Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, TV ve Sinema Bölümü son sınıfta okuyan ve 3.96'lık derecesi ile okul birincisi olan Mikail Boz, Fakülte Başkanı Yusuf Devran hakkında Ekşi Sözlük'e yazdığı girdiler sebebiyle bir yarı yıl süresince okuldan uzaklaştırma aldı!
Boz'un Dekan Yusuf Devran hakkında kaleme aldığı eleştirel girdileri aşağıda vereceğiz ama ilk olarak Yusuf Devran'ın 'önlenemez yükselişine' göz gezdirelim.
Yusuf Devran, 2011 Şubat'ında Marmara İletişim Radyo, TV, Sinema bölümüne, Doçent olduğu Yeditepe Üniversitesi'nden geçti. Şubat'ta profesör oldu, Mart'ta Bölüm Başkanlığı'na atandı.

Boz'un Ekşi Sözlük'te "yusuf devran" başlığına yazdığı girdilerden ilki şu:
"marmara üniversitesi, iletişim fakültesi'nin, radyo, tv ve sinema bölümü'nün yeni başkanıdır. biraz tepeden inme biçimde getirilmiş gibi görünüyor. kendisi daha önce marmara iletişim'de hiç ders vermedi galiba. buna karşın bölümde o kadar profesör ( esra biryıldız, şükran esen, serpil kirel, ahmet şahinkaya, nurcay türkoğlu) varken ve kendisi daha 20 gün önce, profesör ünvanı almışken, nasıl hemen bölüm başkanlığını alabildi, bir seçim yapıldıysa bu nasıl bir seçimdi anlaması güç doğrusu. günahını almayalım ama özgeçmişinde "samanyolu tv" deneyimi hemen göze batıyor."
Devran'ın 'transferinin' hemen bir ay(cık) ertesinde Bölüm Başkanı olup, bunun 4 ay sonrasında da dekanlığa yani Fakülte Başkanlığına yükseltilmesi neticesinde de şunları yazmış Boz:
"marmara iletişim'de dördüncü ayını tamamlamadan atı aldığı gibi üsküdar müsküdar bırakmayan, dekanlığa yerleşen "profesör." üç ay önce onun "tepeden inme" biçimde atandığını söylemiştim. meğer herif "marmara iletişim'in mesihi" imiş, şimdiden tepeden dekan oldu. pek yakında rektör olursa şaşırmayacağım. işin ilginci tepki gösterip anında görevlerinden istifa eden nurçay türkoğlu dışında doğru dürüst bu "garipliğe" tepki gösteren kişi de yok gibi. bundan önce melda şimşek'in yardımcı olan ali balabanlar hemen yeni dekan yardımcılığını üstlendi. filiz boshcele ise yüzük kardeşliğini erkenden kuranlardan gibi görünüyor, o da vekaleten iletişim bilimleri başkanlığına atandı. lafın kısası fakültenin biraz imajı vardı, içine ettiler bıraktılar. ortalık atanmışlardan geçilmiyor. bunun adı da yeniden yapılanma."
Netice: Savcılık bu yazıları soruşturmaya alıyor, polis Boz'u ifade vermesi için çağırıyor. Bunun ertesinde kendisinin deyimiyle 'apar topar' Dekanlığa çağrılıp, yönetim kurulu toplantısında sorguya çekiliyor. Hakkında soruşturma açılıyor ve 1 yarı yıl okuldan uzaklaştırma cezası alıyor.

Boz yukarıda da söylediğimiz gibi 3.96'lık derecesi ile okul birincisi. Bu ceza neticesinde sadece bir yıl kaybetmekle kalmayıp, Kredi ve Yurtlar Kurumu'ndan aldığı bursu da kesilecek.
Boz konuya ilişkin, İdare Mahkemesi'ne bu kararın yürütmesinin durdurulması ve bozulması yönünde dava açmış bu arada. Avukatı Güray Dağ'a göre yürütme büyük ihtimalle durdurulacak ama netice itibarı ile yasa değişmediği için bugün Boz'un başına gelen yarın öbür gün tüm üniversite öğrencilerinin başına gelebilir. Çünkü okuldan atma, uzaklaştırma vb. gibi cezalar YÖK'ün 1985 tarihli disiplin yönetmeliğine dayanıyor ve değişmesi gereken de bu yönetmelik.
Son sözü Boz'a bırakalım:
İfade ve eleştiri özgürlüğü kapsamında, daha demokratik bir üniversite yönetimi düşüncesiyle yazdığım yazı, tam da eleştirdiğim yönetim biçimi tarafından cezalandırıldı.
Kendimi savunurken yönetimden, önce hukuki yolların kullanılıp yazının hakaret içerip içermediğini saptanmasını istedim ancak bu isteğim "mahkemenin çok uzun süreceği" gerekçesiyle reddedildi.
Ne diyelim, inşallah günün birinde Türkiye'de mahkemelerinin işleyişi de kendisinin hoplaya zıplaya terfi edişi gibi hızlanır!
Haberi Bianet'ten aldık bu arada.
Nedense alışıyorum bu tip haberlere. Yazık…
Bu tip haberlere alışmıyoruz, bu tip şeyleri yaşıyoruz.
İşte içinde yaşayınca normal gelmeye başladı maalesef.
80 darbesini 28 şubat günlerini kazılan topraktan elbisesi ile çıkan faili meçhul kurbanlarını görünce insana bu tür olaylar pek ağır gelmiyor doğrusu..
türkiye cumhuriyeti bir hukuk devletidir diyenin aklına şaşarım.
ceza devletidir
Demokratiktir ama. Önemli nokta burası. Demokrasi olsun, ağzımıza s.çsınlar; yine de dokunmaz bize.
meselenin demokrasiyle alakası yoktur. Demokrasi bir yönetim biçimidir. Burdaki mesele suç işleyen bir öğrencinin okuldan gittirnamesinin verilmesi mevzusudur. Mesela ağzınızı kapayabilme özgürlüğünüz mevcuttur.
Normalleşme mi seziyorum ne?
Ceza devletinden bahsediyorduk; hariçten gazel yöntemiyle meseleyi öğrenciye getirebilmenize şaşırdım. Gerçi, normal olmamanızdan hareketle, böyle kanıya varmanızın mantıklı olduğunu kabul etmeliyim.
Eski tarih hocamın bir sözü: T.C. bir hugug devletidir!
muz cumhuriyetidir. başkenti anamurdur.
aynen öyle çok yazık
entry'de hakaret yok, eylemde saçmalık çok. itirazda mantık var, cevapta mantık sıfır. sonuç; geleceği parlak bir gencin düzeni daha iyi hale getirmek için mantık sınırları içerisinde eleştirmesi neticesinde ceza alıp, her şeyden bir anda soğutulması.
o değil, içimizde düzeleceğimize dair bir gram inanç bırakmadılar ya helal olsun! gitgide daha mı dibe batıyoruz ne?
Ne demiş atalarımız,'keser döner sap döner,gün gelir hesap döner'. O zamanlar çıkıp kimse demokrasiden,özgürlüklerden bahsetmiyordu.
Demek ki neymiş:
'demokrasi ve özgürlük bir gün herkese lazım olurmuş.
Sonuç olarak hiç kimse bir daha birilerinin hak ve özgürlüklerini hiçe sayarken, bir gün aynısının kendi başına da gelebiceğini unutmamalı.
Ne demişler,"zulümle abat olanın,akıbeti berbat olurmuş". çüüs:)
siz?
akilli olun?
yasin hayal internete baglanmis herhalde
yasin hayal sizin "pis günahlarınız"ın bir ürünüdür.anladın sen onu.
".anladın sen onu."
yaş bile sorasım yok.
daha haberin teknolojiyle alakasını çözememişsin bir de yorum yapmaya çalışıyorsun, ayrıca yaptığın yorum olayı tamamen siyasi yöne çekmeye çalıştığını gösteriyor, dolayısıyla cevap vermeye gerek bile görmüyorum. beynin içindekini kullanarak yazarsan aynı platformda buluşup tartışma fırsatı elde ederiz belki.
dostum,yazımı iyice oku,sonra analiz et,açtırıp ağzımı şu güzide ortama saygısızlık ettirme bana."cevap vermeye gerek bile görmüyorum" dediğin halde cevap yazdığını akledebiliyorsundur herhalde değil mi? ben olayın nedenselliğini ortaya atıyorum.zoruna gitsede bu gerçeği kabullenmelisin.
şimdi burada yazdığın yorumu değiştirip (hatta altına yazdığın yorumu da silip) tribünlere oynayıp küfür ettirtmeye çalışma çünkü değmezsin. bunu yorumunu değiştirdiğinde belirtecektim ama uğraşmaya gerek görmedim, adam olsan yazdığının arkasında durursun değiştirmezsin. önce atatürk'e kadar sallayıp (çakma kemalistler zamanında yapmıştı şimdi bunlar yapıyor oh olsun tarzındaki yorumlarını gördüm) sonra da törpüleyip sevgi kelebeği moduna giriyorsun ya hakkaten değmezsin.
not: evet bu da cevaba giriyor, oynamaya devam et.
hem yöneticiyi yalakalık olsun hem de şu siteye saygısızlık olması diye sana sakin sakin yazıcam.bak oku aşağıdaki açıklamayı ve renginin morarıp morarmadığını görebilmek için hemen aynanın karşısına geç.
"yazdığım hiç bir yorumu silmedim,değiştirmedim.yazdığım yorumlar site yöneticisi tarafından ya silindi veya değiştirildi." noldu morardın mı?
senden,yaşadığın ve memnun olduğun bu sisteminden hayatım boyunca bir an bile memnun olmadım,her daim isyan ettim bir türk vatandaşı olarak.ayrıca çocuklarımıda bu şuur ile yetiştiriyorum,yani bizi kese kese bitiremezsiniz:)..şu kafanı kuma gömmekten vazgeç ve millete iftira atarak müfterilik yapmayı bırak."oh olsun" kelimesini yazdığımı ispatla burayı terk edicem,bak "ispatlayamazsan sen terk edicekmisin" demiyorum sana.
el-an,
"adam olsan yazdığının arkasında durursun değiştirmezsin."
şimdi sen bunu ispatlamaya davetlisin tarafımdan.eğer ki ispatlayamazsan "sen adam değilsin"..
bu arada bu yorumun altındaki "Erdem Gukrer" in bana yazdığı uyarıyı bir oku bakalım.adamlığın konusunda sana bir kaç önemli ipucu verecektir.
>keser döner sap döner,gün gelir hesap döner< lafi senin icinde gecerli bir soz oldugunu anladiginda yasamamayi dilemezsin insallah @sahmedoglu.
@karpatlı,bu bir döngüdür.bugün sen bana yarın benim çocuğum sana,daha sonra senin çocuğun benim çocuğuma.yani,bu bir hak ile batıl savaşıdır.yarın Allah'ın divanına gittiğimizde keser ve sap kimin eline verilirse işte o son vuruşu yapacak.asıl hesap o gün görülecek.inşaAllah O'nun yolunda ölenlerden oluruz.şerefsizce yaşamaktan iyidir.
@sahmedoglu
hayaller aleminde yaşıyorsun sen, islam ülkelerinin içler acısı durumuna bakmadan keserin döneceğini zannediyorsan çok yanılıyorsun. o keser 1400 yıldır islam dünyasının üstünde dönüyor. adamlar aşı hibe etmeselerdi müslüman ülkeler çiçek salgınında belki de yok olacaktı. dünyanın bilgi hazinesine tek bir çöp tanesi koyamadan asalak şekilde yaşayıp sonra forum köşelerinde dünyayı feth etme naraları atmak son derece zavallıca. bu tartışmayı evrim konusunda daha öncede yaptım, (http://www.pclabs.com.tr/2012/01/19/btk-guvenli-internet-uygulamasinda-diger-filtre-programlarinda-oldugu-gibi-internet-hiziniz-dusmuyor/)
o zamanda söledim yine söylüyorum, bilim kazanıcak bu savaşı. dogmalarınız tarihin tozlu sayfalarında kötü bir anı olarak kalacak.
@Emre,"dam başında saksağan,vur beline kazmayı,ay akşamdan ışıktır,yaylalar yaylalar" repiliğini hatırlattın bana.sağol,keyfim yerine geldi biraz:)
sende bana "klavuzu karga olanın burnu b*ktan çıkmazmış"ı hatırlatıyorsun, nitekim çıkmıyor da :)
Emre,ağzına alma öyle şeyleri,yakıştıramam sana:) mesela elma de,armut de,ayı de bunlar yakışır ağzına.
bu arada "tencere dibin kara,seninki benimkinden kara" atasözü aklıma geldi her nedense.
sahmedoglu
ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz. örnek aldığın ülkelerin durumu ortada o yüzden kimin dibi daha kara bence ap açık ortada.
YORUMUNU YENİDEN DÜZENLEDİM.
Bu haliyle zannederim -ben de dahil- pek çok kişi hemfikir olur seninle.
Bu arada konuyu siyasi platforma çekmeden, 'ifrat-tefrit' yapmadan ele alsın ki herkes, kimsenin yazdığını silmek/düzenlemek vb. zorunda kalmayayım.
Hadi bakalım; tribünlere oynamadan, kardeş kardeş tartışın. :)
sen ayıp ediyorsun yönetici bey,orada örtü konusunu zikrettim silmişsin.tiribünlere oynayan kim varsa namussuzdur.sen bu tartışmada bir tarafsın ve bu hareketinle ben senin tarafının neresi olduğunu anlamış bulunuyorum.ben senin erdem sahibi bir insan olduğunu tahmin ediyordum halbuki.ben senin tarafından bir haksızlığa uğratılıyorsam ve bir gün ayağına taş takılırsa bu yaptığının hatırlamalısın.Allah unutmaz."burada böyle kardeşim,işine gelmiyorsa çek git" diyorsan söyle bunuda bilelim.seve seve gideriz.
Örtü konusu kat'i surette açılmayacak hocam. Haberle diret alakası olmamasını geçtim, son derece polemik yaratıcı bir konu çünkü. Lafı buraya getiren kim olursa olsun doğrudan engelleyeceğim.
Gidin demiyorum tabii ki, kurallara uygun hareket ettiğiniz, gereksiz yere hassas yerleri kaşımadığınız sürece başımızı üzerinde yeriniz var.
Sizin için de herkes için de bu böyle.
Sevgiler, hoşçakal.
sansürü şikayet eden bir haberin yorumlarına sansür uygulanması son derece traji komik olmuş. "sansüre karşıyız ama bizim hoşumuza gittiği gibi, istediğimiz kriterler dahilinde konuşun, yoksa 'düzeltmek' zorunda kalırız" diyorsunuz yani. haberde bahsedilen adamın öğrencisini 'düzeltmeye' çalışması gibi
açıkçası bu adamın vasat bir kişilik olduğunu yapılan alıntılardan bile görebiliyorum ama onunda takdirini okuyuculara bırakmalısınız. hem sansüre karşı olup hem kendi limitlerinizi okuyucuya dayatırsanız bu açıkça ikiyüzlülük olur.
Emre,senin tarafından vasat bir kişilik olarak ilan edilmek bana neş'e kattı,sevindirdi.Kıvrak bir zekaya sahip olduğuna inanıyorum.Beni anlamışsındır.
Mikail mezun olunca da Sayın Dekan Bey(!) ile ilgilenmeye devam edecektir. Yürü Mikail, arkandayız!
haber sistemimi eleştirsek elemanı mı acındırsak arasında kalmış.
Padişahım çokkkk yaşa !!!!
4 ayda dekanlığa yükselen birisi muhakkak birilerinin gözüne batacaktı
>:)
Dekan işini bırakıp ekşisözlükte bana kim girdi-çıktı yapmış onamı bakıyor. Nasıl haberi olmuş acaba.
noooolmuş yani birinciyse? Birinci giderse ikinci sıradaki birinciliğe yükselir. Üçüncü de ikinciliğe yükselir. Dördüncüde üçüncülüğe yükselir. Beşincide …………….. Dörtbin yedi yüz onikincide dörtbin yediyüz onbirinciliğe yükselir!!!!
keşke okuldan atmadan önce ikna odası kurup insanlara hakaret etmenin özgürlükle alakasının olmadığına ikna etmeye çalışsalarmış. Ayıp olmuş çocukcağıza.
zavallı arkadasım su hakareti goster de biz de anlayalım bi zahmet senin kadar zeki degiliz malum.
napalım zeki değilsen? Zekanı geliştir o halde. Beyin bedava…
hakareti anlamamı yardımcı oldugun icin tesekkur ederim
Meslek liseli, imam hatipli vs. diye binlerce kişinin üniversitede eğitim hakkı gasp edilirken burada atıp tutanların neden hiç sesi çıkmıyordu? O çocukların hakkı ne olacak peki? O zaman aklınız neredeydi? Sizin eleştirdiğiniz insanlardan hiç bir farkınız yok. Burada kimseyi kandırmaya çalışmayın.
Bu ülkede bir haksızlık yapıldığında karşısına başka bir haksızlık koyma huyumuzdan vazgeçmediğimiz sürece bu işin sonu gelmez. Burada yorum yazanların ne niyetle yazdıklarını bilemeyiz. Evet belki birçok kimse Mikail'i umursamıyor bile, tek derdi karşı tarafa gol atmak. Ama bunlar beni ilgilendirmez, eğer hakkaniyetli bir insan isem; bana zulüme zulümdür demek düşer.
Onlara yapılanda büyük haksızlık tabi ki ama burada internete yazdıkları yüzünden hapse atılan üniversitelilerden bahsediyoruz. Olay "internet sansürleri"yle alakalı olmasa buraya taşınmazdı.
Mesela "imam hatiplilerin internete girmeleri yasaklandı. Bakan açıkladı: ahlakları bozuluyor." gibi bir şey yaşansaydı yine burada yer bulurdu.
Adaletin insanları yaralama aracına dönüştü. Adaletin meslek liselisi, imam hatiplisi, ateisti dindarı mı oluyormuş?
Öss rezaletinin mimari nasil calinti tez sahibi ise bu ilimi irfani konserve acacaginin icadi ile sınırlı sanan sözde dekan ama özde corbasina bakan tip ayni zihniyetin aynı daldan diblerine düşürdüğü armutlardir…
+111111111
meyvesi olan ağacı taşlarlar.
Bu haberin pclabs'ta ne işi var?
Konu Ekşisözlük olursa gerisi teferruat(İçerik önemli değil) :)
samanyolu hımmmm emir büyük yerden gelmiş tüm galaksi istmeiş
Arkadaş bu işlerde yeni belli.TR de sistemin nasıl yürüdüğünü zamanla öğrenir bu ilk deneyiminden duvara çok sert toslaması kötü olmuş tabide cart grup gidip curt grup gelse sanki değişecek mi durum..
Ahbab çavuş ilişkinin olduğu bi ülkeden bahsediyoruz..
Geçiniz..
O eleştirileri yazan arkadaş da yarın öbürgün çıkıp iş arayacak birisini bulacak ve saf saf cv gönderen binlerce kişinin önüne geçecek belki direkt genel müdür yardımcısı olarak göreve başlayacak..O zaman çıkıp durun arkadaşlar daha 1 ay bile olmadı..hayır hayır g.müdür yardımcısı olmayı reddediyorum lütfen beni gişe memuru olarak mı işe başlatın diyecek..
Bırakın bu işleri..
su akar yolunu bulur..
düşünceleri yüzünden asılmış işkence görmüş insanlar var canım ülkemde, birinin kuyruğuna basmadan önce düşünmek gerek adamın konumu nerde analiz etmek gerek, bunlar bana normal geliyor.
Aaaa simdi hic oldu mu bu, biz ileri demokrasilerde yasiyorduk?
Öncelikle, EĞER yazdıkları sadece yukarıdaki yorumlardan ibaretse bence de uzaklaştırma cezası ağır olmuş…
Sonrasında dekan ataması yapılırken mikail'e sormamaları da ayıp olmuş…
Malesef mikail atamaları değerlendirirken dekanın işini layıkıyla yapıp yapmadığından hiç behsetmemiş. Yorum yapan bizlerde ne yazık ki geçmiş yaşanmışlıkların ve öğretilerin önyargısıyla değerlendirmeye çalışıyoruz…
Samanyolu tv'de çalişması bir olumsuzluksa eğer, öyle ise zaman gazetesinde köşe yazarlığı yapan etyen mahçupyan'ın agos gazetesine genel yayın yönetmeni olmasını nasıl değerlendireceğiz…
Geçenlerde, üniversiteyi okuduğu şehirde yerel bir gazetede köşe yazıları yazan eski bir öğrencim, milli piyango isimli eski lisesine bir şahsın ismi veridiğinde, melankolik bir ruh haliyle zihniyeti sorgulayan bir ileti paylaşmış. Hemen olaya vakıf bir arkadaş, o şahsın geçmişte bu liseden mezun olup, van depreminde vefat eden bir öğretmen olduğunu ekleyince, gazeteci arkadaşımız anlamlı bir sessizliğe büründü…
Sonuç olarak ulusça olayları değerlendirirken araştırıp, soruşturmadan bilgi sahibi olmadan önyargılarımızla yorum yapmaya öylesine angaje olduk ki ki artık gerçeklerin kendisinide umursamaz olduk…
Ne diyelim "I have a dream…
düşünmek suç değildir ama elinde hiç bir kanıt veya kesin bilgi olmadan kişisel düşüncelerini dillendirerek insanları itham etmek ve bu şekilde isim vererek lekelemek suçtur. kim hakkında olursa olsun, kendi duygularını bu şekilde dillendirmeye hakkı yok ve yaptığı şey gerçekten ceza gerektirir. birisi sizin hakkınızda da bu şekilde abartılı şekilde itham edici şeyler yazsa eminim o kişiyi alkışlamazsınız. ortaya kesin deliller koyarak düşüncelerini ifade etse elbette bu arkadaşa yapılan şey haksızlık denir ama internet ortamı özgürlük ortamıdır diye herkes önüne gelene iftara edecek diye bir şey de olamaz.
Mikail bey demiş ki yazdıklarımda hakaret varsa mahkeme belirlesin çok saygıdeğer disiplin kurulu demiş ki uzun sürer. Adamın yazdıklarının hiç birine yanlış diyemiyorsanız(Ki Yusuf Devran bile yanlış diyemiyor) yazdıklarında hakaretin olmadığı açıkça görülüyorsa daha neyin savunmasıdır bu anlamadım. İki üniversite gördüm yar doç iken doçent olmayı yıllarca bekleyen bir ton akademisyenimiz varken, profesör olduğu gibi bölüm başkanı, akabinde dekan olan biri hakkında ne düşünülür acaba.Varsın hakaret olsun, yine bir dekan taraf olduğu tartışmada birini suçlu bulup ceza verdiremez.Örenğin kişisel husumetinizin olduğu bir hakim sizin davanıza girerse reddi hakim talep edersiniz.Yusuf bey de şayet hakaret varsa gider dava açar tazminatını da çatır çatır alır.Şimdi yediği tonlarca laf, haber bültenlerinde isminin çıkması, Marmara iletişim öğrencileri tarafından yazılan manifestolar varken dekan beyin bu işten çok daha fazla zarar gördüğü açık. Bu ülkede Özal, ile Demirel ile, Ecevit ile hatta Kenan Evren ile bile açık açık dalga geçildi eleştirildi adamlar gülüp geçtiler.Üst bir makama çıkan insanlar hazımlı olur.
"Üst bir makama çıkan insanlar hazımlı olur." bu ifadenize katılıyorum. hakaret ve iftira içeren ve ceza gerektiren bir durum bile olsa, ceza sürecinin mahkeme kararı ile gerçekleşmesigerekirdi. aksi ahlde "hukuk devleti" olmanın bir anlamı kalmaz.
ben öğrencinin bu şekilde kişisel düşüncelerini dillendirerek dekanı itham etmesini kesinlikle hatalı buluyorum. zira, dekan gerçekten konumu hak eden birisi olabilir ve bu durumda iftira neticesinde gereksiz yere adı lekelenmiş olur.
dekanı tanımam etmem, savunmak da bana düşmez. amacm da zaten savunmak değil. öğrencinin tutumunu saçma ve haksız buluyorum. yorumları okuyunca sanki dekan gerçekten haksız yere oraya gelmiş ve öğrenci de bunu dillendirmiş ve haksızlığa uğramış gibi bir hava gördüm.
O fakültede herşey olur
Bu ülkede insanlar haksızlığa alışmak zorunda kalıyorlar. Kimisi çok küçükken, kimisi okul yıllarında, kimisi de daha sonra alışıyor. Neticede herkes bir şekilde o haksızlıkları yutmayı öğreniyor. Okuldayken hocalara kendini acındırarak yaranmaya çalışan bir kız vardı. Pazarlama yönetimi dersinin final sınavında bu kız kopya çekerken yakalandı. Onu yakalayan başka bölümün asistanıydı, haliyle "torpilli" öğrenciyi tanımıyordu. Final sınavından çıkan kişi geri giremez, eğer haksız yere çıkartıldıysa ileriki bir tarihte yeniden sınava girer. Sınav salonundan çıkınca koşturup hocaya gitti, hoca geldi, kızı yeniden sınıfa soktu. Acaip gıcık olduk tabi sınıfça, herhangi birimiz kopya çekerken yakalansak böyle bir iltimas göremezdik. Hani çaktırmadan yapılan kıyaklar neyse de, böyle insanın gözüne sokarcasına, 100 kişinin önünde yapılınca kötü oluyor. Sonraki dönem hocaya laf çaktırmaya kalktık, adam yüzsüzce bize bakıp "ne olmuş ki?" dedi. O hoca o zaman dekan olan Hamdi İslamoğlu'ydu. Bize dekanla uğraşmamamız gerektiği, son senemizde kendimizi yakmamamız gerektiği söylendi. Susup oturduk. Alışıyoruz, öğreniyoruz. Öğrenemeyenler böyle toyluklar yapıyorlar işte. Bu çocuk toyluğu biraz abartmış, arkadaş arasında söyleyeceklerini herkesin gördüğü yerde söylemiş. Cezasını da çekiyor. O dekan gerçekten o mevkiyi hakediyor olsaydı zaten bunlara güler geçerdi. Böyle bir tepki vermesi, bu kadar gocunması yarasının olduğunu gösteriyor. Çocuk haklı, ama toy…
Bundan 10 yıl önce aynı şekilde CHP kökenli isimler atanırdı ama hiç bu kadar mesele olduğunu görmedim.
Yarın Bdp iktidara gelse onlarda kendi adamlarını atar,aynı şekilde diğer partilerde bu bir siyaset gerçeği kabullenelim.
Mesele atanan kişilerin herhangi bir partiden olmaları değil, kalifiye olmaları (veya olmamaları). Benim gıcık olduğum dekanlar, rektörler vardı, çoğu da CHP döneminde atanmıştı, görüşleri bana uysa bile adamların o mevkilere gelmelerine gıcık oluyordum. Görüşü benimkine hiç uymayan bir hocanın ise diğerleriyle anlaşamadığı için senelerce kadro beklemesine duble gıcık oluyordum. İşin ehline verilmesi gerekli, yandaşa, partidaşa değil.
"İşin ehline verilmesi gerekli, yandaşa, partidaşa değil." işte sorunlar buradan çıkıyor, çıkmaz ola… Kısaca "torpil" her dönem oldu ve olacak bu önlenemez bir hayat gerçeğidir…
Bu zamandaki kadar partizanlık, bu kadar kısa sürede, daha önce olmamıştı. Hoca olan kişinin biraz da olgun olması gerekir. Hoşgörseydi ya da tahammül etseydi onun o makama daha çok yakıştığını düşünürdüm. Şimdi ise gelişindeki anormallikle yaptığı birleşince makamaına yakışmadığını düşünüyor insan.
bu arkadaş niye hocanın samanyolu tv de çalışmasından gocunuyor. bariz bir şekilde suça isnat ediyor. samanyolu grubunda herhangi bir konumda çalışmak bir yerlere gelmemek için bir sebep mi? ayrıca geçmişte cumhurbaşkanlarımızdan birisi rektör seçiminde en çok oy alan aday yerine kendi ideolojisinden olan adamı göreve atamadı mı? buna niye bişey dememiş bizim eleman?
torpille dekan olmuş
Modern, çağdaş düşünceye sahip insan eleştiriye açık olan insandır. Bu dekan ve bunun gibi yobaz takımından gelenler ise tam tersi… Yazık bunları daha çok ama çoook göreceğiz…
İşin ehli olmayan kimse eleştiriye karşı hoşgörülü olmaz. Ama bu ülke çağdaş Kemal Almedaroğlu'nun da nasıl rektörlük yaptığını gördü.
ben işe şu açıdan bakıyorum. o dekan öngörememiş olsa da bu yaptığıyla gündeme oturdu, eleştirilerin odağı oldu, tüm türkiye'de belli bir kesim tarafından kınanmakta şimdi. bu tip sansürler internette çok fazla yer buluyor, bu bile caydırıcı olması adına önemli. eğer dekan farklı yaptırımlara gitseydi uzaklaştırmak yerine, kendini böyle rezil etmeyecekti. insanların en azından bunu düşünmesi gerekiyor. hadi kişisel haklardan nasibinizi almadınız, site kapattırmak, öğrenci uzaklaştırmak gibi eylemlerin pratikte size yarar getirmediğini anlamalısınız. nasıl site kapattıran kişi ya da kurumlar hedef tahtası oluyorsa, bu durumda da dekan bey kötü adam olmuştur.
düşünce özgürlüğünün en yoğun bir şekilde yaşanması gereken üniversitelerin düştüğü hale bakın.ben bu ülkede geleceğimden endişe etmeye başladım açıkçası.
Olanlara neden şaşırıyoruz ki anlamadım!
Liselerden farkı olmayan üniversilerimizde öğrenciler de koyun, hocalar da!
.öt korkusuna hocaların bile sesi çıkmıyor, çıkamıyor! Bakmış hocalarının sesi çıkmıyor gitmiş kendisi konuşmuş, kendini ateşe atmış!
Bu hareketi ile Sayın Prof. çocuğu haklı çıkarmış oldu…
Şu eskiden de siz yapıyordunuz, o zaman sesiniz çıkmıyordu söylemini artık bırakın ayıp oluyor,
siz, zulüm görüyoruz, sistemi düzelteceğiz, tam özgürlük diye geldiniz,
siz yaptınız şimdi sıra bizde mantığı, buraya geliş mantığınıza aykırı, o zaman eskiden şikayet etmeye hakkınız yok,
şunu diyin erkek gibi, siz bize zulmettiniz sıra bizde, demokrasi özgürlük falan hikaye…
Demokrasi bir trendir, hedeflenen yere varıldığında inilir.
yaa niye tartışıyoruz
bukadar memnun olmazsak adamlardan %50 oy alırmıydı
onlara oy verenler arasında okuyanlarda yokmuydu.demekki memnun lar hallerinden
guzel memleketimizin egitim duzeyinde bihaber misiniz acaba?
Universitelerde zaten hukumeti ve icraatlarini elestiren kalmamisti, artik iyice koyun moduna giriyorlar demek ki…
Su anki hukumetin eskilerden bir gram farki kalmadi artik. "Baskici rejim kalkacak demokrasi gelecek" diye bagira bagira farkli bir baskici rejim getirdiler. Oy verenler de keserin-sapin birgun kendilerine donecegini dusunemiyorlar.
Cumhuriyet'in kurulusundan sonraki 20 yili "totaliter" diye elestiren insanlar su an yapilanlari goremiyor mu?
üniversiteler mi dediniz? peki…
şöyle hariçten bakınca birde iletişim fakültesinde olan olay bayağı can sıkıcı. Yani şu iki yorum ile (sadece) çocuğu uzaklaştırdılarsa, konu zaten idare mahkemesine gitmiş, oradan bu ceza kaldırılır, çocuğun kaybolan hakları karşılanır, dahası bu dava sonucuna göre kendisine uzaklaştırma cezası verenler hakkında görevi kötüye kullanma davasıda açabilir sonucunda bu davayıda % 90 kazanır. Bunlar basit gerçekler, bu cezayı veren kişilerin bunları bilmemeleri bana akla uzak bir ihtimal gibi geliyor. Sonuçta devlette yöneticiler.
Eğer bilmiyorlar ise ve bu uzaklaştırma kararını sadece bu iki mesaj üzerine aldılarsa yazdıklarımı muhtemelen tecrübe edecekler.
gelelim şu ışık hızında terfi konusuna belkide cidden haketmiştir, bu açıdanda bakmak lazım. Oradan beynim hemen şu samanyolu meselesine zıplıyor, okul birincisi arkadaş (ki son derece sıkıntılı geçen okul hayatım boyunca ineklerden, onur listelerinden, birinci ikinci, bilimumincilerden her daim elimde olmayarak, makul bir sebebimde olmadan nefret ettim) smanyolu geçmişinden de nereye gelmeye çalıştığı da açık yani. Bir nevi provokasyon, verilen cezayı haklı filanda göstermez ama haklı görünen itirazına ve son derece haklı olan fikir beyanına gölge düşürmüş, ne manası var şimdi.
Her neyse geçmiş olsun, yukarıda konuyu saptırma girişimleri olmuş, kafasını bilimle bozmuş arkadaş geçen ki fikir alış verişinin etkisinden de kurtulamamış hala aynı makamda çalıyor.
Birde ben burada moderatöre katılıyorum. Konuyu saptırıcı, fikir beyanı ötesinde hakaret içeren, insanların değerleriyle alay edcici şeyler bencede silinmeli.
Bir de bu yazıyı okur musunuz?
http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/akoz/2012/02/04/bak-su-milliyetin-yaptigina
Geberesice tepeden inmeler.
Basit bir soru: Patrona, yayın yönetmenine ya da bölüm şefine… "Herif" diyen… Üstelik de bunu internet gibi milyonlara açık bir mecrada yapan bir Milliyet muhabiri… Hiçbir şey olmamış gibi işine devam edebilir mi?
Edemez. Bir ceza verilir. Doğrusu da budur.
Peki Milliyet'teki meslektaşlar… Kendilerine yapılmasını hoş görmeyecekleri bir hakareti… Nasıl oluyor da bir dekana reva görüyor?
Not: Kimse öküz altında buzağı aramasın. Dekan Prof. Yusuf Devran'ı da, öğrenci Mikail Boz'u da tanımam.
Sadece 28 Şubat tarzı haberlerden bıktım!