmeni öneririm.

            -KUR'AN-I KERİM'i idrak!tam bir bağlılıkla ve şüphesiz itaatle olur.Bunlar nedir biliyormusun?Bunlar senin savunduğun şey yani darwin saçmalığının İSLAM'a aykırı olduğu gerçeği değil tamamen safsata olduğu gerçeğini idrak etmemenden geçiyor.Yani aslında İSLAM ile bu teoriyi beraber kabullenmek diye bir şey yoktur lakin araştırma ve inceleme yapılması bilimdir.Ancak bilim alanında araştırma aşamasında ilerleme kaydetmek için bu teoriyi benimsemeye mecbur kaldılar demek yanlıştır.Yani bu teoriyi bilimin ilerlemesi için var saymak diye bir kavram yoktur.Var sayanlar bilim kisfesi altında sizi değişik fikirlere yöneltmeye çalışanlardır.

            Daha öncede söylediğim gibi bilimde islam ile çelişen herhangi bir olguyu bu güne kadar görmedim ve de olamazda.Yine darwin dersen darwin gibi herkes bir teori atar ve çelişiyor der.Yani şunu idrak etmen gerek İSLAM hiçbir zaman bilime karşı değil tam aksine bilime en çok önem veren dindir.Senin İSLAM hakkındaki bilgi yetersizliğin senin bunu kabullenmeni engelliyor.Ne diyebilirim anlattıklarımı hiç anlamayan ve hala kendi anlamak istediği gibi anlayan ve hala kendi beyninde oluşturduğu varsayımlar üstüne yorum yazan birine artık ne denilebilirki?

            "Kaldı ki evrim de dahil, sizin arkaik fikirlerle açıklamaya çalıştığınız bir sürü fenomeni araştıran, üstüne bunun İslam'la çelişmediğini düşünen bir sürü müslüman bilim insanı da var. Şimdi siz kendi imanınızın onlarınkinden üstün olduğunu söylüyorsanız, kibir ve şirk gibi iki büyük günaha da giriyorsunuz"

            Yahu İSLAM hakkında yeterli din bilgisine sahip olmayan sen bana şirk ve kibirden bahsediyorsun nerede kibirli olduğumu ve şirk koştuğumu kendi yetersiz din bilginle kendi varsayımların üstüne kuruyorsun.Bir defa sen benim anlattıklarımı anlamamışken veya işine geldiği gibi anlamışken benim güna işlediğime ve hangi günahları işlediğime karar verme yetkisi senin değildir.Kaldı ki kendi varsayımların üstüne beni günahkar ilan edip falanca günahı bana yapıştırdın ya pes diyorum.Kafanda oluşturduğun ideolojik düşünceler doğrultusunda İSLAM'ı şekillendirmek isteyen birini ilk defa gördüm.Bu durumda sana ancak ve ancak acırım.Zira insan bu noktaya varacak kadar sınır tanımıyorsa yapacak birşey yok demektir.Benimde daha fazla vakit harcamama gerek kalmadı o zaman.

            Benim herhangi bir kaygım olmadı zaten bu kadar bilinçsizce kendi ideolojisini savunanlara diyecek sözüm yok zira yazmama değecek biri olması gerekir ve yazdıklarından sonra daha fazla yazmama gerek yok!

      • SchNell

        @davul-cu

        Kardeşim sana sonuna kadar katılıyorum. Hele bu anlattığın olay kesinlikle doğru. Benim bir arkadaşımın aynı başına gelmiş. Gece cin gelmiş musallat olmuş çocuğa. Allah Allah diye zikretmiş, 2 elham bi gülfü okumuş, Cin arkadaşıma bende müslümanım ne var yani demiş. O gün bu gündür çocuğa bi haller oldu anlamadık. Sen yol yordam bilen birine benziyosun bildiğin nefesi kuvvatlı bir hoca var mı? Geri dönersen çok büyük sevaba girersin. Allah senden razı olsun.

        • TaLiS

          Aslında dinozorlara da cin geldi. Göktaşı falan hikaye. Nefesi kuvvetli olanlar yani ejderhalar en son hayatta kaldılar. O yüzden çinde (cin le isim benzerliği de var)ejderhalar efsanedir çünkü insanlar onları görmüştür. Fakat onların da nefesi kesilmiş belli ki.

        • davul-cu

          Nefesi kuvvetli hocalar dediklerin evliyalardı dostum artık bildiğim kadarıyla hepsi vefat etti diye biliyorum.Ancak bir kısım kişiler bu mürşid bulma olayı için hacet namazı kılmak gerekir diyorlar.Sanırım mürşid aramayı soruyorsun ki perşembeyi cumaya bağlayan gece hacet namazı kılınıp yönünü kıbleye dönerek uyumak gerekir diyorlar ve görene kadar buna devam etmeli diyorlar.Ancak erbabı ve tasdikleyicisi değilim o yüzden kesin birşey diyemem.Artık zaman temele dönme zamanı!dini İSLAM bir ağaca benzer! kökü peygamber efendimizdi.Gövdesi ise her yüzyılda geleceği hadis ile bildirilen imamlardır.Bu imamların görevi gövdeyi koruyup dindeki bozulmaları önlemek.Bu imamlar dikkat edersen tasavvufa pek yönelmezler zira onların görevi dini bozulmalara karşı gövdeyi sağlam tutmaktır.Bu imamlar peygamber efendimizden sonra her yüzyılda gelmektedir.Bu imamların dışında tasavvuf yolunu gösteren hem ilim hemde manevi yönden kuvvetli olan din adamları vardır .Yine bu kişilerde veli zatlardan onlarda hak yolcularıdır.İmamlara bir örnek"İMAM-I RABBANİ" idi tasavvuf yoluna örnek ise "MEVLANA" diyebiliriz.Tasavvuf dinin en yüksek mertebesi olup namaz kılmayı bilmeyen insanlar tasavvufa yöneliyor bu yanlış.Neden yanlış o mertebeye gelmeden o mertebeye ulaşmak olsa olsa yüzsüzlük , tembellik ve kolaya kaçmak olur.Onun için şeytana fazla malzeme çıkarmadan temelimizi bir sağlam tutalım.Nedir temel KUR'AN ve ilmihal önce bunları okuyup uygulayalım.Onun için önce biz bir adım atalım gerisi zamanla gelir merak etme.Zamanımız şartlarına ve bu yüzyılın gidişatına baktığım zaman gördüğüm manzara gerçekten içler acısı.Bende zamanın imamını bekliyorum ki bu şahıs"MEHDİ" olarak bilinen kutlu şahıs olacağını umud ediyorum ancak en doğruyu ALLAH bilir.O geldiği zaman seni görevi başında bulsun!
          Şu anda ALLAH'ın seni izlediğini unutmadığın gibi her işinde onun rızasını unutma ve KUR'AN ahlakının tam günümüz toplumunu düzeltecek gerçek ahlak olduğunu unutma.Bu mükemmel düzeni inşa eden ALLAH bu düzeni sahipsiz ve kendinden habersiz yaratmadı.Yeryüzünde bir karımcanın kaç adım atacağı ,bir sineğin bir kanadı ne kadar zamanda çırpacağı ,en ufak ve micron bir oluşum veya harekatın bile onun süzgecinden geçmeden olmadığını bil ve başına gelen her musibetten bir ders çıkar ve haline şükret.Zira şükredenler ve gerçek iman sahipleri murada ereceklerdir.Kıyamete yakın sakat çirkin insanların çoğalması , maddi ve manevi adalet durumun haddinden fazla açılmasını ALLAH'ın insanlara bir lütfu olarak gör zira yaşadığımız hayat şartlarında içinde bulunduğumuz belli gerekçeler veya haller dolayısıyle farzlar yerine getirilmiyor.ALLAH'U TEALA lütuf sahibidir ve kullarını sever başımıza gelen her musibet bize bir ihsandır ve bunlardan ders çıkarmalıyız.Bu ihsanlar sayesinde basamakları tek tek çıkmak yerine 10'ar 10'ar atlıyoruz.Günümüzde sahte hocalar, sahte üfürükçüler sık sık gündüme getirilip dinimize karşı antipati duyulması isteniyor.Özellikle din istirmacılarının gündeme getirilmesinin tamamen maksatlı olduğunu üzülerek söylemek isterim.Dikkat edersen ülkemizin en çok izlenen kanalları nedense dinimizin güzelliklerini ele alıcak programlar yerine hep sahte şeyhleri ve hocaları ve din istirmacılarını gündeme getiriyor,bir yönden güzel bilinçli olma aşamasında ancak! halkımızın büyük bir kesimi kimlik müslümanı olduğu için bu tür haberlerin tek yanlı yoğunluğu dinden soğumaya yol açıyor.Günümüz şartları kendi yağımızda kavrulma devri.Temel ve değişmez disturlarımız bizim klavuzumuz olmalı.Sabırlı olmalı ve her zaman kanaatkar olmalıyız.Unutma öldükten göreceklerini şimdi görseydin ya delirirdin yada o anda kalbin durur ölürdün.Onun için birilerinin bu ermiş buna tabi ol bu keramet ehli buna itibar et gibi sözlerine kanma!keramete itibar olmaz zira bin yılın müceddi'di İMAM'I RABBANİ hayatı boyunca sanırsam sadece 5 keramet göstermiştir.Onun için bozulmalara mehal vermeden dinimizi hakkıyla yaşayalım ve zamanla onu bulacaksın.İsteyene ALLAH verecek sen merak etme.

      • davulcu kardeşim.. Müsterih olusn siz.. Lafın gelişi yazdım. Yoksa bir iki çapulcunun zırvasına kanacak değilim. Bu şekilde düşünen bir ateistle evliydim. Ben ölünce bitki olacağım, beni bir hayvan yiyecek rüzgar savuracak diyordu. Ona savunduğu mantıkla cevaplar verince de 'Neden illa senin kurduğun mantıkla düşünmek zorundayım' diyordu. İyi de benim kurduğum mantık seninkiyle aynı. Sen zaten bitkiden ve diğer yiyeceklerden meydana geldin.. Bir sürü gereksiz konuda bana söylediklerini yazsam inanamazsınız. Allah kurtarsın bu zavallıları ne diyeyim… Zaten ateist veya inkarcı oldukları için 'Yaratılış'ı kabul etmiyorlar. Dünya akıllı tasarım teorisine dönüyor -ki o teori de bizi ilgilendirmiyor. Allah c.c için yaratmak veya bir şeyi oldurmak zor değil. Onun 'OL' demesi yeterlidir. Tüm bu yaşadıklarımız da birer imtihandan ibarettir. Kur'anda 'Düşünen insanlar için…' diye başlayan ayetler vardır. Ha bunlar düşünmüyorlar o ayrı mesele… Aslında böyle bir başlıkta yazmak bile talihsizlik ama PCLabs arada heyecan olsun diye böyle konular açıyor. Gereksiz…

    • ELMIS

      Keisinlikle haklısınız. Mantık olarak atalarımızın maymun türünden olması için ilk insanların ( Adem-Havva ) da maymun olarak yaratılması gerekirdi. E biliyoruz gerçeği de… Öyle bir aldatmacadır ki bu, insan kafatasına maymun çenesi ekleyecek sahtekarlarını türemesini bile sağlamıştır…

    • İnsan kılığında mı? Tesadüf, bana da dinozor diyenler vardır, müzik zevki ve giyim gibi konularda hala 1990'ları yaşadığımdan. :)

      İşte sorun zaten evrimden bahsedenlerin ne dediğini bilmemenizden kaynaklanıyor diyorum ben. Evrim kuramı yok olmadı, defalarca çürütülmedi, yapan saçmalamadı, bu yüzden de hiçbir zaman "keşke zırvalamasaydım" demedi.
      Maymundan geldiniz de demedi aslında. :)
      Birileri çıktı, bunların söylendiğini uydurdu, sonra kendi ufak fikirleriyle çürüttüğünü iddia etti, sonra da "bu dediklerime inanmazsan dinden çıkarsın haaa" diye ahaliyi korkuttu. Konu hakkında bir-iki hafta, akşamları düzgün kaynakları okusanız bile neyden bahsedildiğini anlayacaksınız aslında.

      Bu bir inanç meselesi değil, onu anlatmaya çalışıyorum. O yüzden, Kafirun'da bahsedilenle evrimcilerin alakası yok. :)

      • davul-cu

        Nasıl inançla alakası yok ? hz.ADEM bir peygamber.Farzet haşa huzurdan hz .ADEM maymun olsaydı yüce ALLAH onu peygambermi yapacaktı ? nasıl alakası yok?

        • turbolog

          Çıkmaz sokaktan otobana çıkamazsın.

        • Siz benim yazdığım şeyi okuyor musunuz?

          Ne demişim?
          "Maymundan geldiniz de demedi aslında. :)"

          Özünde kavram çok farklı gelmeyebilir aslında ama zaten mevzuyu hiçbir yetkinliği olmayan, ne bilimden, ne de (yazanı ezberlemek dışında) dinden anlayan zevattan öğrendikleriniz üzerine tartışmaya çalışıyorsunuz. Benim reddettiğim bu tartışma. Önce o tartışmayı gerçekliğin olduğu düzeye çekmek gerekiyor.
          Düzenleme: Pardon turbolog, sana denkgelmiş. :) Sana değildi bunlar.

        • TaLiS

          Allah nasıl yarattıysa yarattı sana mı soracaktı. Olay senin maymundan geldiğin kanıtlansa bile senin bunu kabul etmiyecek kadar kibirli olman.

    • ELMIS

      Keisinlikle haklısınız. Mantık olarak atalarımızın maymun türünden olması için ilk insanların ( Adem-Havva ) da maymun olarak yaratılması gerekirdi. E biliyoruz gerçeği de… Öyle bir aldatmacadır ki bu, insan kafatasına maymun çenesi ekleyecek sahtekarlarını türemesini bile sağlamıştır…

    • Yunus Emre

      Teşekkürler "SilverMan" Hala mantığa sahip insanların olduğunu görmek beni ziyadesiyle mutlu etti. Yukarıda bir yerde "fare paçavradan geliyor saçmalığını bazı yazarlar kafadan uydurup sonra da kendileri yalanlıyorlar." diyenlere sesleniyorum. Var olan tüm kanıtları "onun hiç bir bilimsel değeri yok" diyerek yalanla, ayetleri yalan yanlış açıkla, sonra da çık bilimsel ilerleme evrimi kabul etmektir de. Haddi canım sende!! Bana bir tane "bilimsel değeri olan" evrime dair kanıt söyle o zaman. Kambriyen patlamasını açıkla. Sadece bu Tüm varlıkların bir anda şu anki varlıklarıyla yaratıldığının kanıtı. Doğal seleksiyon, mutasyon diye arkasına sığındığınız şeyse hiç bir zaman tamamen farklı yeni bir canlı türü ortaya çıkarmadı. Doğal seleksiyonun çıkaracağı fark seninle benim aramdaki fark kadardır en fazla. Yüzyüze konuşmada görüyoruz evrimcilerin halini bir noktaya takılıp kalıyor aynı zırvaları tekrarlamaktan öteye geçemiyorlar..

  15. Konu neyken, tartışma nerelere gitmiş… Arkadaşlar, herkes kendisinden sorumlu. Kimse kimseye doğru yolu göstermekle mesul değil. Herkes istediği görüşe inanır. Kendiniz gibi düşünmeyenlere hakaret etmeyin. Herkesin görüşü kendisi içindir, doğruysa faydasını kendisi göreceği gibi yanlışsa da cezasını kendisi çeker. Bu tüm tartışmalar için geçerlidir, sadece bunun için değil. Lütfen hakaret etmeyelim, sakince tartışalım. Burada bir dost ortamı var, kendiniz gibi düşünmüyor diye karşıdakine "hayvan" demek çok çirkin bir davranış. Unutmayın ki karşınızdaki de bir insan, atası ne olursa olsun…

  16. Bugün inandıkları dini koruma içgüdüsüyle (Şimdi buna da alınanlar olur kasıtlı yazmıyorum. :) Gerçi bir de şu var "bebeğin emmeyi belli bir süre sonra bırakması." ) orda burda yalan yanlış bilgiler vererek , bilerek ya da bilmeyerek inandıklarına dine çok büyük bir zarar vermektedirler. Zira ara formlar ortaya çıkıp, tüm zincir tamamlanmış olduğunda bugün için söyledikleri tüm sözler sadece zarar verecektir.

    Sözde bilimsel diye bastırılan, AB'de yasaklanan, insanların inançlarını sömüren kişilerin yayınlarına okuyacakları kadar, dikkat! evrim teorileri ile ilgili bir şeyler okuyunuz demiyorum, kutsal kitapları tekrar tekrar gözden geçirip, özümsesinler, anlamaya çalışsınlar.

    Zira kutsal kitapların hiçbirinde evrime karşı bir tane, evet evet bir tane bile , ayet / kelime / söz yoktur.

    Bunun en güzel örneği Kur'an-ı Kerim'de vardır.

    Yûnus Sûresi 3. Ayetinde de dendiği gibi ; " Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır."

    (Gün bizim bugün için bildiğimiz gün değildir, ortalıkta dünya yoktur. 6 devre demek daha doğrudur.)

    Neden hemen değil de 6 evrede? ;)

    Ek: Ne yazık ki evrim konusunda inançlı kesimden de (Muhafazakar kesimde dahil) çok farklı fikirler var iken seslerini pek duyuramıyorlar, saçma sapan tartışmaların arasında kayboluyorlar. Tabii bir de yaftalanmaktan korkuyorlar ne yazık ki…

    • Kuran'a ve Ahiret'e inanan biri evrime bir saniyecik düşünse inanmaz :). Sadece 1 saniye düşünülmesi gereken soruları da hemen vereyim: Ahirette Allah insanları tekrar diriltirken, evrimle mi diriltecek veya yaratacak? Ahiretteki ortam ve canılar evrim ile mi yaratılacak?

      • selendal

        Kutaycığım
        Evrim seni bir kez diriltiğine göre ikincisini de yapabilir:)

        Milyarlarca canlı topluca yok oluyor yıldızlar havaya uçuyor, gezegenler birbirine giriyor.

        Bunca karmaşa ve hengamenin içerisinde tanrının varlığına dair kanıtı nerde buluyorsunuz şaşarım

        Ha kanıt manıt yok severim inanırım denirse ona eyvallah.

        Vallahi ben eski günün hesabını bilmem.
        ama kim dünyaya 4 milyar yıldan az ömür biçmişse halt etmiş vaziyettedir.
        Mesela katolik kilisesinde dünayanın 4000 yaşında olduğunu sananlar var.

        Dünya ne altı günde meydana gelmiştir ne de altı evrede.
        Nedir bu çingene falcısı gibi " üç vakte kadar"……..
        Din dünya işlerine karıştımı hep gülünç durumlara düşüyor.
        Dinin işi ahlakımızı hizaya sokmak gönül gözümüzü açmak.
        Biz dünaynın yaşını d abaşını da hesaplarız hem de yüksek doğrulukta

        • Zaman ve Mekan kavramları bizim için geçerli olduğundan, 6 gün bizim düşündüğümüz 6 gün olmayabilir ama sizin de dediğiniz gibi evrimin delili değildir. Bu 6 günün bir günü Kambriyen patlamasını, başka bir günü diğer canlıların yaratıldığı güne işaret ediyor olabilir.

          Tanrı'nın varlığına nasıl delil bulduğumu sormuşsunuz :) .Allah'ın varlığına delil isteyin benden yeterki. Bunun için ufacık beyni olan arı, karınca, örümcek gibi canlıların yaptığı inanılmaz şeyleri izleyebilirsiniz. Daha da kolayı sadece kendi vücudunuza bakabilirsiniz. Sahip olduğunuz organlardan biri eksik olduğunda ya bunun sıkıntısını çekersiniz ya da yaşayamazsınız. Dünya koşulları için mükkemmel dizayn edilmiş bir vücudumuz var.

          Başka bir bakış açısıyla;

          Alüminyum uçabilir mi? Hayır, peki eğer alüminyumu, plastik madde ve benzinle karıştırırsak uçabilir mi? Tabii ki yine uçamaz. Eğer bu maddeleri bir uçağı oluşturacak şekilde bir araya getirirseniz o zaman uçabilirler. O halde uçağın uçmasını sağlayan nedir? Kanatlar mı? Motor mu? Pilot mu? Hayır, bunların hiçbiri tek başına uçamazlar. Aslında, uçak hiçbir uçma özelliği olmayan parçaların, özel bir tasarımla bir araya getirilmeleriyle oluşmuştur. Uçma özelliği ne alüminyumdan, ne plastikten, ne de benzinden gelir. Bu maddelerin özellikleri önemlidir, ancak uçma özelliği bu maddelerin çok özel bir tasarımla bir araya getirilmeleriyle kazanılabilir. Canlı sistemler de aynı bu şekildedir. Bir canlı hücresi de cansız atomların çok özel bir tasarımla bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Canlı hücrelerinin büyüme, çoğalma ve benzeri özellikleri, moleküllerinin niteliğinin değil mükemmel bir tasarımın sonucudur.

          Her tasarımın arkasında da bir akıl vardır.

          • İyi de hem bizim için geçerli olmayabilecek kavramlar diyoruz, hem de insan için geçerli (hem de en basit) kavramlarla açıklama gösterisi yapıp, ondan sonra da olmayacağını mı söylüyoruz? :)

            Sorun, bahsedilen şeylerin zaten bir Tanrı'nın varlığını ya da yokluğunu aramıyor oluşu. Evrim olarak genellenen olgunun aslında zaten bu "aklın" arkasında bulunduğu "tasarım" olmadığını söylemek de mümkün değil.

            Eğer Allah'ın "hokus-pokus" diyerek yarattığına inanmayı tercih ediyorsan, elbette bir saniye düşünmek bile evrimin, kütle çekiminin, tıbbın, fiziğin, günümüzde bilinen tüm bilim dallarının yanlışlığını göstermeye yeter. Bir dostumuz elektronların melekler tarafından proton etrafında döndürüldüğünü söylüyordu mesela. Bu konuda araştırma yapan bilim insanlarının önüne çıkmadığı sürece buna inanabilir. Ancak bilim insanları elektronları döndüren melekleri ikna ederek ya da duayla oluşturmadı bu teknolojiyi.

            Mükemmel tasarım, illa ki oturup çalışabilecek tek şekilde tek tek gen dizmek anlamına gelmiyor. Onu kabul ettiğimiz zaman, yukarıdaki bir dostumuzun at-katır-eşek örneğinin bir hata olduğunu da kabul etmek gerekiyor (ki bence bir hata olarak nitelemek doğru sayılmaz).

            Ayrıca bir de örnek soru: Sence Folding@Home başarılı olacak mı? ;)

          • O konuda pek bir bilgim yok ama katlanma olayını hatırlattığın iyi oldu. Bu proteinlerin çalışabilmeleri için doğru kodlanmış olmaları yetmiyordu, bir de doğru katlanmaları gerekiyordu :) .

            Ayrıca bilim evrimin olmadığını gösteriyorsa niye yaratılış olmasın ? Neden sadece atomların tesadüfi çarpışmaları gerçekleştiriyor bu canlılığı? Bunun ötesinde Big Bang, Zaman ve Mekanın Oluşumu, Dünyanın Oluşumu da bu şekilde mi açıklanır? Ruh evrimin hangi basamağında geldi de vücudumuza girdi?

          • Bak işte o aşamada aynı şeyden bahsediyor olduğumuzu göreceksin. :)

            Zaten bilim de "yaratılış yoktur" demiyor. Sadece, inanç topluluklarının inandığı şekilde olmamıştır diyor. İslam'da da -istersen tesadüf, istersen uyumluluk de- zaten bu konuda aksi söylenmiyor. Aksi söylenmiyordan kastım, "şu şekilde olmuştur" diye bir reçete falan da verilmiyor.

            Bilim, bir yaratıcının ya da yaratılışın olup olmamasıyla ilgilenmiyor. Bu işin nasıl olduğunu arıyor. Eğer yaradılış der geçersen, oradan bir adım daha atamazsın; bundan yüz yıl önce öyle demiş olsalardı o proteinlerin katlanmasınıdan, doğru katlanması gerekliliğinden, hatta aslında kanser gibi pek çok olumsuzluğun bu şekilde *çözülebilme ihtimalinden* haberdar olmayacaktık.

            Yüz yıl önce pek çok hastalık, "Allah'ın takdiri" olduğu için ölümlere neden oluyordu. Bugün o hastalıklardan bazılarının aşısına bile gerek kalmadı. Bu evrim tartışması da bunun sadece bir diğer adımı -ve niyeyse, yapay şekilde getirilmiş bir adım.

            Basit şekilde şöyle düşün: Atomların tesadüfi (gibi görünen, ya da olasılıklarla açıklayabildiğimiz) çarpışmaları, aslında zaten senin söylediğin tasarımın ta kendisi olabilir.
            Ek: Ruh nasıl vücuda girdi ve diğer soruların yanıtının bir yerde olmaması onun yanlış olduğunu göstermez. Tıpkı, bir "tasarımın" olması gereksiniminin, bu tasarımın evrim ya da başka herhangi bir şeyin yokluğunu göstermiyor oluşu gibi.

          • Bu cevabın, sorularıma gelmemiş ki :).

            Bilim, yaratılışı araştırıyor ve hergün yeni bir mucize ortaya çıkıyor. Bilim ilerledikçe bu tip mekanizmaların tesadüfler sonucu (evrim) olamayacağını da görüyoruz. 10-20 yıl daha yaşarsak bunu daha açık göreceğimize inanıyorum. 200 yıldır savununulan (bilimin daha gelişmemiş olduğu günlerden başlayan bir savunma…) bir teorinin 1 yılda bilim adabaları tarafından pardon hata yaptık diyip, atılıp bırakılacağını düşünmek saçma olurdu zaten. 5 sene bağırdılar Küresek Isınma diye, şimdi bir yalan olduğu ortaya çıktı ancak; bu yanlışlarını kabullenmekte oldukça zorlanıyor bilim adamları. 200 yıldır savunulan bir şey için "pardon hata yaptık" demeleri de aynı derece de zordur diye düşünüyorum :) .
            Bilimin reddettiği İslam diye bir şey yok ama bilimin reddedebileceği (objektif davranıldığında) bir evrim teorisi var.

          • Sorularına yanıt vermedim, ama tartıştığımız konunun bu soruların yanıtlarını "kim yaptı" diye değil, "nası oldu da oldu?" diye araştırdığını söyledim. :)

            Bilim ilerledikçe tam tersi oluyor, üzgünüm Kutay. İlerledikçe bunu destekleyen kanıtlar buluyoruz.
            Bir de şunu paylaşmak isterim:
            http://news.nationalgeographic.com/news/bigphotos/21329204.html

          • Bu tip anketlerin evrimci taraflarca çarpıtılarak propaganda amaçlı kullanılmadığını söyleyemeyiz. Kaldıki belgesellerinde doğa ana yorumu yapan bir kurum National Geographic :)

            "Lies, damned lies, and statistics" Benjamin Disraeli'den gelsin :)

      • Çok basit ve net bir şekilde sordum mesela yukarda. Evrime karşı olan bir tane bile ayet var mı diye? Çok basit bir cevabı var. YOK!

        Farklı dine mensup din bilimcilerinin çok farklı teorileri var. Eminim ki bu kargaşa içinde hiç kimse bunları okuyamıyor, göremiyor, duyamıyor.

        Din evrime karşı filan değildir. Bugün bunu din adına yaptığını iddia eden şarlatanların sözlerine itibar etmekte yersizdir.

        • Evrim tartışmaları Türkiye'de alevlenmeden önce, ABD'deki muhafazakarlar arasındaki seyrine dikkat çekmek isterim diye ekleyeyim jeep. İlginç şekilde, bu tartışma da ABD'den ithal.

        • Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin Yaratandır… (Enam Suresi, 101)

          İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka İlah yoktur. Her şeyin Yaratıcısı'dır, öyleyse O'na kulluk edin. O, her şeyin üstünde bir vekildir. (Enam Suresi, 102)

          Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)

          Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

          O, biri diğeriyle 'tam bir uyum (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir. (Mülk Suresi, 3-4)

          • Hala yok. :)

            Daha da ötesi, Mülk'ten aldığın ayetler, evrim çalışmalarını doğrulayacak şekilde yorumlanmaya, tam tersine yorulmaktan daha müsait. Evrim, çelişki ve uygunsuzluk gibi görünen şeyleri açıklamaya çalışıyor. Evrim kuramına bağlı araştırmalar bize aslında çelişki gibi gelen durumların aslında çelişki olmadığını açıklıyorlar çok kez.

            Senin vücudunda da var mesela; apandis denen organ. Nedir o? Hiçbir işe yaramıyor mu? E hani mükemmeldik, lüzumsuz hiçbir şey yoktu? :)

            Eğer bunları bir şekilde açıklamazsan, doğal olarak çelişki halinde kalır.

            …ve hala, evrimin olmadığına dair tek bir ayet gösterilemedi, aksine evrimle Kur'an'ın (evrim araştırmacıları ilgilenmiyor olsa da) uyumlu olabileceğine dair işaretler vermiş oldun. :)

          • Evrimcilerin "işlevsiz" olarak tanımladıkları organlar aslında "işlevi tespit edilememiş" organlardı. Bunun en iyi göstergesi, evrimciler tarafından sayılan uzun "körelmiş organlar" listesinin giderek küçülmesi oldu. Alman anatomist R. Wiedersheim tarafından 1895 yılında ortaya atılan "körelmiş insan organları" listesi, apandisit, kuyruk sokumu kemiği gibi yaklaşık 100 organı içeriyordu. Ancak bilim ilerledikçe, Wiedersheim'ın listesindeki organların hepsinin vücutta çok önemli işlevlere sahip olduğu ortaya çıktı. Örneğin "körelmiş organ" sayılan apandisitin, gerçekte vücuda giren mikroplara karşı mücadele eden lenf sisteminin bir parçası olduğu belirlendi. Bu gerçek, 1997 tarihli bir tıp kaynağında şöyle belirtilir:

            Vücuttaki timus, karaciğer, dalak, apandisit, kemik iliği gibi başka organlar lenfatik sistemin parçalarıdır. Bunlar da vücudun enfeksiyonla mücadelesine yardım ederler. (The Merck Manual of Medical Information, Home edition, The Merck Publishing Group, New Jersey, Rahway, 1997)

          • Kuran'da evrenin yaratılışı;
            Biz göğü büyük bir kudretle bina ettik ve şüphesiz. Biz, (onu) genişleticiyiz.
            (Zariyat Suresi, 47)

            Kuran'da canlılığın yaratılışı (Yukardakilere ek bir Ayet);
            O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.
            (Lokman Suresi, 10)

            Eğer Kuran'da bir şeyin nasıl olduğu açıklanıp anlatılıyorsa, birde bunun tersinin olmayacağı açıklanmak zorunda mı? Masada kalem var desem, ek olarak bir de, masada kalem yok değil demem mi gerekir? Ayetler çok açık, evrimle bağdaştırılabilecek bir yanları yok.

          • Kutay: Merck'ten verdiğin alıntıyla bağlantılı olarak şunu gösterebilirim:
            http://www.merck.com/mmhe/sec09/ch132/ch132e.html

            "The appendix may have some immune function, but it is not an essential organ."

            "may" have. :) Bir işe yaradığı bilinmiyor. Alındığı zaman istatistiki olarak da bir eksikliğinin olduğu belirlenmemiş. Biliyorsun bunun belirlenmesi için apandisi alınmış bir deney grubunun, alınmamış ve benzer koşullardaki bir kontrol grubuyla karşılaştırılması ve mümkün olduğu kadar kontrollü bir deneyle istatistiki olarak farklılığın belirlenmesi ve bu farklılığın sadece apandisit ameliyatıyla açıklanabilmesi gerekir. Böyle bir çalışmadan haberdar değilim.

            Körelmiş organ listesinin küçülmesi Wiedersheim'ın yanılmış olduğunu gösterebilir. C. Darwin de yanıldı -ki yanıldığını gösterenler din adamları değil, bizzat evrim kuramıyla ilgilenen bilim insanlarıdır.

            Masada kalem var dersen yok değil demen gerekmez. Ama masadaki kalemi kırdım dersen ben sana "nasıl kırdın?" diye sorarım. Masadaki kalemi kırmış olman, bunu kerpetenle yaptığını açıkça söylemediğin sürece, elinle ya da kazara dirseğini koyarak yapmamış olduğunu göstermez.

            Bir çelişki daha var ama ders çalışman gerekiyor. Bir ara MSN/Skype'ta falan tartışırız istersen. :)

          • @Emirhan
            Evet öyle ilginç bir zamanlama var di mi. Zaten dediğin olayda Bush zamanında olmuştu. "intelligent design" diye. Ne güzel esasında yan gel yat. Araştırmaya gerek yok. :)

            @Kutay Yabaş
            Paylaşmış olduğun ayetlerde evrime karşı olan var mı? Varda ben mi göremiyorum.

            Evrime karşı olan bir ayet yoktur. Başka kutsal kitaplarda da yok eğer merak ediyorsan. Ben zamanında merak ettim çok okudum ve araştırdım. :)

            Şimdi yazacaklarım tüm söylediklerimden daha önemli esasında:

            Bilim insanı, her şeyin başladığı t=0 anının bir saniye öncesiyle ilgilenmez, daha doğrusu ilgilenemez. Tam o noktada bütün her şeyi bireyin kendisine bırakır. O noktadan ötesine ister beyninle, isterse yüreğinle ulaşırsın, ulaşamazsın o bireyi bağlar. Ama sonuç itibariyle kimse karışmaz.

            Bilim insanının görevi de t=0'dan sonrası için başlar. Her şeyi ama her şeyi düşünmek, araştırmak durumundadır. Elinde sahip olduklarıyla eksik halkaları doldurmaya, hayatın, yaşamın gizemini, şifrelerini çözmeye çalışır.

            İnsanların inançlarıyla bir alıp veremediği yoktur.

            Ne yazık ki bizim gibi ülkelerde, bilerek ya da bilmeyerek, evrim üzerinde çalışan kişiler sanki din düşmanları gibi bir saçma sapan bir yere yerleştirildi.
            Sadece onlar mı? Bu ülkenin yetiştirdiği değerli din bilimcileri bile farklı yorumları kendilerine saklamak durumunda bırakıldı. Ve ne yazık ki tüm bu tartışmalar evrim vs. din gibi sunuldu.

            Şuan ki bilgimizle çözemediğimiz ve belki de bu yüzden sadece rastlantısal dediğimiz her şey bir gün bir anlam ifade edecek, bizi aydınlatacak. Büyük resmi gösterecek.

            Farklı düşünebilen, evrim ve din üzerine farklı teorilerini paylaşabilen din bilginlerini araştırmanızı tavsiye ederim. Çok ilginç teorilerle karşılaşabilirsiniz. :)

            Vakti zamanında farklı platformlarda sayfalarca yazdığım için bu konuları pek tartışmak istemiyorum artık fakat bir kişinin bile aklında, yüreğinde farklı bir pencere açabilirsem ne mutlu bana.

          • Tamam Skype konuşalım. Hatta şu ders meselelerinden kurtulduğum zaman görüşelim. Bilgisayar başında yorucu ve zaman tüketici oluyor gerçekten.

  17. turbolog

    Benim atam göktaşını mor robdöşambr ve buzlu viskisiyle izlemiş. Evrim teorisi ne ara çürüdü benim hiç haberim yok. Teoriler yılların birikimleriyle oluşturuluyor saygı göstermek lazım. Yanlış olabilir. Araştırmak kuşku duymak lazım tabii ki de. Ama dogmaların yeri yok bu işte. Yoksa daha çok bakarız ne güzel bilgisayar yapıyorlar diye. robdöşambr.

  18. Sirke

    Sabah bir yorum yazıp araziye çıktık; millet hemencecik birbirine girmiş. Sıkayım böyle şansı. Hayır, bilseydim robdöşambırlı amcaların burada olduğunu, ben de katılırdım aralarına; beraber izlerdik göktaşlarını. :D

  19. moon

    "dünya üzerinde yaşayan dinozorlar toplu ve hızlı biçimde bir yokoluşa sürüklenirken, tarih sahnesi felaketten kurtulmayı başaran biz insanlara ve diğer bazı memeli türlerine kalıyor."

    dinazorlar ile insanlar aynı dönemde yaşamamıştır.
    yani insan oğlu bu felaketten kurtulmadı; zaten bu felaket sırasında yoktu….

  20. phd

    Hayrettir ya, Turk milleti olarak her seyi allaha havale etmeyi ne kadar cok seviyoruz, dertsiz, tasasiz, oh ne rahat, ben bilmem beyim bilir tarzi dusunceleri birakin artik rica ederim. (evangelistleri saymiyorum, onlar da az paranoyak degil) Kardesim belli bir biyolojik siniflandirma tablosu var, olmadi al kendini koy begendigin yere iste, gokten zembille inmedin ya. Insan diye ayri bir biyolojik alem yok. Her konuya kutsal kitabi yanlis sekilde karistirip insanlari etiketlemek herkesin hobisi. Yok maymundan gelmisiz de, yok hz adem maymun olamaz da, yazmadan once azicik dusunun yahu. Kur'an her seyden once dusunmeye sevkeder insani, Kur'ana basina Araplarin ordugu basmakalip insani kafesinden kurtarin kafanizi. Ayrica kimseye de kalmaz kimin musluman olup kimin olmadigi, o is yalnizca ve yalnizca tanri ile insan arasindadir, baska kimsenin haddi degildir karar vermek.
    Sunu tekrarlamaktan da vazgecelim artik: Insan maymundan gelmez. Ortak bir atadan evrilmislerdir ama maymundan gelmez. Yeter artik, su cahilligi tekrar etmeyi birakin. Kimse insan maymundan gelmistir diye bir sey demiyor ki. Durum aslinda daha da kotu: Daha ilkel bir canlidan evrilmis iki tur de. :))

    • Prometrik

      +1

      eklemek gereken(eksik gördüğüm) bazı kısımlar var.[ben evrim doğrudur/yanlıştır demiyorum..ve bu konuyu bilim adamlarına bırakıyorum]

      ALLAH insanı yaratmıştır..ama insan dünyada birden oluşmamıştır(insandan önce yaşayan canlılar vardır bilindiği gibi).insanın birden dünyada oluştuğunu söylemek doğru olmaz.çocuklar dünyaya he diye birdenmi geliyorlar??

      insanın nasıl çoğaldığının bilimsel bir açıklaması var değilmi?e bizide ALLAH yarattı ama aklımıza uygun bir şekilde..çünkü insanın en önemli özelliği aklıdır! ALLAH ta insanlar aklını kullansın diye doğayı aklın erebileceği bir şekilde yarattı.yoksa canlılar gökten inmiyor!

      diğer bir nokta ise ALLAH ın ilk insanı ahirette(ruhlar aleminde/metafizikte) yarattığıdır.herkes bu detayı atlıyor.dini gereği ruhlara inananlar buna hayır diyemezler.yani ilk yaratılan ruhtur(akla uygun)..ruhu bilim açıklayamaz(en azından şuanda)..

      bunları söyledikten sonra evrime gelelim..bir evrim olsada Hz. Adem as maymun olmazdı..çünkü Hz. Adem as(ilk peygamber) insandı!!insan maymundan geliyor olsa bile ilk peygamber maymun demek değildir bu!(dini savunanlara arayıp baksın..peygamber "İnsanlara" gönderilen ve insanların içinden seçilen ALLAH ın yolunu gösterenlerdir) .maymununda bir atası vardır elbet..ve bu tek hücrelilere kadar gider. evrim teorisinde canlılar tek hücreliden(yaşıyor denebilecek en küçük canlı) geliyor..e o zaman Hz. Adem as tek hücrelimiydi?? ilkpeygamber tek hücrelimi??bunu söyleyenler(Hz. Adem maymundanmı geldi diyenler) yazıkkı ALLAH ın onlara kullanması için verdiği aklı kullanmıyorlar demektir.ki buda ALLAh ın bize emrettiğine uygun değildir! o akıl verdiki herşeye körü körüne bağlanmayıp doğruları bulalım diye(bulamasakta araştıralım diye).Kuran dada açıkça yazıyor aklınızı kullanın, evrene açılın diye..çünkü yaratılan herşeyde yaratanın izi vardır.yaratan akıl verdi insana kullansın diye.ve tabiki yaratanın gücünü sonsuz kabul ediyorsan, O nun insanın aklı erecek şekilde herşeyi yarattığınıda kabul etmelisin.yine ekliyorum:insanı insan yapan aklıdır.eğer aklı olmasa idi (afedersiniz)hayvan(diğer canlı gurubu) olurdu.aklını kullanmayan insanlara yazık derim.çünkü kendilerini diğer canlılardan ayıran tek özelliklerini görmezden geliyorlar demektir.

      akıl yemek,içmek,ahlak ve yaşamaktan ibaret değildir. akıl doğru bildiğin herşeyi tekrar gözden geçirebilmek, ve eğer doğru bildiğin yanlış ise onu doğrusuyla düzeltebilmek demektir.akıl bilmediğini öğrenmektir!

      evrim teorisi çürtültüldü diyenlere: kim çürüttü?siz oturduğunuz yerdenmi çürüttünüz?yoksa evrim teorisi sizin içinmi çürüdü?bunların ayrımına dikkat ediniz.

      evrim "teori" dir.kesin olarak kabul edilememektedir.kesin kabul edilse kanun olurdu.ama evrim teorisi hala çürütülememiştirde!çürütülse dünyada hala tartışılmazdı.yani evrim teorisi ne tam olarak kabul görmüş, ne de tam olarak çürütülebilmiştir.lütfen yanlış bilgiler paylaşmayalım..

      evrime ne evet ne de hayır diyorum..ama bu konuda söylemeyi sevdiğim bir söz var: "isteyen maymundan gelebilir! ben insandan geliyorum!"..ha insan maymundan geliyormudur? tam bilmiyorum…ama böyle bir olasılıkta var. ama kesin bildiğim şey ise insan maymundan gelse bile ben insandan geldim..atam maymundan gelmiş olsa bile maymun değildir!!(benim atam maymundan geliyor diye ben maymunmu oluyor?yada her canlı tek hücreliden geliyor diye ben tekhücrelimiyim?)tabiki hayır..benim "türü"mün özel bir adı var "İnsan"..yani benim atam maymunda geliyor olsada, atam bir insandı!!ince çizgiler var lütfen bunlara dikkat edelim..

  21. ozan

    uzatmayın millet adam ile havva deyin olsun bitsin ;) araya birde elma ile yılan sokun tam olsun ;)

  22. selendal

    Evrim tanrıdan daha gerçektir.
    Evrime inanmak veya inanmamak diye birşey yoktur. Çünkü evrim her an her yerde cereyan eder. Evrim teorisine inananmamak "hoşuma gitmiyor diye kütleçekim yasasına inanmamak gibi birşeydir.
    Evrim kabaca değişimdir, bir amaca bir hedefe hizmet etmez veya sonuçlarını umursamaz çünkü bir kuvvet değil bir olgudur.
    Evrimin en büyük kanıtı canlılığın temelinde yatar. ister eşeyli olsun ister eşeysiz olsun hiçbir üreme biçimi birbirinin tıpatıp aynı kopyasını oluşturmaz, bu teknik olrak mümkün değildir. Yani mutasyonlar bizi sürekli evirir çevirir. Bu değişimler esnasında ortam şartlarına uyan varyasyonlar varlığını sürdürür uymayanlar yok olur. bzen de ayak uydurma falan yoktur dpe düz şansı yaver giden hayatta kalır.

    Şayet bizi tanrı yaratmış olsaydı atla eşek çiftleşince katır diye kısır bir canlı doğmazdı. Tanrı böyle bir hatanın olmasına nasıl olduda izin verebildi. Hata diyorum çünkü atla eşek çiftleşebilir ama katır kısırdır yani eksik.

    Öte yandan tanrının "evrim yoktur ve hurafedir" dediği hiçbir kutsal metin de duymadım. Evrim karşıtlığı Avrupayı ortaçağ karanlığına gömen kilise cehaletinin İslam'a yeni intikal etmiş hailidir.

    Maymundan gelme gibi gibi korkular da olmasın zira maymunlar diğer tüm canlılar gibi oldukça şeker ve cici yaratıklardır.

    Dinin, tanrının ve evrimin mukayesesi doğru değil
    Dini ve tanrıyı gönlümüzle buluruz evrim ise bilim yani salt akıl ürünüdür.
    Bizim din akıl dinidir demeyin sakın, ota çöpe inan bile inindığının en sağlam hakikat olduğunu düşünür. Herkes kendi inandığının akıl icabı olduğunu düşünür.

    Kutsal kitabın dediği gibi "oku"……

    • Sizin de dediğiniz gibi akıl, bilim ve araştırma kullandığımızda evrim teorisinin komik bir teori olmaktan öteye gidemediğini apaçık görüyoruz.

      Evrimin Mutasyon ve Doğal Seleksiyon olmak üzere iki adet hayali mekanizması bulunur. Bu iki mekanizmanın da yeni canlılar oluşturması veya varolan canlıları başka canlılara çevirmesi mümkün değildir. Mümkün değildir çünkü; bize bunu BİLİM gösteriyor.

      Mutasyonlar, canlı hücresinin çekirdeğinde bulunan ve genetik bilgiyi taşıyan DNA molekülünde, radyasyon veya kimyasal etkiler sonucunda meydana gelen kopmalar ve yer değiştirmelerdir. Mutasyonlar DNA'yı oluşturan nükleotidleri tahrip eder ya da yerlerini değiştirirler. Çoğu zaman da hücrenin tamir edemeyeceği boyutlarda birtakım hasar ve değişikliklere sebep olurlar.

      Dolayısıyla evrimcilerin arkasına sığındıkları mutasyon, hiç de sanıldığı gibi canlıları daha gelişmişe ve mükemmele götüren tılsımlı bir değnek değildir. Mutasyonların net etkisi zararlıdır. Mutasyonların sebep olacağı değişiklikler ancak Hiroşima, Nagazaki veya Çernobil'deki insanların uğradığı türden değişiklikler olabilir: Yani ölüler, sakatlar… Bunun nedeni çok basittir: DNA çok kompleks bir düzene sahiptir. Bu molekül üzerinde oluşan herhangi rastgele bir etki ona sancak zarar verir. Amerikalı genetikçi B. G. Ranganathan bunu şöyle açıklar:

      Mutasyonlar küçük, rastgele ve zararlıdırlar. Çok ender olarak meydana gelirler ve en iyi ihtimalle etkisizdirler. Bu dört özellik, mutasyonların evrimsel bir gelişme meydana getiremeyeceğini gösterir. Zaten yüksek derecede özelleşmiş bir organizmada meydana gelebilecek rastlantısal bir değişim, ya etkisiz olacaktır ya da zararlı. Bir kol saatinde meydana gelecek rastgele bir değişim kol saatini geliştirmeyecektir. Ona büyük ihtimalle zarar verecek veya en iyi ihtimalle etkisiz olacaktır. Bir deprem bir şehri geliştirmez, ona yıkım getirir. (B. G. Ranganathan, Origins?, The Banner Of Truth Trust, Pennsylvania, 1988)

      Şimdi de Doğal Seleksiyon mekanizmasına göz atalım.

      Doğal seleksiyon, doğada daimi bir yaşam mücadelesi olduğu ve bu mücadelede hayatta kalanların hep "güçlü ve doğal şartlara uygun" canlılar olacağı varsayımına dayanır. Örneğin yırtıcı hayvanların tehdidi altında olan bir geyik sürüsü içinde, doğal olarak hızlı kaçabilen geyikler hayatta kalacaktır. Doğal olarak da bir süre sonra bu geyik sürüsü hızlı koşabilen geyiklerden ibaret hale gelecektir.

      Dikkat edilirse bu süreç, ne kadar uzun sürerse sürsün, geyikleri bir başka canlı türüne dönüştürmez. Zayıf geyikler elenir, güçlüler hayatta kalır; sonuçta geyiklerin genetik bilgisinde bir değişiklik olmadığı için bir "tür değişimi" gerçekleşmez. Geyikler ne kadar seleksiyona uğrarlarsa uğrasınlar, geyik olarak yaşamaya devam ederler.

      Geyik örneği tüm türler için geçerlidir. Doğal seleksiyon vasıtasıyla sadece bir popülasyon içindeki sakat, zayıf ya da çevre şartlarına uymayan bireylerin ayıklanmasına vesile olur; yeni canlı türleri, yeni genetik bilgi ya da yeni organlar ortaya çıkarmaz. Yani doğal seleksiyon vasıtasıyla canlılar evrimleşmez. Darwin bu gerçeği "faydalı değişiklikler oluşmadığı sürece doğal seleksiyon hiçbir şey yapamaz" diyerek kabul etmiştir. (Charles Darwin, The Origin of Species by Means of Natural Selection, The Modern Library, New York, s. 127)

      Doğal seleksiyon, Darwin'den önceki biyologlar tarafından da bilinen, ancak "türlerin bozulmadan sabit kalmalarını sağlayan bir mekanizma" olarak tanımlanan bir doğal süreçtir. İlk kez Darwin, bu sürecin evrimleştirici bir gücü olduğu iddiasını ortaya atmış, tüm teorisini de bu iddiaya dayandırmıştır. Kitabına verdiği isim, doğal seleksiyonun Darwin'in teorisinin temeli olduğunu gösterir: "Türlerin Kökeni, Doğal Seleksiyon Yoluyla"

      Günümüzün en ünlü evrimcilerinden Stephen Jay Gould Darwinizm'in bu büyük yanılgısı hakkında şunları söyler:

      Darwinizm'in özü tek bir cümleye dayanır: Doğal seleksiyon evrimsel değişimde yaratıcı güçtür. Kimse doğal seleksiyonun zayıf olanın elenmesindeki rolünü inkar etmez. Ancak Darwin teorisi doğal seleksiyonun uygun olanı yaratmasını da istemektedir. (Stephen Jay Gould "The Return of Hopeful Monsters", Natural History, vol. 86, June/July 1977, s.22-30)

      Evrimci C. Loring Brace, American Scientist dergisinde yayınlanan bir makalesinde, Darwinizm'in bilimsel bulgular tarafından reddedildiğini ve doğal seleksiyonu da türleri oluşturan bir mekanizma olarak göremeyeceğimizi şöyle açıklar:

      American Scientist okuyucuları, biyolojinin büyük bir kısmının ve paleontolojinin tamamının Darwin'in organik evrim hakkındaki görüşlerini reddettiğini fark etmiyor olabilirler. Doğal seleksiyon sadece "ince ayar" olarak görüldüğü için reddediliyor, adaptasyon ise pratikte kesinlikle geçerli görülmüyor. (C. Loring Brace, Review of Species, Species Concepts, and Primate Evolution, edited by William H. Kimbel and Lawrence B. Martin, Plenum Press, 1993, s.560, American Scientist, vol 82, September/October 1994, s.484-486 )

      Gördüğünüz gibi BİLİM Adamları bunları söylüyorlar. :) Şimdi biraz araştırma yapmaya başlayın, "Okuyun". Kafanızı kumdan çıkarın. 200 sene önce Darwin hücreyi su baloncuğu sanıyordu, şimdi Elektron Mikroskopları var ve en basit olarak nitelendirdiğimiz hücrenin bile tesadüfen oluşamayacak komplekstikte olduğunu görebiliyoruz.

      • Yanlış kabuller var. :)
        Mütasyon ve doğal seleksiyon, iki hayali mekanizma değildir. Şu anda bile etrafında olan, gerçeklik bunlar -başka gerçekliklerle birlikte. Bunun tersini söyleyen şey pseudo-bilim falan olsa gerek.
        Doğruluğunu tartışmaya açmak isteyebileceğin şey, bunların ileride farklı türler oluşturmaya gidip gidemeyeceği.

        Mütasyondan başlayalım. Kaynak arayamadım, bir taraftan yığınla işim var ama eğer *sadece belirli tipte kaynakları* aramıyorsanız bununla ilgili pek çok şey bulabilirsiniz. Bir örnek, çok geçerli bir kaynak olmasa da Wikipedia'dan:

        http://en.wikipedia.org/wiki/Mutation#Beneficial_mutations

        Mütasyonun sadece zararlı olabileceği, evrimin bir insan hayatı gibi kısa bir sürede gerçekleşeceğine kadar varan hayaller kurabilen zihniyetin ürünü. Aslında Mütasyon büyük oranda zararlı, biraz daha küçük oranda zararsız ya da etkisi görülmeyen/tamir edilebilen ve çok çok küçük oranda yararlı olabilen durumlardır. Bunu şu laboratuvarsever sineklerden bile görebiliyoruz. Aslında bakterilerde bunun çok ciddi ve gözlemlenebilen etkileri var.

        Şimdi kendinize, evrimle ilgili karşı-örnekler vermeye çalışan kaynakların niye sürekli geyik gibi büyük hayvanları verdiğini sorun. Neden bakterilerden hiç evrim karşıtı örneğe rastlamıyoruz?

        Basit. Çünkü karmaşıklığı yüksek ve ömür döngüsü uzun hayvanlarda bunu göstermek daha zor. "Geyik"lerde göstermeye kalktığınızda fosillere başvurmanız gerekiyor. Fosilleri gösterince de evrim-karşıtlığını kendine din biçmiş (daha doğrusu dindar insanlardan para yolmanın yöntemi seçmiş) zevat "olmaz efenim, o başka hayvandır" der. Oysa bu mevzuları evrimsel biyolojiyle ilgili birkaç yıllık bir eğitim alsanız kendiniz bile görebilirsiniz.

        Doğal seleksiyon da "makes sense" diyeyim Kutay. :) Ama onu daha sonra konuşuruz. Sen hala ders çalışmaya dönmemiş görünüyorsun. :)

      • Prometrik

        acaba neden evrim deyince hemen darwin akla geliyor?darwin zamanının koşullarında doğru/yanlış görüşler elde etmiştir.ve bu bilgilerle evrim teorisinin kapısını açmıştır.evrim teorisi sadece darwin in söylediklerinde ibaret değildir! sizde lütfen biraz bunu araştırın.

        ayrıca bilimsel hesaplamalar sonucu mutasyonların %99 ölümcül sonuç çıkardığı ortaya çıkmıştır.yani çok büyük oranda mutasyonlar evrimleşme açısından faydasızdır.ancak tamamen faydasız değildir.görüldüğü üzere çok çok düşükte olsa mutasyonun faydalı olma olasılığı vardır. zaten mutasyonun uzun sürelerde gerçekleşmesinin sebebide bu oranın çok düşük olmasıdır.bu oran bu kadar düşük olmasa idi zırtpırt evrim olurdu.ve çocuğunuzun sizden çok farklı olma ihtimali artardı.

        mutasyona radyasyon veya kimyasal etkilerle oluşur.bunun olma ihtimali olan yerler sadece hiroşima ve çernobil değildir! bütün evrende bu etkenler vardır.güneş radyasyonal enerjide yayar, dünyayı bundan yerin manyetik alanı korur.ancak şunuda ekliyelim dünyanın çekirdeğide radyoaktiftir.yani aslında bizim yaşadığımız dünya katmanında azda olsa radyasyon enerjisi var.ve bu bir dna da uygun bir yere denk gelip değişime sebep olabilir.

        doğal seleksiyondaki geyik örneğinde sadece genetik etkili değildir.fiziksel durumda vardır.evet en hızlı geyik kurtulur ancak en yorgun olmayan geyik en hızlıdır.yani arkada kalan daha gelişmişte olabilir(yırtıcı ortaya çıkana kadar bazı geyikler koşup dolaşabilir,oyun oynayabilir)

        saat örneğide yanlış değil ancak eksik.saat rastgele bir parçayı değiştirirsen çalışmaya bilir, ancak çalışabilirde. eğer çıkardığın parça yerine ondan farklı ancak onun işini yapabilicek bir parça koyarsan saat çalışmaya devam eder.hatta koyduğun parça konumuna göre çıkardığın parçadan daha iyi ise saat daha hızlıda çalışabilir.ancak parçanın yerini herşey tutmaz.çıkardığın parçanın yerine daha iyi bir parça koymak için denemeler ve hatalar yaparsın.ancak uzun uğraşlar sonunda bunun olması mümkündür.buda evrimleşmenin olma olasılığının düşük olması ile ilgilidir.(evrimin olma olasılığının düşük olmasından yukarda bahsetmiştim)

        • Geyikler tatmin etmediyse bakteriler üstünden başka çarpıcı bir örnek vereyim. Daha penisilin üretilmeden önce, penisiline dayanıklı bakteri olduğunu biliyor muydun? Ancak bu durum yararlı mutasyon olarak gösteriliyor.

          Çok sayıda bakteri, daha ticari antibiyotikler kullanılmaya başlamadan önce de direnç genlerine sahipti. Bilim adamları bu genlerin neden evrimleştiklerini ve varlıklarını sürdürdüklerini kesinlikle bilmiyorlar. (Stuart B. Levy, "The Challange of Antibiotic Resistance", Scientific American, March 1998, s.35)

          1986'da yapılan bir araştırmada, 1845 yılında bir kutup keşfi sırasında hastalanarak hayatını kaybeden denizcilerin buzda korunmuş cesetleri bulunmuştur. Bu cesetlerin üzerinde 19. yüzyılda yaygın olan bazı bakteri çeşitleri tespit edilmiş ve bunlar test edildiğinde, 20. yüzyılda üretilmiş pek çok modern antibiyotiğe karşı direnç özellikleri taşıdıkları hayret le saptanmıştır. (Medical Tribune, 29 December 1988, s.1, 23)

          Ayrıca wikipediada gösterilen örnek eğer doğruysa, basitçe şöyle bir izah yapılabiliceğini düşünüyorum. Bir hastalığın yayılmama sebebi yine proteinlerde oluşan bir hata sebebiyledir. Mesela hemoglobinde gelen bir mutasyon sonucu, hemoglobinin Oksijen taşıayamaması gibi, bu durumda da çeşitli virüsler tanınamıyor, taşınamıyor veya etkili olmuyor olabilirler. Eğer bu durumda virüs değil de yararlı bir madde olsaydı, bu mutasyon yine zararlı olmuş olacaktı. Bu tamamiyle benim görüşüm.

          Bilimsel araştırma hakkında pek fazla bilgi verilmemiş wikipediada, ama durumun şöyle olma olasılığı da var. Bazı insanlarda bu gen vardır HIV etklili oluyordur, bazılarında yoktur HIV etkili olmuyordur. Bu sepeble aynı yukarıda verdiğim bakteri mutasyonu örneği gibi bir çıkarım yapmış olabilir bilim adamları.

          • Prometrik

            bakterilerin penisiline direnç kazanmaları için illa penisilinle karşılaşmaları gerekmez..evrimde zaten bunu kabul eder.mutasyonla penisilin bağışıklığı kazanmış olabilirler(penisilin bulunmadan önce)..ayrıca penisilin küften yola çıkılarak bulunmuştur.doğada penisilin bulunmadan öncede küf vardı.bakteriler bununla karşılaşmış olabilir.

            ayrıca benzer bir örnekte ben vereyim: siyah tenli insanların doğuştan sarı humma bağışıklığı vardır.sarı hummanın keşfinden öncede bu vardı.sarı humma ile daha önce karşılaşıp hayatta kalmış olabilirler.buda genlere etkimiş ve nesillerce taşınmış olabilir.

            siyah tenli insanlarda evrimin kanıtı olabilir.sürekli güneş altındalar ve güneşin uv ışınları tenleri siyahlaştırıyor.sonunda genetik bir kabul haline gelmiş ve doğuştan siyah oluyor olabilirler(kendinizi örnek vermeyin ben yazın güneşleniyorum çocuğum siyah değil diye..siyah tenli insanların uzun bir neslinin afrika gibi sıcak bir ortamda yaşadığını göz önünde bulundurun.)

            ve yine ekliyorum ben evrim var demiyorum..ama yokta demiyorum.hayat felsefemede uygun şekilde "imkansız diye birşey yoktur! herşeyin olma olasılığı vardır!" diyorum.

          • Kara tenliler hakkında verdiğiniz örnek "Modifikasyon" dur.

            Aynı tür içinde genlerin farklı dizilişleri, farklı görünüşte ve farklı özelliklere sahip canlıları oluşturabilirler. Daha iyi bir bağışıklık sistemi de bunlardan biri olabilir. Ancak genlerin farklı kombinasyonları yalnızca mevcut tür içerisinde değişiklikler meydana getirir. Yeni bir tür oluşturmaz. (bakınız genetic homoestasis)
            Söylediğiniz hastalığa direnç kazanan insanlar, herhangi bir tür değişimine uğramışlar mı acaba?

          • Yahu kara tenliler zaten orijinal insana daha yakın değil mi? Modifiye olan biziz, onlar değil. :)

            Bildiğim kadarıyla bu durum, Batı dünyasının kendisini üstün görme huyundan gelen bir varsayımdı. Adamlar "ulan orijinal eleman olsa olsa bizizdir, bu zenciler kararmıştır kesin" diye kendilerini kandırmışlar. Tabii sonradan mevzunun bu olmadığı yönünde bulgular ediniliyor.

        • @Prometrik,
          Bu saatin çalışması için gereken parçaların üretimi hangi ara gerçekleşti veya üstünde oynama yapmak için çalışır bir saati nasıl buldun :). Mağazada bir saat görsen, bu saatin tesadüfen olduğunu kimseye iddia edemezsin. Bu saatin bir saatçinin elinden çıktığı açıktır. Yani bu saatin arkasında bir akıl vardır. Peki bir canlı gördüğün zaman, bu canlının arkasında bir akıl olduğunu neden kabul etmek istemiyorsun?

          • Prometrik

            ben canlının arkasında akıl yoktur demiyorum..lütfen dikkat ediniz..

            ancak bende şunu söyliyeyim: mutasyon canlılarda gerçekleşir cansızlarda değil. bu durumda sizin gösterdiğiniz örnek tamamen komik duruma düşüyor..gösterdiğiniz örneği çürüttüm diye bana saldırmayın! varsa aklınızda uygun görüş sizde benim açıkladığım gibi açıklayın.

            ayrıca teknoloji varolan ürünlerin üzerinde oynanarak gelişmektedir..bir saatin tamamı hiç test/uygulama yapmadan sadece akıldan yapılmamıştır..

            ayrıca dini inancımdada geçtiği gibi: "o nun (ALLAH cc) birşeyin olması için ol demesi yeter" ve tabi diğer yorumda ALLAH ol demeden hiçbirşeyin(evrimde dahil) olamayacağı.

          • Saat örneğini siz vermişsiniz, ben değilki :) Hangi örnek üstünden gitmek istiyorsanız giderim, benim için farketmez.

            Ayrıca neyi çürüttünüz ben yakalayamadım ?

          • Klasik kör saatçi tartışmasına mı geldik? :)

            Peki basit bir örneği ben vereyim. Varsayalım ki odamdaki tüm atomları/molekülleri kontrol edebiliyorum. Şimdi pencereyi açsam odam soğumaya başlayacak. Zamanla bir denge konumuna kadar soğuyacak. Bu deneyi ben tasarladım. Arkasında bir akıl var. Ama ben odamdaki yüksek enerjili (sıcak havayı oluşturan) atomlardan hangilerinin dışarı çıkacağını, hangilerinin içeri gireceğini, hangileriyle hangilerinin etkileşime girip enerjilerinde değişim olacağını tek tek elimle belirlemiyorum. Belirleyebiliyor olsam da olmasam da, bu deney bu koşullarda bu şekilde ilerleyecek. Eğer isteseydim, mesela kaloriferi kapatıp denge konumuna gelişi hızlandırabilirdim.
            Her halükarda, oda sıcaklığının denge konumuna gelmesinin, istatistiksel olarak belirli kalıplara uydurulabilen yöntemlerle gerçekleşmesi, benim varlığımı ya da yokluğumu göstermiyor.

            Penisilinle ilgili ben de bir şey vereyim yahu: 7 yaşında geçirdiğim hastalık nedeniyle 10 yıldan uzun süre penisilin kullandım. Ben hastalandığımda 1.200.000 ünite alıyordum. Sanırım bugün benzer koşullar altında bunun üç katıyla başlanıyormuş. Bu hastalığı yapan arkadaşların (bakteri herhalde kendileri) 20 yıl içinde birdenbire bu kadar hızlı şekilde değişmeye karar vermesi biraz ilginç değil mi? ;)

          • Günlük dilde "bakterilerin bağışıklık kazanması" denen süreç gerçekte şöyle oluşur:
            Bakterilerin kendi türleri içinde sayısız varyasyonları (çeşitleri) vardır. Bu varyasyonların bir kısmı, yukarıda belirtildiği gibi, bazı ilaçlara karşı direnç sağlayacak genetik bilgiye sahiptir. Bakteriler belli bir ilacın etkisine maruz kaldıklarında, ilaca dayanıksız varyasyonlar yok olur; dirençliler ise hayatta kalır ve daha fazla çoğalma imkanına kavuşurlar. Belli bir zaman sonra tamamen yok olan dirençsiz bakterilerin yerini, hızla çoğalan bu dirençli bakteriler doldurur. Bir süre sonra, aynı bakteri türü yalnızca söz konusu antibiyotiğe dirençli olan bireylerden oluşmuş bir koloni haline gelir ve artık aynı antibiyotik o bakteri türüne karşı etkisiz olur. Ancak bakteri yine aynı bakteri, tür yine aynı türdür. Herhangi bir evrim yaşanmamıştır.

          • Prometrik

            sayın Kutay Yabaş acaba benmi yanlış hatırlıyorum diye tekrar baktım..sizin yazınızın birinde şöyle bir bölüm var:

            "Mutasyonlar küçük, rastgele ve zararlıdırlar. Çok ender olarak meydana gelirler ve en iyi ihtimalle etkisizdirler. Bu dört özellik, mutasyonların evrimsel bir gelişme meydana getiremeyeceğini gösterir. Zaten yüksek derecede özelleşmiş bir organizmada meydana gelebilecek rastlantısal bir değişim, ya etkisiz olacaktır ya da zararlı. Bir kol saatinde meydana gelecek rastgele bir değişim kol saatini geliştirmeyecektir. Ona büyük ihtimalle zarar verecek veya en iyi ihtimalle etkisiz olacaktır. Bir deprem bir şehri geliştirmez, ona yıkım getirir. (B. G. Ranganathan, Origins?, The Banner Of Truth Trust, Pennsylvania, 1988)"

            bu sizin yazınızdan bir parça değilmi??isterseniz ne yazdığınızı tekrar okuyun.hem burdada yazıyor: kol saatindeki rastlantısal değişim ona "büyük ihtimalle" zarar vericektir..evrim ise bu büyük ihtimalden geriye kalan kısım için tanımlanır!!yani en iyi ihtimalle etkisiz bir "değişim" olur.ama etkili bir değişimde olabilir.evrimin olasılığı çok düşüktür(bunu yine söylüyorum..daha öncede söylemiştim..umarım önceki yazılarımı gerçekten okumuşsunuzdur)

          • Prometrik

            bir önceki mesajınızda bakterileri yine yazmışsınız ona cevap olarak:

            "Bakterilerin kendi türleri içinde sayısız varyasyonları (çeşitleri) vardır" demişsiniz..acaba sorabilirmiyim bu sayısız çeşit nereden geldi??.bir bakterinin çoğalma şekil kendini kopyalamısıdır..yani bir bakteri bölünerek ana bakteriye ait aynı 2 bakteri oluşur(evrim göz ardı edğilmiştir).öyle ise dünyada sadece tek tür bakteri olması gerekmezmi acaba? peki diğer çeşitler nerden geldiler?ve nasıl çeşitleri artıyor?

          • O kadar yazı içerisinde hatırlayamamışım. Özür dilerim bu konuda. Düşüncenizi sanırım anladım. İmkansız yoktur diyorsunuz kısaca. Tamam evrimle yaratılış olabilirdi, o zaman da Allah evrimle yarattı derdik ama; bunu destekleyen hiç bir delil yok (Fosil kayıtları, bidenbire kusursuzca,simetrik ortaya çıkan canlılar).

          • Prometrik

            Kutay Yabaş:

            "O kadar yazı içerisinde hatırlayamamışım. Özür dilerim bu konuda. Düşüncenizi sanırım anladım. İmkansız yoktur diyorsunuz kısaca. Tamam evrimle yaratılış olabilirdi, o zaman da Allah evrimle yarattı derdik ama; bunu destekleyen hiç bir delil yok (Fosil kayıtları, bidenbire kusursuzca,simetrik ortaya çıkan canlılar)."

            sonunda varmamız gereken yere geldik..sonuç yine aynı evrim çürütülemezde, ispatlanamazda(en azından günümüz koşulları içinde ikiside mümkün değil)

            ve söylediğim gibi.evrim varsa bile ALLAH olmasını istediği için vardır.buda evrimin din dışı olmadığını gösterir.büyük çoğunluk evrimi dinsizlik olarak görüyor ve ne yazıkki belli bir çizgiden ilerisine geçemiyorlar.

    • aMeLe DeVRiMCi

      Oncelikle girisiniz cok pervasizca,
      Inanan insanlari rencide etmemeye calismazsaniz yazdiklarinizdan sadece siz ve sizin gibi dusunenler mesaji alir.
      Oysa bir yazinin amaci herkese ulasmak olmalidir.

      Fakat evrim bir kanun degil Teori dir.
      Ben evrime inanirim yada inanmam bu tipki din gibi benim kisisel tercihimdir cunki Evrim bir teoridir.
      Ne fiziksel ne kimyasal ne de biyolojik olarak bilimsel bir kanun degildir.
      Evrim Teorisine gore hesap yapilmaz,
      Tipki Einstein'in solucan deligi teoremi gibi, var oldugu kabul edilir ama ispatlanamadigi icin hala bir teoridir.
      Bazi cevreler;
      Evolution is a fact dese de hatta bazilari Evolution is a theory but also a fact bile dese.
      Bilimin kendi kurali derki:
      Kesinligi kanitlanmamissa hala bir teoridir.
      Mumkundur yada degildir, bunu ispat etmediginiz surece yazdiklarinizin hic bir anlami yoktur.
      Cunki sadece sizin oznel goruslerinizdir.

      Yazi da bir cok benzeri ornek bulunmakla beraber;

      "Dini ve tanrıyı gönlümüzle buluruz evrim ise bilim yani salt akıl ürünüdür."

      Bunun icerisine gizlenmis mantigini tasiyan bir ornegi, yani verdiginiz ornek cok ilginc ki iddia ettiginiz konuya degil tam aksine karsi ciktiginiz olguya bir ornek teskil ediyor cunki bu sadece sizin fikriniz.

      Simdi birileri kalkip harun yahya fanatigi falan gibi yapistirma hevesiyle eline 404 felan alip kosacaktir pesinen soyleyeyim hic SEVMEM, okumam, dinlemem, takip etmem ( Evrim teorisi kitaplarini yazan adamin adi buydu sanirim )

      "Öte yandan tanrının "evrim yoktur ve hurafedir" dediği hiçbir kutsal metin de duymadım. Evrim karşıtlığı Avrupayı ortaçağ karanlığına gömen kilise cehaletinin İslam'a yeni intikal etmiş hailidir."

      Su mantiginiz da modern kapital dunyanin mantigidir, benim gibi cahilsin.
      Avrupa'nin bir cok ulkesi ve amerika'nin bir cok eyaleti Evrimi kabul etmiyor ve bilim kitaplarinda sadece teori olarak yer veriyorken simdi bu ulkeler de mi cehalet ile bogulmakta ayrica bildigim kadariyla Japonya da buna dahil.

      Insanlara birseyi kabul ettirmeye calismak asil insanoglunu cehaletin kokune kadar surukler.
      Onemli olan insan'a kabul ettirmek yada kendi fikrini empoze etmek degil o insanin dusunup bulmasini saglamaktir.
      Iste insanlik yavasta olsa bu sekilde gelisiyor ve baskalarinin gercekliklerini degil kendi gerceklerini buluyor karsilastiriyor, hak veriyor, yorumluyor, cevap veriyor ve de soru soruyor.

      Iste bu gercek bilimdir.

  23. TARIKK

    Peki herşey tamam da, bu evrim süreci neden devam etmiyor ?

    • Kocaman, ampül kafalı insanlar ürettiğimizde evrim devam etmiş olmayacak mı sizce? Bu fizik ve de doğal sınırlar* içerisinde kafa yapımız, boyutları işte ancak bu kadar oluyor. (*Doğal sınırlardan biriside ölçütlerden birisi kadının cinsel organlarının boyutu.) Genetik yapımızla oynayıp koca kafalı insanları kadın bedeninde bile değil, lab. ortamında nasıl büyütürüz diye düşünüyorlar.

      • TARIKK

        Bu dediğiniz evrimden ziyade üretim olur gibime geliyor, ayrıca evrimi sadece fiziksel değisim / gelişim olarak düşünmemek lazım bence, örneğin telepatik iletişim, vb. psişik konularda da herhangi bir gelişme kaydedemedik.

    • Ediyor TARIKK. Ama hiçbirimiz, çocuklarımız, onların çocukları, onların çocuklarının çocukları göremeyecek muhtemelen. Nasıl ki biz milyon yılla ölçülen fosilleri bulmadan bu araştırmaları ilerletemiyorsak, bizim fosillerimiz de belki milyon yıl sonra, bizim şimdiki görüntümüze hiç benzemeyen "insan"lar tarafından evrimle ilgili derslerde anlatılacak.

      Tabii o zamana kadar kıyamet kopmazsa bilim epeyce ilerlemiş olacak ve bunları tartışmıyor olacak adamlar/kadınlar. :)

      • TARIKK

        Yok o insanların işi daha kolay olacak, zira inanılmaz ölçüde zengin yazılı ve görsel kaynaklara sahip olacaklar, yani o zamanın arkeologları, paleontologları ve tüm diğer bilim insanları bugüne nazaran daha şanslı olacaklar.
        Kim bilir belki de zaman yolculuğu mümkün olacak ve gelip kendi gözleri ile görecekler ne olup bittiğini.

        Bu arada hazır başlamışken UFO'ların aslında zaman makinaları olduklarına dair de birtakım varsayımlar olduğunu biliyorsunuzdur eminim.

        Neyse sonuç itibarı ile evrim teorisine göre bulunduğumuz noktaya geldiğimizden bu yana bayağı bir zaman geçti ve bu süreçte en azından biraz yol katetmiş olmamız gerekirdi diye düşünüyorum.

    • Prometrik

      evrim devam ediyor..ancak evrim öyle ha deyince olmuyor..evrimin gerçekleşme olasığı çok düşüktür..ancak olasılık azda olsa var.yukardaki yorumlarımı okursanız daha iyi olur sanırım

      • TARIKK

        Okudum, ancak bu yazılanlar evrimin var olduğuna dair somut kanıtlar sunmuyor bana. Bu arada evrim yoktur da demiyorum, aldığım eğitim gereği malesef somut kanıtlar olmadığı sürece bu tür spekülatif konulara karşı temkinli yaklaşmak durumundayım.

      • Michael Pitman (Ünlü biyokimyacı. Enzimlerin tesadüfen oluşamayacak kadar kompleks bir yapıya sahip olduklarını şöyle hesaplıyor)
        Bilindiği üzere evrende 10^80 kadar atom var ve Big Bang'in patlamasından bu yana 10^17 saniye geçti. Yaşamın devam edebilmesi için de 2000 tane temel enzime ihtiyaç var. Bu enzimlerden bir tanesinin bile tesadüfen oluşması için 10^20 den daha fazla bir olasılık gerekir. Bütün hepsinin tesadüfen oluşması için ise 10^40000 ihtimal de bir ihtimal oluşmalıdır. Böyle bir ihtimalin oluşması için bütün evrenin organik bir çorba olduğunu düşünsek dahi bu imkansızdır.
        Michael Pitman, Adam and Evolution, 1984, s. 148

        • TARIKK

          Bahsettiğiniz olasılık benim bu hafta sonu Sayısal'dan büyük ikramiyeyi tek başına tutturma olasılığımdan daha yüksek :)
          Yani, bence halen yeterince iyi bir olasılık ve şu kadarlık bir olasılık var dedikten sonra imkansız demek ????

          • Matematiğiniz kaçtı sizin :) …

          • Prometrik

            olay matematiğin olasılık kısmı değil..yani siz birşeyin olasılığı trilyonda bir diyebilirsiniz(biz insanlar buna imkansızda diyoruz..ki bence sorun imkansız demekte) ancak yok değildir.imkansız birşeyin olma olasılığının olmamasıdır.ancak burda çok çok küçükte olsa ihtimal var.buda ona yok demene engel oluyor.ben bu yüzden evrim ne vardır nede yoktur diyorum..

            isterseniz ömrümüzün sonuna kadar bu tartışmayı sürdürelim yinede bu konuya net bir sonuç getiremeyiz(bilim insanları ne kadar zamandıre tartışıyor).biz sonuç var ulaşmak için bu ihtimalin düşüklüğündeki 0 ları 1 in arkasına yazıp en az o kadar yıl tartışmamız gerekir..

            ancak şuankiş tüm tartışmaların sonucu aynı:evrime ne vardır nede yoktur diyebiliriz..ancak düşükte olsa böyle birşeyin varolma olasılığı var..ispatlanmamış ama çürütülememiş bir gerçek.o yüzden bu konu üzerine tartışmaya devam etmemiz bence anlamsız.

          • TARIKK

            @Kutay Yabaş
            hmm bu üzeri isaretlerini ben mi yeni gördüm yoksa sonradan mı eklendi :)

            @Prometrik
            Aynı şeyleri söylüyoruz, sonuç itibarı ile gayet spekülatif bir konu ve kesin kanıtlar olmadığı sürece, ne vardır ne de yoktur demek mümkün.
            Ancak sormaya devam etmedigimiz sürece bir yere ulaşamayız.
            Ne diyor Discovery Channel ? "Question everything "

            Neyse bu konu uzar gider, gidip biraz Mass Effect2 oynayım ben :)

          • Eğer mesajı tam gönderdiğim ana denk geldiyseniz, ilk başta üzeri işaretleri çıkmadı. Bende ^ kullanarak tekrar düzenledim. Eğer sayısal loto önermeniz bundan kaynaklanıyorsa, kusura bakmayın :) .

  24. ohannesburger

    üzülüyorum…

    çünkü takip etmekten hoşlandığım, günde en az 30-40 kere açıp yeni bir şey var mı? diye baktığım pclabs'ın "sakin" "yardımcı" "bilgili" "seviyeli" sakinlerinin böyle muallak konular üzerinden birbirlerine dalaşmalarını, insanların inançlarının yargılanmasını, bilgisi olanın bilgisinin sorgulanmasını görüyorum.

    üstelik iyiden iyiye bunun ilgi çekme amaçlı olarak yapıldığına inanmaya başlıyorum.

  25. Anka

    Yahu evrime inanipta kendini dusunen hayvan yerine koyan arkadaslara da kizmamak lazim.Lakin Islam'da amellere gore hayvanlardan daha asagi dusmek diye bir durum da var.
    Ve bu arkadaslar belki de samimiyetten gelen bir mutavazilik ile boyle dusunme yollarina girmis olabilirler.Farkinda da degiller, cunku kendileri de birseye inaniyorlar.Inanmak da zorundalar, cunku buna muhtaclar :)

    • Satırlarca yazılanı okumuyorsunuz değil mi? :)

      Din evrime karşı filan değildir.

      • Anka

        Once sizin dunya gorusunuzu sorsam hocam ? Siz bu sozu evrime inanan biri olarak mi soyluyorsunuz yoksa inanmayan biri olarak mi :) ?

        • Prometrik

          bende söyliyim evrimde dinde karşı karşıya değildir..ve ben bunu evrimi ne kabul eden ne de reddeden biri olarak söylüyorum..

          lütfen yukardaki yorumlarımı okuyun..orda daha detaylı anlattım.

          • "Tesadüf, ateizm görüntüsü altında kendisine gizlice tapınılan bir tür ilah haline gelmiştir" (Pierre Paul Grassé, Evolution of Living Organisms, New York, Academic Press, 1977, s.107)

            Bu nedenle evrimle din karşı kaşıyadır. Darwinizmin temelinde materyalizm vardır ve materyalizm Allah'ı inkar eder.

          • Prometrik

            sayın Kutay Yabaş burayada ekliyeyimde eksik kalmasın..

            yukardaki tartışmamızda da nihayet sonuca ulaştığımız gibi evrim dine karşı değildir. evrende ALLAH ol demeden hiçbirşey olmaz.yani evrim varsada ALLAH ol dediği için oluyordur.

            ayrıca darwin materyalist olabilir..ancak darwin sadece evrim teorisinde öncü olmuştur. darwin materyalist diye düşüncesini hiç düşünmeden reddetmemiz, osmanlıdaki "bu gavur icadıdır kullanılmaz" düşüncesine hemen hemen denk düşer.sanırım tartışmamız sonucuda evrimin ALLAH ı reddetmek olmadığı kanısında buluştuk..

          • O noktada anlaştık. Ufak bir sorun; Evrimi incelemeden reddetmiyorum. Hiçbir delili olmadığı ve bilimsel olarak reddedilebildiği için reddediyorum :).

  26. ahmet

    Bırımlerı unutmus olabılırm yıllar gectı ancak.E=1/2 m v^2 Ek=1/2*1*((20*300)^2)=18 000 000 joule Bu 1 kg lık cısmın kusunun 20 katı hızla carpması sonucu ortaya cıkaracgı enerjıdır(kursun hızı tabancada max 300 m/sn tufeklerde ıse daha yuksek) .Bu formullern yaklasık hesapladıgına ınanıyorum detaya gırmek ıstemem forum konusudur.1 kg lık kutlede bıle rakam ınanılmaz.

  27. düşünenadam

    en kısa zamanda biyo-lab diye bir alt site istiyoruz. olmuyor böyle haftalık biyoloji tartışmaları..

  28. Prometrik

    eklemek gereken(eksik gördüğüm) bazı kısımlar var.[ben evrim doğrudur/yanlıştır demiyorum..ve bu konuyu bilim adamlarına bırakıyorum]

    ALLAH insanı yaratmıştır..ama insan dünyada birden oluşmamıştır(insandan önce yaşayan canlılar vardır bilindiği gibi).insanın birden dünyada oluştuğunu söylemek doğru olmaz.çocuklar dünyaya he diye birdenmi geliyorlar??

    insanın nasıl çoğaldığının bilimsel bir açıklaması var değilmi?e bizide ALLAH yarattı ama aklımıza uygun bir şekilde..çünkü insanın en önemli özelliği aklıdır! ALLAH ta insanlar aklını kullansın diye doğayı aklın erebileceği bir şekilde yarattı.yoksa canlılar gökten inmiyor!

    diğer bir nokta ise ALLAH ın ilk insanı ahirette(ruhlar aleminde/metafizikte) yarattığıdır.herkes bu detayı atlıyor.dini gereği ruhlara inananlar buna hayır diyemezler.yani ilk yaratılan ruhtur(akla uygun)..ruhu bilim açıklayamaz(en azından şuanda)..

    bunları söyledikten sonra evrime gelelim..bir evrim olsada Hz. Adem as maymun olmazdı..çünkü Hz. Adem as(ilk peygamber) insandı!!insan maymundan geliyor olsa bile ilk peygamber maymun demek değildir bu!(dini savunanlara arayıp baksın..peygamber "İnsanlara" gönderilen ve insanların içinden seçilen ALLAH ın yolunu gösterenlerdir) .maymununda bir atası vardır elbet..ve bu tek hücrelilere kadar gider. evrim teorisinde canlılar tek hücreliden(yaşıyor denebilecek en küçük canlı) geliyor..e o zaman Hz. Adem as tek hücrelimiydi?? ilkpeygamber tek hücrelimi??bunu söyleyenler(Hz. Adem maymundanmı geldi diyenler) yazıkkı ALLAH ın onlara kullanması için verdiği aklı kullanmıyorlar demektir.ki buda ALLAh ın bize emrettiğine uygun değildir! o akıl verdiki herşeye körü körüne bağlanmayıp doğruları bulalım diye(bulamasakta araştıralım diye).Kuran dada açıkça yazıyor aklınızı kullanın, evrene açılın diye..çünkü yaratılan herşeyde yaratanın izi vardır.yaratan akıl verdi insana kullansın diye.ve tabiki yaratanın gücünü sonsuz kabul ediyorsan, O nun insanın aklı erecek şekilde herşeyi yarattığınıda kabul etmelisin.yine ekliyorum:insanı insan yapan aklıdır.eğer aklı olmasa idi (afedersiniz)hayvan(diğer canlı gurubu) olurdu.aklını kullanmayan insanlara yazık derim.çünkü kendilerini diğer canlılardan ayıran tek özelliklerini görmezden geliyorlar demektir.

    akıl yemek,içmek,ahlak ve yaşamaktan ibaret değildir. akıl doğru bildiğin herşeyi tekrar gözden geçirebilmek, ve eğer doğru bildiğin yanlış ise onu doğrusuyla düzeltebilmek demektir.akıl bilmediğini öğrenmektir!

    evrim teorisi çürtültüldü diyenlere: kim çürüttü?siz oturduğunuz yerdenmi çürüttünüz?yoksa evrim teorisi sizin içinmi çürüdü?bunların ayrımına dikkat ediniz.

    evrim "teori" dir.kesin olarak kabul edilememektedir.kesin kabul edilse kanun olurdu.ama evrim teorisi hala çürütülememiştirde!çürütülse dünyada hala tartışılmazdı.yani evrim teorisi ne tam olarak kabul görmüş, ne de tam olarak çürütülebilmiştir.lütfen yanlış bilgiler paylaşmayalım..

    evrime ne evet ne de hayır diyorum..ama bu konuda söylemeyi sevdiğim bir söz var: "isteyen maymundan gelebilir! ben insandan geliyorum!"..ha insan maymundan geliyormudur? tam bilmiyorum…ama böyle bir olasılıkta var. ama kesin bildiğim şey ise insan maymundan gelse bile ben insandan geldim..atam maymundan gelmiş olsa bile maymun değildir!!(benim atam maymundan geliyor diye ben maymunmu oluyor?yada her canlı tek hücreliden geliyor diye ben tekhücrelimiyim?)tabiki hayır..benim "türü"mün özel bir adı var "İnsan"..yani benim atam maymunda geliyor olsada, atam bir insandı!!ince çizgiler var lütfen bunlara dikkat edelim..

    (yorumumu buraya tekrar koyuyorum..bence okunması gereken ve okuyun dememe rağmen okumadan geçenler var..hatalıysam özür dilerim..mesajı silebilirsiniz)

    • Prometrik

      ekleme:(yukardaki mesajlarımdan)

      "ayrıca dini inancımdada geçtiği gibi: "o nun (ALLAH cc) birşeyin olması için ol demesi yeter" ve tabi diğer yorumda ALLAH ol demeden hiçbirşeyin(evrimde dahil) olamayacağı."

      "ve söylediğim gibi.evrim varsa bile ALLAH olmasını istediği için vardır.buda evrimin din dışı olmadığını gösterir.büyük çoğunluk evrimi dinsizlik olarak görüyor ve ne yazıkki belli bir çizgiden ilerisine geçemiyorlar."

  29. NonServiam

    Abi o değil de her haber yorumu ufak bir dergiye hatta bazen bir kitaba dönüşmeye başladı. Vaktim de yok hepsini okuyacak, yavaş yazın kardeşim ya:)

  30. Ahmet Nemci

    Ne konu breee!

    Önce şunu belirtmek isterim ki kendi adıma canlıların ne şekilde varolduğu ya da evrim, gezegenlerin varoluşu vs. vs. gibi konularla ilgilenmek istemiyorum. Neden?

    Ya kardeşim, şu dünya da genç yaşlarda ölmezsek görüp görebileceğimiz ortalama olarak 60 70 sene… Keza bunun neredeyse tamamında geçim derdi, çoluk çocuk, aşk meşk gibi konularla geçip gidiyor. Hiçbir şey için yeterli zaman yok.

    Yok insanın kökeni şöyleydi, dünya şöyle oluştu… Ne yapalım? Bir şekilde oldu işte. "Bilgisizlik kuvettir!"

    Peki neden bu sonu gelmeyen tartışmalar?

    Çünkü ne kadar red edilirse edilsin, bu tarz konular BİLİMSEL veya DİNİ değil, tamamiyle İDEOLOJİK konulardır. (İdeoloji en temel anlamıyla, hayatı yaşama biçimidir ya da onu belirler.)

    Örneğin; Materyalistseniz Evrim Teorisi olmazsa olmazdır. Fakat bunun zıt noktasındaysanız Evrim Teorisi asla kabul edemeyeceğiniz bir konudur. Bazen de bir ayağınız birine diğer ayağınız birine değer ve ortaya tereddütlü karma sonuçlar çıkar.

    Sonuç, "Özgürlük köleliktir!"

    • Prometrik

      tartışmayıp hayata devam edelim görüşü gelmiş sizden(yanlış anlamadıysam).

      fakat şu noktayı atlıyorsunuzki eğer tüm insanlar tartışmayıp/düşünmeyip sadece varolan hayatlarını sürdürüyor olsa idi biz hala karanlık çağda mağaralarda yaşıyor olurduk.buda aklın insanda oluş amacına tamamen aykırı..

      ha şuan tartışılmamalıda..niçin? çünkü yeni bir delil/kanıt yok..dolayısıyla varılan sonuç aynı:"evrim ne vardır, nede yoktur".yeni birşey çıkmadığı sürece(ki buda günümüz şartlarında pek olmayacak gibi) sonuç bu şekilde devam edecektir.

  31. Yalçın BAHADIR

    "Bu moleküllerin birbirine bağlandığını ve proteinleri oluşturduğunu biliyoruz. Onların da birleştiğini falan biliyoruz. Soru, bunların _belirli bir sırada_ dizilmesi olasılığı. Eğer bunlar birbirleriyle sürekli birleşiyorlarsa ve bu kombinasyonlardan biri anlamlıysa (yani canlı hayatına neden olabiliyorsa) bu kesin olarak gerçekleşecektir."

    Bu paragrafta bir adet gizli bir ön koşul ve iki adet hata var.

    - Bir kere "kesinlikle gerçekleşecektir." yargısına ulaşmak için bir defa denenen bir kombinasyonun bir daha denenmeyeceği ön kabulu yapılmıştır. Zira böyle bir kabul yapılmasa idi "Kesinlikle gerçekleşecektir!" kanısına matemaktiksel olarak varılamazdı. (Ön koşul)

    - RNA olmadan protein sentezi gerçekleşemez. Ne gariptir ki RNA'nin kendisi de bir proteindir. Abiyogenezcilerin en büyük sorunu RNA ve DNA proteinleridir. (Hata 1)

    - Yukarıdaki iki itirazı geçmiş olsak bile Emirhan'ın çok büyük bir hatası daha var. O da Tek bir proteinin denem yanılma ile oluşabilme ihtimalini düşüklüğü o kadar korkunç bir ihtimaldir ki;

    Kainat tıka basa aminoasit dolu olsa* ve bunlar bigbang'dan başlayıp doğru kombinasyonu bulana kadar sürekli tepkimeye girseler evrenin yaşı doğru kombinasyonun bulunmasına yetmezdi.

    * Evrende yaklaşık 10 üzeri 80 atom olduğu tahmin ediliyor. En basit proteinin tesadüfen oluşma ihtimali 10 üzeri 950 de bir ihtimaldir. Yani evrenin yaşı göz önüne alındğında tüm evren hep aminoasit olsa dahi zaman kesinlikle yetersizdir. Ama olsasılık söz konusu olunca daha ilk denemede bile doğru dizilimin yakalanması söz konusudur. Fakat tek başına bir prtoeinin olşmuş olması hiç bir şey ifade etmez.

    Yüzyılın en büyük ateisti olarak gösterilen Anthony Flew bir zamanlar en ateşli savucusu olduğu bu tesadüfler ile ilgili şimdiki düşüncelerini "Yanılmışım, Tanrı varmış" adlı kitabında son derece ironik bir şekilde kendisi ile dalga geçerek anlatmaktadır.

    Özetle canlılığın tesadüfen oluşabileceğine inanmak yaratılışa inanmak kadar mesnetsiz ve bilim dışıdır!

    -

    • Yalçın, salt tesadüf şekilde olduğuna ben de inanmıyorum. :)

      Bir kere denenen kombinasyonun bir daha denenmeyeceği önkabulü yapılmıyor aslında. Anahtar, kombinasyonların sürekli olarak, belki tıka-basa dolu bir örnek uzayda, her noktada sürekli deneniyor olması. Sevgili Kutay'a verdiğim Folding@Home bunu görsel olarak canlandırmak için güzel bir örnek. Fikir, bu sürekli denenen kombinasyonlardan sadece bazılarının kararlı (stabil) olması. Stabil olanlar (yani ortam koşulları içerisinde bozulmayacak olanlar) sayıca artıyor, bunlardan yine stabil olanlar çıkıyor falan filan.

      DNA/RNA meselesi büyük bir soru, ama benim de ekleyebileceğim, hatta benim haberim bile olmayan sorular da var. :) Örneğin, bir hesaplama falan yapmadım ve öyle bir yetkinliğim de yok tabii ama, bu önesürülen "deneme/yanılma" biraz yavaşlamış mı sanki? Ya da tamam bu moleküller falan oluştu diyelim, acaba yüksek karmaşıklığa sahip bir organizmayı (seni ya da beni) tek tek bunlardan oluştursak birebir aynı davranışı gösteren birer kopya mı olur? Olmazsa, farkı yaratan nedir?
      …bu böyle diye gider. Bana da pek mümkün görünmüyor ama eğer böyle bir şey varsa bu aynı zamanda, örneğin sürekli arayıp durduğumuz bir olası dünya dışı gezegende hayatın olup olmayacağı konusunda fikir bile verebilir mesela. Başka bir açıdan, bu konuda yeterli bilgi edinirsek örneğin kansere çözüm bulmaya bile yaklaşabiliriz.

      Kendi adıma, yaratılan şeyin aslında kocaman bir olasılık deneyi olabileceği gibi bir düşüncem var. Bu da tabii kişisel ve felsefi bir mesele. Yanılıyor olabilirim, ama bu da zaten bir inanç meselesi. Her halükarda, bilimi benim inançlarımla kısıtlamak mümkün değil. Bilim devrimini bu yüzen önemsiyorlar işte. Biz kendi çapımızda kilisenin Galileo'yu "mahkum eden" dünya-merkezli evren fikriyle dalga geçerken, aynısını yapmaya çalışan bir toplulukta yaşıyoruz. Adamlar grip aşılarını durup dururken geliştirmediler, biz muskayla iyileşmeye çalışırken onlar mevzuyu çoktan "kapmış", çatır çatır araştırma yapıyorlardı. Grip virüsünün her sene uğradığı mütasyonu kabul etmezsen olduğun yerde saymaz mısın? E bu da bir olasılık hesabı zaten? :)

      "Bir din olarak bilim" konusunda söyleyeceğini tahmin ettiğim şeylere ise katılıyorum.

      • Esasında tesadüf, olasılık, kombinasyon, permütasyon, okek, obeb… :) gibi kavramlar arasında çok sıkışmamak lazım zira yaşam hakkında bilebildiklerimiz çok kısıtlı.

        Bırakınız hayatın, yaşamın tüm hikayesini anlatmayı, bizler hali hazırda mevcut olan kendi bedenimize ait sırların bile daha çok ufak bir kısmını çözebilmiş durumdayız. Bugün tam olarak cevap veremediğimiz, filmin flu kısımlarında tesadüf, olasılık … vs diyip geçiyor olabiliriz belki ama zamanı gelince, bütün parçaları birleştirdiğimizde belki de anlam ifade eden çok başka bir şeyle karşılaşacağız. Bugün anlamlandıramadığımız, kaotik dediğimiz her şeyin belki de bir anlamı olduğunu göreceğiz. ;)

        Şuan için bunu görebilmekten, anlayabilmekten, çözebilmekten çok uzağız. Zaten bazı bilim insanlarına göre de bu kafalarla da (Boyut, IQ seviyemizle :D ) hayatın, yaşamın sırrını çözebilmemiz hiçbir zaman mümkün olamayacak. :)

        Düşünsenize bütün evren, yaşam, kainat t=0'da sadece " TEK BİR DENKLEM! " Evet evet tek bir denklem.

        İnsanoğlu bunu bulmayı başarabilecek mi peki? Bilemiyorum.

        Bizler değil belki ama koca kafalı torunlarımız bulabilirler umarım. :)

        Fakat denklemi bulduğumuz günde dahi yine o soru orada cevapsız bir şekilde duracak, yine karşımıza dikilecektir. "Hayatın anlamı?"
        Ehh onunda tam cevabını burada bulamayacağımız kesin, belki ölümden sonra diyoruz ve açık bir kapı bırakıyoruz. :)

  32. antievrimci

    Evrimin bilimsel bir teori olduğunu söyleyenin anlını karışlarım.Evrim tamamen ideolojik ve materyalist düşüncenin ürünüdür.Dinin evrimle uyuşması asla söz konusu olamaz,zira bu durumda kendini inkar etmiş olur.Ha isteyen sabaha kadar inanır,savunur o kendini bağlar.

  33. şafak

    PC LABS Dinazorların Yokoluşu Başlığı Altında Evrim Tartışmaları saç yayıncılık aracılığı ile çıktı!!

  34. foti

    uykunuz gelmedi be :)

  35. Xante

    Bu haber de burada çöker işte..
    2010 yılında karabasana inanan..dua okuyarak depremleri atlatan..muska yazarak öss'yi kazanan insanlar dinozorların neslinin tükenmediğinin ve tersine evrimin ayaklı kanıtları oldular.
    Bence biliminsanları kobay fareleri incelemek yerine sizleri incelemeli.. Yaşayan neandertal bulundu diye :)

    • davul-cu

      pekale sen öyle diyorsan sana öyle olsun!
      ben derim lakin kime derim
      ben söylerim ben yazarım yalansa ben yanarım
      lakin inanmayana yine ben yanarım
      ama ben sana yanarım
      yarın mahşer günü yakama yapışma derim
      ben derim sana anlattım yalansa vebali benimdi derim
      ben derim falanca hakkın kalmadı bende var git yoluna derim
      ben derim arası yok birini seç derim
      sana demiştim setmi çektin ben sen değilim derim
      son sözümü der çeker giderim.

  36. Yunus Emre

    Hala bazı mantığa sahip insanların olduğunu görmek beni ziyadesiyle mutlu etti. Yukarıda bir yerde "fare paçavradan geliyor saçmalığını bazı yazarlar kafadan uydurup sonra da kendileri yalanlıyorlar." diyenlere sesleniyorum. Ynısını aristo da söylemişti. Var olan tüm kanıtları "onun hiç bir bilimsel değeri yok" diyerek yalanla, ayetleri yalan yanlış açıkla, sonra da çık bilimsel ilerleme evrimi kabul etmektir de. Haddi canım sende!! Bana bir tane "bilimsel değeri olan" evrime dair kanıt söyle o zaman. Kambriyen patlamasını açıkla. Sadece bu Tüm varlıkların bir anda şu anki varlıklarıyla yaratıldığının kanıtı. Doğal seleksiyon, mutasyon diye arkasına sığındığınız şeyse hiç bir zaman tamamen farklı yeni bir canlı türü ortaya çıkarmadı. Doğal seleksiyonun çıkaracağı fark seninle benim aramdaki fark kadardır en fazla. Yüzyüze konuşmada görüyoruz evrimcilerin halini bir noktaya takılıp kalıyor aynı zırvaları tekrarlamaktan öteye geçemiyorlar..

  37. Padrino

    Hepsini okumadım ama bazı kafama takılan sorular var.

    1.İnsan maymundan gelmez diyen arkadaşlar, evet insan maymundan gelmez bu her iki ırk da çağımızdaki son durumlarıdır. Yani insan ve maymunun ortak atadan gelmeleri ortak atanın ismini maymun yapmaz. Bilmem anlatabildim mi?
    2.Yukarıda bir kaç yerde geçiyor, meraktan soruyorum ateist olmak ne zamandan beri suç? "Ateistin önde gideni","ateist tezi","allahsızların uydurması" deniyor da. """""Ateistler size siz neden dine inanıyorsunuz, tüm dinlerin kökeni aynıdır. Hepsi eski pagan'dan gelmedir. Hepsi dünyayı bir düzene sokmak için birileri tarafından kurulmuş bir düzendir. Siz Zeitgeist'ı izlemediniz mi?"""" diyor mu? Demiyor. İsteyen istediğine inanıyor. E ateistler de allahın olmadığına inanıyor. Nedir bu öfke anlamıyorum.
    3.Ne zaman bir evrim tartışması çıksa sayfalarca yorum yazılıyor aynen ülkenin şu anda ikiye bölündüğü gibi bu tartışmanın tarafları da mevcut siyasal kamplarla birebir örtüşüyor. Çok mu zor görüşlere saygı duymak? Beraberce yaşamak. İlla tartışmanın bir tarafı haklılığını ispat edip galip gelmek zorunda mı?

    Saygılar

  38. obican

    Birkaç sene önce kimsenin bu kadar umrunda değilken nedense bir süredir pek revaçta evrim diyene ateist demek.

    Kim öğretti size böyle davranmayı? Nereden gördünüz? Nasıl böyle bir nefretle doldunuz?

  39. aktorun

    Cumartesi icin tartisilacak guzel bir konu olmus. Tartismaktan korkmayan inanan/inanmayan insanlar gormek guzel. Arada bir bunlar tukaka aman ha uzerine dusunmeyin hele hele hic konusmayin diyenlerde cikmiyor degil.

    Benim de corbada bir tuzum olsun, yorumlarda bahsi gecen olasilik, imkansizlik konulari uzerine.

    Bir seyin cok cok kucuk olasilikta gerceklesebilecek olmasi imkansiz oldugu anlamina gelmez. Yasadigimiz her "an" gerceklesmesi *cok cok kucuk olasilikta* olan binlerce kombinasyon gerceklesiyor zaten.

    Ornegin sehrin kalabalik bir caddesinin islek bir zamanda fotografini cektigimizi dusunelim. Fotograf karesindeki onlarca araba ve insanin resmolduklari andaki konumlarini yakalama ihtimaliniz bir gun once sorulsaydi cok cok kucuk olacagini veya neredeyse imkansiz olacagini soylerdiniz herhalde. O halde resmin varligi bile neredeyse imkansiz olan o cok cok kucuk ihtimalin gerceklesebileceginin kanitidir.

    Piyangoda binlerce satilan bilet arasinda buyuk ikramiyenin size cikmasi cok cok kucuk ihtimaldir ama buyuk ikramiyeyi kazanan kisiye cikmasida ayni derecede kucuk bir ihtimaldi.

    Demek istedigim : Zaten gerceklesmis olan bir ihtimalin, gerceklesmeden once ne kadar kucuk bir gerceklesme ihtimaline sahip oldugu, o ihtimalin tamamen raslantisal olarak gerceklesmediginin bir kaniti degildir.

    • obican

      İhtimal çok düşük diyenlerin farkına varmadıkları şey Dünya'da yaşam ortaya çıkıncaya kadar geçen sürenin milyarlarca sene olması.

      Milyon sene bile Dünya ve Evren'in yaşıyla kıyaslanınca çok ama çok kısa bir süre olarak kalıyor.

      • Yalçın BAHADIR

        Yanılıyorsunuz!
        Evrenin yaşı ve içerdiği "atom sayısı" yaklaşık olarak biliniyor.

        20 değişik türde 288 amino asitten oluşan en basit proteinin rastgele oluşabilme ihtimali 10 üzeri 950 de bir ihtimaldir.
        Evrendeki toplam atom sayısı (Toplam amino asit sayısı demiyorum dikkat!) 10 üzeri 80 adettir. Yani olasılık sayısı evrendeki toplam atom sayısıından 10 üzeri 870 kat daha fazladır. Matematik bilimide 10 üzeri 50 de bir ihtimalden sonrası yoktur. Yani sıfır ihtimal olarak kabul edilir.

        İşin daha da zorlaştırıcı tarafı; Proteinlerin yapı taşları olan amino asitlerin bile doğal koşullarda oluşabileceği konusu Urey-Miller deneyine rağmen şüphelidir.

        Hadi onu da geçtim. Tek bir proteinin tesadüfen olumuş olması hiç bir şeyi değiştirmiyor. Canlı denen yapının oluşabilmesi için; DNA veya RNA ve bir Hücre zarı şarttır. Bunların hepsinin binlerce proteinden meydana geldiğini düşünürsek o küçük ihtimal o kadar daha küçülüyor ki evrenin yaşı ve içerdiği atom sayısı okyanuslardaki bir damla kadar değer taşımıyor.

        • JerryDrake

          Evrendeki atom sayısı ile bir ihtimali nasıl birbirinden çıkardınız anlamadım. Her ikisi de "10"un katlarını içeriyor diye mi bu hesabı yapabileceğinizi düşündünüz?

          İstatistik birşeyi doğrulamak için de yalanlamak için de kullanılabilir. Bakış açısı önemli.

          Peki madem istatistik seviyorsunuz. Bir akıllı tasarımcının bilinen ve bilinmeyen evrenleri yaratması ve bizim bu akıllı tasarımcının "Sims" oyunu olmamız ihtimalinin ne olduğunu söyleyebilir misiniz?

  40. Emre

    İnsanımız hala bilimin önemini ve insanın yüce vasıflarını anlayamıyor. Anlamak istemiyor. Yazık ki ne yazık.

    Bilim kanıtlanabilecek şeylerle ilgilenir. Kutsal kitaplarla ya da peygamberlerle ilgilenmez.

    Kimse bilimle dini yarıştırmasın.

  41. SchNell

    Yanacaksınız yanacaksınız!!!

  42. mazbut

    Evrim diye birşey yoktur. Organların körleşmesi olabilir. Ama kol yerine kanat çıkması mümkün değildir.

    Sadece fikrimi yazayım dedim. Doğruyu öğrenmek için çok şey bilmek bazen yetersiz olabilir, büyük yanlışlar yapmak için az akılın yeterli olmadığı gibi…

    • aktorun

      Dunya duzdur, sabittir (kendi ekseni etrafinda donmez) ve evren (gunes te dahil) onun etrafinda doner.

      1500 lu yillara kadar aksine inanilmazdi, iddia edenlerde en iyi ihtimalle ciddiye alinmazlar yada hapis, olum cezalarina carptirilirdi.

      Demek ki o zamanlara kadar mantikli savlarmis bunlar ve gece-gunduz, mevsimler gibi olgularin bilimsel nedenlerini bilmek pekte onemli degilmis.

      Evrim in onemi, kendisinden baska canliligi aciklamaya calisan baska bir bilimsel teorinin olmayisidir.

      • Rastgele mutasyonların, tüm canlılık aleminin ihtiyaçlarını karşılamış olmasının imkansızlığını anlattıktan sonra Grassé şöyle diyor:

        Hayal kurmaya karşı bir yasa yok, ama bilim buna dahil edilmemelidir.(Pierre Paul Grassé, Evolution of Living Organisms, s.103)

        Galileo ve Darwin arasındaki farkı belirtmek istedim. Biri bilim adamı diğeriyse hayalperest.

        • Şanslı mutasyonların havyanların ve bitkilerin ihtiyaçlarının karşılanmasını sağladığına inanmak, gerçekten çok zordur. Ama Darwinizm bundan fazlasını da ister: Tek bir bitki, tek bir havyan, binlerce ve binlerce tam olması gerektiği şekilde faydalı tesadüflere maruz kalmalıdır. Yani mucizeler sıradan bir kural haline gelmeli, inanılmaz derecede düşük olasılıklara sahip olaylar kolaylıkla gerçekleşmelidir. Hayal kurmayı yasaklayan bir kanun yoktur, ama bilim bu işin içine dahil edilmemelidir.
          (Pierre-P Grassé, Evolution of Living Organisms, New York, Academic Press, 1977, s.103)

          • obican

            Eğer yeterli sayıda maymuna birer daktilo verip yeterli zamanı verip rastgele harflere basmalarını izlersek eninde sonunda bir tanesinin Shakespeare'in oyunlarından birini yazacağına dair bir teori var.

            Sizin gibilerin sayesinde bu teorinin doğru olamayacağını anlıyoruz.

  43. Mustafa Arslan

    "Öyle ki çarpışma ertesinde oluşan patlamanın etkisinin Hiroşima'ya atılan atom bombasından 1 milyar, şimdiye kadar denemesi yapılmış en büyük nükleer silahtan ise 1 milyon kat daha şiddetli olduğu düşünülüyor."

    Takıldıgım kısım burası ! Hidrojen bombasından bahsediliyor resmen !!! saka gibi insan oglu kime karsı bunu uretiyor anlamadım ki ?
    Bu arada dinazorlara gelince olenlerin arkasından konusmak gunahtır :D

  44. knn

    Herkes kendi mantığı,kendi dogmatik düşünceleri çerçevesinde yorum yapıyor.Bu bir bakıma insan doğası normaldir fakat Evrim diye birşey olmadığını kendi yaşam süreleriyle ispatlamaya çalışanlarda var.Örnek;"35 yaşındayım hala insanım,benim dedemde insandı,evrim varsa hani nezaman evrimleşcez,benim dedemin dedesinin maymunu vardı ne zaman insan olacak…vb."Abartılı bir örnek olmuş olabilir ama bazı arkadaşların inanarak düşündükleri işte bu kadar abartılı ve komik.Gelelim diğer bir arkadaşın yaşamın oluşması için atom ve amino asitlerle ilgili matematiksel olasılığa,güncel bilgilerle güzel bir hesaplama tebrik ederim kendisini yalnız birşeyi unutmuş bilgiler güncel ama tam değil evrenin tamammı atomlardan oluşmaz evrenin %4 sadece bildiğimiz maddelerden oluşmuştur %21 karanlık madde ve açıklanamayan %75 kısmıda karanlık enerji.Bunlara karanlık deniliyor çünkü ne oldukları henüz anlaşılamamış neyse arkadaşın verdiği örneğe bakarsak sadece atomlarla ve amino asitlerle bu ihtimal açıklanamaz,açıklamaya kalkarsadakda 2 bilinenli bir matematiksel çözüm olur ve hatalı olur çünkü evrenin geri kalanındaki değişkenleri ve etkilerini bilmiyoruz.Gelelim Yaratıcının bu konudaki rolüne;ya Yaratıcı sadece evreni yaratıp diğer hiçbirşeye karışmadıysa?Evrenin oluşmasına,yaşamın oluşmasına,evrime…Birde böyle düşünsek!Son lafımda Dindar geçinen boş düşünen kişilere;cahillik ve kibirin dindeki yeri nedir bir düşünün.
    Saygılarımla…

    • Xante

      Çok ilginç ve bir o kadar uzun süredir bana mantıklı gelen bir açıklamada bulunmuşsun. Yaratıcının big bang teorisindeki gibi evrenler hatta paralel evrenleri yaratıp ve hatta ilk canlılığı oluşturup kalanını evrenin kendi kaderine bırakma fikri hem mantıklı hemde mümkün bir fikir olarak oluşuyor zihnimde. Belkide fazla star wars izledim bilmiyorum :)

  45. Xante

    İnsanın içinde saygı duygusu kalmadıysa..yaratılanı yaratandan ötürü severim sözünü kavrayamadıysa insan..tartışmak boşuna..
    İster müslüman olsun ister ateis isterse deist olsun fikirlere ve yeniliklere kapalı olan, kendi düşündüğünden farklı olan herşeye komünist ve allahsızlık diye bakan zihniyetlerle tartışmak boşuna.

    Kimileri bunun ihtimalini hesaplamış ve bu ihtimali sıfıra yakın diyip kestirmiş. İşte sorunda burada başlıyor, oturup bilimsel bir şekilde açıklamaya çabalamak yerine allah yaratmış diyip göbek kaşımak zihniyetinin geldiği son noktadır bu.

    Ben ateist değilim ama bir gün kalktıgımızda 8 çeşit atom kullanılarak insan eliyle sıfırdan bir canlı yaratıldı diye bir gelişme duyarsak buradaki bazı insanların yüz ifadelerini ve yorumlarını merak ediyorum..

  46. Ertan

    Yanardaglardan puskuren toz-kul cok buyuk bir alani gunessiz birakabiliyor, ama dunyanin obur tarafini bu nasil etkiler buyuk bir soru.
    100km genislik-30km derinlik buyuk rakam ama gene de pek mantikli gelmiyor. Belki birkac goktasi farkli yerlere yakin zamanda dusmustur (ornegin 1 Meksika'ya, 1 Turkistan'a, 1 Sibirya'ya, 1 Avustralya'ya vs..) ve biz henuz yerlerini bulamamisizdir, buna inanilir.

  47. Sirke

    Dinozorlara ne olduğunu bilmem ama, gereksiz tartışmalara zemin hazırlayan bu tür haberlerden bir tanesi bir gün PC Labs'ın ortasına göktaşı gibi düşecek. Ondan sonra ne Haluk Sekendiz'in soğutma fantezileri hatırlanacak ne de yaptığımız türlü maymunluklar. Çok yazık olacak.

  48. knn

    Hala bu olayı mantıklarına sığdaramayan arkadaşlar var.Mantıklarına sığdaramayıpta saçmalayanlar çoğunlukta eltbet.Bir yanardağ patlamasıyla 12 km çapında bir göktaşının kurşundan 20 kat daha hızlı bir şekilde dünyaya çarpmasını etkilerini aynı tutmak mantıksızlığın göstergesi elbet.Bilgi olsun diye yazıyorum bilmeyen arkadaşlara kurşun hızı saatte 800-900 arasıdır 20 katıda saate 16-18 bin km yapar.Bir göktaşının dünyaya bu hızla çarpmasının mantıklı bir açıklamasını yapalım;uzay mekiklerinin baz alırsak şöyle anlatayım;uzay mekiği kütlesinide hesaba katarak dünyanın yer çekim kuvvetinden kurtulmak için kalkıştan uzaya çıkan kadar ulaştığı en yüksek hız saatte 32 bin km.Bu sırf dünyadan ayrılmak için birde dünyaya dönüş var tabi dünya atmosferine girişte mekik saatte 25 bin km ulaşabilir ve atmosfere girmesiyle oluşan sürtünmeyle mekiğin ön tarafındaki ısı kalkanın yüzey sıcaklığı 1000 dereceye ulaşır.Bu bilgileri göz önüne olarak uzayda serbestçe dolaşan belli bir hıza sahip olan 12 km çapında bir göktaşı dünyanın çekim alınına girip çekilmeye başlanınca ulaştığı hız ve atmosfere girince ulaştığı sıcaklıkla birlikte yere çarpması düşünülünce makalede anlatılan yeryüzündeki etkisi hiçte saçma gelmiyor dimi…Hadi bakalım bir de siz düşünün:D

  49. mustafa

    evrim teorısıne ınan ınasalara sasırıyorum ınsanın maymundan geldıgınee aceba oyleyse bazı maymuncuklar neden evrımlesemedıı darvın ve soytarıları sızıı

Mesaj gönder »

PC Labs'da eğer daha önce yayınlanan yorumunuz / mesajınız yoksa, gönderdiğiniz mesaj otomatik olarak kontrol kuyruğuna girer ve onaylandıktan sonra sitede gözükür. Yorumlardan yazarları sorumludur; PC Labs sorumlu tutulamaz.