Dijital kameranın mucidi olan fotoğrafçılık sektörünün en önde gelen firmalarından Kodak iflas bayrağını çekmek üzere.
Wall Street Journal'ın haberine göre, Kodak sahip olduğu dijital patentleri satamazsa ya bu ay veya Şubat ayı başında iflas başvurusunda bulunacak. 1888 yılında George Eastman tarafından kurulan ve 1975 yılında icat ettiği dijital kameranın yanısıra fotoğraf filminin de mucidi olan dev firma, geçtiğimiz Kasım ayında 500 milyon dolara ihtiyaç duyduğunu açıklamış ve elindeki patentleri satamaması ya da borç alamaması halinde bu yıl iflas edebileceklerini duyurmuştu.
Kodak'ın elinde 1,100 adet patent bulunuyor ve olası iflasın gerçekleşmesi halinde tüm bu patentler açık arttırma yoluyla satılacak.
Dünyanın her yerinde ofisi bulunan ve binlerce çalışan istihdam eden olan Kodak'ın muhtemel iflas riskinin sebebi hem maliyetlerinin yüksek olması hem de satışlarının azalması. Kötüye gidişattan ötürü elindeki nakdi hızla tükenen ve sadece bir yılda %38 azaldığı belirlenen firmanın geçtiğimiz Eylül ayında açıklanan son rapora göre 862 milyon dolar nakdi kalmış.

Keza Kodak'ın başındaki bir diğer büyük sorun da New York Borsası'ndan atılma riski ile karşı karşıya kalması. Şöyle ki, New York Borsası bildirimine göre, Kodak'ın son bir aylık ortalama kapanış fiyatı hiç bir gün 1 doları bulmamış. Ki bu da atılma sebebi teşkil ediyor. Eğer Kodak hisseleri önümüzdeki altı ay dahilinde eğer herhangi bir ayın son işlem gününü en az 1 dolarla kapatamaz ve önceki 30 gün boyunca ortalama kapanış fiyatı en az 1 dolara erişmiş olmazsa borsadan da atılacak firma.
Son olarak da site müdavimlerimizden Lawnmower'ın kendi blog sayfasında konuyla ilgili aktardığı son derece enteresan bir bilgi notunu paylaşalım:
…Kodak'ın ismi bir rivayete göre bizimle hafiften alakalı. Kodak kurulurken kurucu George Eastman "K" ile başlayan, kısa olan, kolayca ve doğru okunan, fotoğrafçılıkla ilgili bir terimi çağrıştıran ve duyulduğunda kendi firmasını çağrıştıracak bir isim arıyormuş. İsmin "K" ile başlamasının sebebi George Eastman'ın bu harfi (özellikle büyük yazıldığında) çok sevmesi ve güçlü bulmasıymış. Sonunda "K" harfini bir fotoğrafçılık terimiyle birleştirmeye karar vermiş, ama İngilizce'deki hiçbir terimi uygun bulmamış. Diğer dillere bakmış ve sonunda Türkçe'deki "odak" kelimesinin uygun olduğunu görmüş. Sonuçta "odak" fotoğrafçılıkta kullanılan bir terim, ayrıca "K" ile birleştiğinde kısa, her dilde doğru okunan ve hiçbir dilde başka bir anlama gelmeyen (dolayısıyla sadece o firmayı anımsatan) bir kelime oluşturuyor. Kodak markası da böyle doğmuş. Bu konuda başka teoriler de var tabi, ama bu teori de bana oldukça mantıklı geliyor.
1888'de odak lafını kim kullanıyormuş?
Fotoğrafçılıkla herhalde alakası olmayan biz mi kullanıyormuşuz?
Peki "odak" lafını Osmanlı Dil Kurumu mu icat etmiş?
:D
Bir yaşıma daha girebilirim :)
Odak Öz Türkçe bir kelime bildiğim kadarıyla. Sadece fotoğrafçılıkta değil, optik bilimininin genelinde kullanılıyor. Müslüman alemi 1800'lerden çok daha önce optik bilimini keşfetmişti ve kullanıyordu, bu durumda odak kelimesinin kullanılıyor olması da anormal değil.
Etkileyici bir yaklaşımın var ve umarım yukarıdaki yorumumdan hakaret anlamı çıkararak kırılmamışsındır…
"…dış mihrakların oyunlarına gelmeyelim!"
Odak kelimesi yerine yakın zaman kadar kullanılan kelime buydu.
Yo, hakaret çıkarmıyorum, kırılmıyorum da. Biz birbirimizi kırmayız. :) Benim bildiğim "mihrak" kelimesi Arapça'dan geliyor. Odak kelimesi ise Türkçe. İkisi de aynı anlama geliyor, ama dil farkı var. İkisinin de anlamı TDK sözlüğüne göre "Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer". Dediğim gibi, Osmanlı'da fotoğrafçılık o yıllarda pek yaygın olmasa da optik ve fizik bilimleri doğuda oldukça gelişmişti. Dürbünün de, merceğin de, konkav aynanın da odağı var, bunlar da yüzyıllar öncesinden beri kullanılan şeyler. Ayrıca odak veya mihrak kelimeleri mimaride de kullanılıyormuş, bir yapının ağırlığının toplandığı noktarı tarif etmek için bu sözcüklerden birini kullanıyorlarmış. Biz Osmanlıca'yı hep divan edebiyatından gördüğümüz için kelimelerin hep Arapça veya Farsça olanlarını tanıyoruz, ama o zaman da saf Türkçe kullanmaya özen gösterenler varmış.
Odak eski turkce'de "atesin toplandigi yer" anlamina gelir. Su anda da "isigin toplandigi yer" anlaminda kullaniliyor.
Evet, turkce gercekten tahmin edemeyecegimiz kadar zengin bir dil, bakmayin siz 12 Eylul'den sonra egitimimize coreklenen i.nelerin "Turkce eksik" seklindeki karsi propagandalarina :)
Türkçe eksik tabi, eksik olmasa kutsal lisan Arapçanın desteğine ihtiyaç duyulurmuydu? Arapça ve birazcık farsça sayesinde Türkçe güzelleşti zenginleşti.
Arapçayı kutsallaştırdın ya sanada helal olsun.
Osmanliyi arkadan vurmuş, tembel, aninda satici ve omurgasiz dönek toplum araplar'ı marablari hiç sevmem. Dilleri ise sadece bir lisandan ibarettir ve kutsallıkla uzaktan yakından alakası yoktur üstadım.
Dil kutsal değildir, kabul, anlaştık…
Kaç çeşit Kürt var ama hepsini bölücü yaptık,
kaç çeşit Ermeni var ama biz millet-i sadıkayı asalacı yaptık
kaç çeşit Balkan göçmeni var ama hepsini sabetaycı yaptık
kaç çeşit Arap var ve hepsini hain yaptık
…
ama bizi bizzat işgal eden avrupa, ekonomik olarak esir edip sonra çökerten amerika hakkında bu konuda eleştiri yok!
böyle gider. sonuçta biz kendi içimizde, evimizin içindekine güvenmeyerek nereye gidebiliriz, kimin hesabına çalışmış oluruz? Bu sistemde kurban edilen neslin bunu düşünmesi oldukça zor.
Ahirette hesaplaşırız. Bakalım Allahın karşısında atıp tutmak bu kadar kolay olacakmı ??
Dilin zengin olması için o dili konuşan toplumun veya milletin yerleşik düzende ve edebiyatla uğraşan bir yapısı olması lazım.
Bizim yerleşik düzene geçmeden önce ÖZ dilimizi konuştuğumuz zamanlarda Çin belası nedeniyle edebiyatla, dil geliştirmeyle uğraşacak zamanımız olmamış herhalde. Alfabelerimiz bile Uygurlarda 14 harf, Göktürk ve Hunlarda biraz daha fazla.
Yerleşik düzene geçtiğimizde ise buralarda çevre olarak Fars ve Arap gibi iki güçlü edebiyat ile karşılaşıp KAYNAŞMIŞIZ. Bunda gocunacak bir şey de yok aslında. O zamanlarda milliyetçilik sonralardaki gibi bir tabu değil.
Bir Oxford sölükte eski yunan, latin, Türk, uzak doğu terimleri son derece komplekssiz kullanılabilmekte ki doğrusu da bu.
Lawnmover' a helal olsun nereden bulur? böyle şeyleri.
Ben bulurum. :)
Kralsın :)
Ondan kral mral olmaz. Nerede fuzuli şeyler,yalan dolan hep ondan çıkar.
Sizi tedavülden kaldırsalar artık!!!Ne geliyorsa başımıza bu kavgacı, yobaz, sabitfikirli yaklaşımlardan geliyor.
Bu tedavülmüdür nedir her akşam içip içip s.çiyormuş orda burda :)
Şuan ise burada işini yapiyor anlaşılan :)
Tedavül kardeşimize burada yaptığı yorumlardan dolayı, hayatında başarılar diliyoruz.
böyle küresel bir şirketin iflasın eşiğinde olması hayret verici. sektörün devleri satın almaz mı ki acaba? google'ın elindeki patentler için motorola'ya 12 milyar dolar verdiğini düşünürsek sadece patentleri için bile alınabilir.
O resimdeki footğraf makinesinin applevari patent dosyasını düşündüm de bütün firmaların burnundan getirebilirdiniz böyle bir patentle. Cannon, sony, nikon vs hepsi kodaktan çalmışlar tasarımı baksanıza.
Şaka bi yana insan apple bile olsa üzülür böyle bişeyin kaybolup gidişine.