İçeriğe atla

Fotoğraf

Genel İngilizce Kuralları

- - - - -

  • Kilitli Konu Bu konu kilitli
7 replies to this topic

#1
V

V
  • Üye
  • 4986 Mesaj sayısı:
İngilizce ile ilgili bilgilere bu bölümle başlıyoruz. Eğitim içerikleri değerli hocamız Sakarya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Sami Uslu tarafından hazırlanmıştır. Bilgilerin akıcılığı ve öğretim kolaylığı gerçekten çok iyi düzeyde. Üyelerimize de faydalı olacağını düşünüyoruz.

Ve ilk derslerimize başlıyoruz...

---

1. Ders - İngilizce' ye Başlarken

İngilizce’ye meraklanan bir insanın ilk iş olarak, bazı temel noktaları anlaması gerekir. Hatta, diyebilirim ki, İngilizce öğrenebilmek bir zihniyet devrimini gerektirir. Peki, ama, ne yapmalıyım? Diyorsanız. Şunları dikkatle okuyun:


1.
İngilizce Cermen dil ailesine aittir. Cermen dilleri, Indo-Avrupa dil ailesinin bir koludur. Türkçe Altay dil ailesine ait bir dildir. İngilizce, Türkçe’den tamamen farklı bir dildir Mesela, Türkçe’de gramer kuralları mutlak geçerliliğe sahiptir; istisnalar yoktur. İngilizce’de ise, her kuralın istisnası vardır.

Türkçe’de genel cümle kalıbı = Özne-Nesne-Fiil (Subject-Object-Verb) sırasını izler. İngilizce’de genel cümle kalıbı = Özne-Fiil-Nesne (Subject-Verb-Object) biçimindedir.

İngilizce telaffuzda vurgu ilk hece veya hecelerdedir. Türkçede ise, kural olarak, vurgu son hecelerdedir.

2.Lisanda mantık olmaz. Zira, dil doğal bir oluşumdur. Bu nedenle dilde mantık aramak çoğu kez beyhudedir. Daha da kötüsü, böyle bir arayış öğrenmenizi geciktirir. İngilizce’nin mantıksızlığından yakınanlara, Türkçe’mizin daha az mantık içerdiğini söylemeliyim. Nedeni, dilimizin İngilizce’ye göre daha doğal bir dil olmasıdır.


3.
İngilizce’yi gerçek anlamda öğrenmek için Anglo-Sakson kültürünü tanımanız gerekir. Bunu tersinden okursak: Lisanlarını öğrenirken, mecburen bu ulusların kültürünü de öğreniriz. Kültürün en önemli unsuru ise, lisandır. Örneğin, İngilizceyi ana dil olarak konuşan milletlerde, “teşekkür” ve “lütfen” sözcükleri bizlere göre daha sıklıkla kullanılır. O kadar ki, bu kelimeler ağızlardan refleks olarak çıkar.

4.İngilizce’yi öğrenmenin ve özellikle öğrendikten sonra muhafaza etmenin yolu, İngilizce’yi sevmek ve onu hayatın bir parçası haline getirmektir.
Bu bağlamda önerim: BBC ve CNN gibi kanalları düzenli şekilde izlemek, hafta sonları orijinal film seyretmek, vesaire önerilir.

5.
Lisan bir bütündür ve bütünlüğü içinde: okumak, yazmak, anlamak ve konuşmak gerekir. Bunların hepsi önemlidir. Biri olmadan, diğeri olmaz. Ancak, konuşmanın özel bir ehemmiyeti vardır. Nitekim, “dil konuşmak için öğrenilir” söylemi oldukça yaygındır.

---

#2
V

V
  • Üye
  • 4986 Mesaj sayısı:
2. Ders - İngiliz Alfabesi - English Alphabet

Alfabe (alphabet) sözcüğ
ü İngilizce’ye Latince’den girmiştir. Latince “alphabetum” sözcüğü ise Yunan alfabesindeki “alpha” ve “beta” kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir.


1- Alfabe Sırası - Alphabetical Order

26 harften oluşan İngiliz alfabesi, A harfiyle başlar, Z harfi ile biter.


a b c d e f g h i j k L m n o p q r s t u v w x y z

A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V W X Y Z

Alfabedeki harflerin bu düzenine alfabe sı
rası denir. Listeler genellikle alfabetik sırada yazılır. Mesela, sözlük, kitap endeksleri, telefon rehberleri, ülke isimleri, insan veya eşya isimleri alfabetik düzende sıralanırlar.


A,E,I,O,U harfleri sesli harflerdir (vowels), Y ve Q yarı sesli harflerdir (semi vowels).Geri kalan harfler sessiz harflerdir (consonants).

İngilizce’de en çok kullanılan harf “E” harfidir. En az kullanılan harfler ise: “Q,X, ve Z” harfleridir.

-Türkçe alfabemizde bulunmayıp, İngiliz alfabesinde yer alan harfler: W, X,Q

-Türkçe alfabede bulunup, İngiliz alfabesinde olmayan harfler: Ç,Ş,Ğ, Ü, Ö

-Küçük harflerde İngilizce’de ı yoktur, i vardır. Buna mukabil, İngilizce’de büyük İ yoktur. İ’nin büyüğü daima I dır.


2- Harflerin Okunuşu


I) “e” sesi verenler

A, H, J, K

II) “i” sesi verenler

B, C, D, E , G , P ,T

III) “e” sesi verenler

F, L, M, N, S, X

IV) “Ay” sesi verenler

I, Y

V) “u” sesi verenler

Q, U, W


3- İngilizcede Telaffuz


* İngiliz alfabesi Türk alfabesinden çok farklı değildir. Ancak, Türkçemizde harfler daima aynı sesi verir, fonetik kuralları düzenlidir. Buna mukabil, İngilizce’ de harflerin sabit ses değerleri yoktur. Bu iki alfabe arasındaki en büyük farktır. Bu yüzden, İngilizce’de bazı kelimelerin okunuşunu tahmin etmek veya öğrenip, ezberlemekten başka çare yoktur.

* İngilizce’de bazı harfler yazıldığı halde, konuşma dilinde telaffuz edilmezler.

* İngilizce sözcükler genellikle tek hecelidir. Birden fazla hecesi olan kelimelerde vurgu ilk hece üzerindedir.

İngilizce’de her kuralın istisnası olduğunu söylemiştik. Ancak bu İngilizce kuralsızdır demek değildir. Telaffuz konusunda da durum aynıdır. İstisnaları olmalarına rağmen, aşağıdaki kuralları iyi öğrenirsek, telaffuz konusunda fazla zorluk çekmeyiz.


4) “A a” harfi; e veya ey şeklinde okunur.

Örnekler:
apple : epıl (elma)

anonymous : enonimus (anonim)

ambitious : embişıs (ihtiraslı)

table :
teybıl (masa)

make : meyk (yapmak, marka)

alien : eliyın (yabani, yabancı, yaratık)



5) “C c harfinin” 3 türlü telaffuzu vardır.

i-
Bu harften sonra, yumuşak ünlü (e, i) gelirse “s” şeklinde okunur.

City : siti (şehir)

Cite : sayt (zikretmek, bahsetmek)

Circus : sörkıs (sirk)

Cell : sel (hücre)

Cease :
sîz ( durdurmak, kesmek)

Ceiling : siling (tavan)

Face : feys (yüz, sima)


* Concept = konsept (konsept, mefhum)
Dikkat! kelime başındaki c ‘yi kalın ünlü izlediği için –k- okunur; aradaki c yi ince bir ünlü “c”izlediği için s okunur.

İzleyen ünlü harf, sert bir ünlü ise (a, o, u,); veya ünsüz ise “k” şeklinde okunur.

Cat : ket (kedi)

Catastrophe : ketistrof (felaket)

Cup :
kap (kupa, fincan)

Current : körınt (cari, meri, yürürlükte)

Custom : kastım (gümrük, adet)

Conduct : kondakt ( iletmek, davranmak, orkestra idare etmek

Common : kamın (ortak, müşterek)

Bacon : beykın (domuz eti)

Lecture : lekçır

Concrete : konkrit (somut)


ii- “Ch” ç olarak telaffuz edilir.

Chat : çet (sohbet)

Chief : Çîf (şef)

Cheese : Çîs (peynir)

School : sıkul (okul)

Teacher : Tîçır (Öğretmen)


6)“PH ph” harfleri –f- sesi verir.

Phantom : fentım (hayalet)

Philosopy : Filosofi (felsefe)

Telephone : telıfon (telefon)

Pharmacy : Farmasi (eczacılık)

Dikkat : bu kelimedeki c den sonra gelen y,i şeklinde okunduğu için c, s gibi okunur.


7)“i” harfi kelime içinde“ay” şeklinde telaffuz edilir.

Might : mayt (güç, kudret)

Night : nayt (gece)

White : vayt (beyaz )

Side : sayd ( yan, kenar)

United : yunaytıd ( birleşik)


8) “Th th”: t ile s seslerinin birleşiminden doğan peltek s şeklinde okunur. Arap alfabesini bilenler için söylüyorum. Arapça’nın üçüncü harfi olan ve üstünde üç nokta bulunan harfin okunuşu da böyledir.

Think : (ts)ink (düşünmek, sanmak)

Theory : (ts)iori (Teori)

Myth : mi(ts) (mit, söylence)

Three : (ts)ri (üç)


9) “Sh”, -ş- gibi telaffuz edilir.

Share : şeer ( pay, hisse)

Shell : şel (raf, kabuk, midye)

Shy : şay (utangaç, utanmak)

Shop : şop (dükkan, alışveriş)

Cash : keş (nakit)

Cushion : kaşın (yastık, tampon)

Fashion : feşın (moda )

Mushroom : maşrum (mantar)


10) “Uu” harfi kelime başlarında; ye, yu şeklinde ve uzun okunur.

Union : yunion (sendika, birlik)

Uniform : yuniform (üniforma, yeknesak, tek düze)

Unit : Yunit (birim)


11) Kelime sonlarındaki “y” harfi i biçiminde okunur.

Agony : egıni (acı, ızdırap)

Treaty : trıti (anlaşma)

Salty : solti (tuzlu)

Bossy : bosi (patronvari, amirane)

Yazıldığı halde okunmayan harfler:

Knowledge : novlıc (bilgi)

Know :
nov (bilgi)

Knee : ni (diz)

Knight : nayt (şövalye)

Hour : avır (saat)


12) Türk alfabesinde olmayan harflerin Okunuşu

i) W w”, (dabılyu), v harfinin ağzı doldurarak okunmasını gerektirir. Arapça bilenler, bu harfi “vav” harfini söylediklleri gibi söylerlerse, doğru telaffuz etmiş olurlar.

ii) “X x”(eks); ks şeklinde okunur.

Fax : feks (faks)

Tax : teks (vergi)

Axe : eks (dingil, aks)


Paradox : perıdoks (ikilem, paradoks)

“Q q” Bizim “k” harfinin sertçe okunmasıdır. Telaffuzu, Arapçadaki kaf harfi gibidir.

Queen : Kuin (kraliçe)

Frequently : Frekuntli (sık sık)

Quasi : Kuazi (benzer)

Quantity :Kuantiti (miktar)


13)“G g” harfi 3 şekilde okunur.

a) a, o, ,u, l, r harflerinden önce gelirse, aynen Türkçe’deki gibi “g” okunur.

Glad :gıled (mutlu)

Good : gud(iyi)

Guy :gay (arkadaş, erkek)

Grade :greyd (derece, not)

b ) e, i harflerinden önce, g veya c okunur.


get : get (almak, elde etmek)

general :cenıral (genel, umumi)

generate :cenereyt (meydana getirmek, yaratmak)

genius :cinııs (dahi)

Gee :ci (hayret nidası)

Gilbert :cilbırt (erkek ismi)

c) “Gh gh” önüne i gelmeyince “f” okunur.

Enough :inaf (yeterli)

Tough :taf (sert, kuvvetli)

- "SCH sch" sk okunur.

Scheme :skim (plan,program)


Schedule :skecul (program )

- "TİON tion", şın olarak okunur.

Competition :kompetişın (rekabet, yarışma)


Frustration :frustration (hayal kırıklığı)

Multiplication :çoğalma (maltıplikeysın)

Combination :kombineyşın (kombinasyon, birleşim)


14) İngilizce’nin Bazı Özellikleri

* Dünyadaki mektupların % 75'i İngilizce yazılır ve elektronik olarak depolanan bilginin % 80'i İngilizce'dir.


* Dünya üzerindeki bilim adamlarının üçte ikisi İngilizce okur.

* İngilizce, Fransızca ile birlikte, Avrupa Birliği' nin resmi dilidir.




#3
V

V
  • Üye
  • 4986 Mesaj sayısı:
3. Ders - İngilizce İsimler-English Names


Bayan İsimleri Anlamı

Adela
- Asil (noble)


Barbara - Yunanca yabancı demek olan barbaros kelimesinden türeme

Calanthe - Güzel çiçek (beautiful flower)

Deborah - İbranice kökenki “arı” (bee)

Erica - Ebedi hükümran. Eric erkek isminin dişili.

Flora - Çiçek (flower)

Gardenia - Tropikal bir çiçeğin adı

Heaven - Cennet (paradise)

Isabel(veya Isabell) - Elizabeth isminin eski İspanyolcadaki karşılığı

Jacqueliny(veya Jacqueeline) - Kökü İncil’e dayanan bir isim


Katherina - Eski bir Hristiyan şehidin ismi

Lessie - Kutsal bahçe

Mabelle - Fransızcadaki “ma belle” sözünden alıntı: güzelim

Nerissa - Denizin Ruhu, Deniz Tanrısı


Olivia - Şekspir’in 12. gece adlı komedisinde yarattığı bir isim. Page Uşak, iç oğlanı

Rosemary - Rose(gül) ve Mary isimlerinin kombinasyonu

Scarlett - Kızıl, kırmızı kumaş

Tamela - Tamara ve Pamela isimlerinin bileşimi.

Ursula - Küçük ayı (little bear)

Valerie - Güçlü olmak(to be strong)

Winona - Kızılderili Siyu kabilesinin lisanında ilk doğan kız evladı (first born daughter)

Xenia - Misafirperverlik(hospitality)

Yasmin - Yasemin

Zena - “Zeus’un Yaşam”ı anlamına gelen Zenobia’nın kısaltılmışı.


Erkek İsimleri Anlamı

Abraham - İbrahim, çok veya “evladı çok” anlamlarını taşıyan İbrani Kökenli isim. İbrahim Peygamber.

Benjamin - Bünyamin. İbranice kökenli bir isim. Anlamı, güneyin oğlu veya sağ kolun oğlu

Calvin - Kel, çıplak(bald)

Dominic - Tanrıya ait(of the Lord)

Edward - Zengin Muhafız (rich guard)

Hector - Sıkı tutmak, sahiplenmek (to hold fast, to possess)

Issac (Isaac) - İbrahim Peygamberin Oğlu

Jack - Alelade insan, iskambilde vale.

Kevin - İyi, nazik, yakışıklı( kind, gentle, handsome)

Leonard - Cesur aslan (brave lion)

Malcolm - Aziz Columba’nın müridi

Neil - Şampiyon, bulut.

Oswald - Tanrı(God) ve kanun (rule) kelimelerinin bileşimi.

Paula -
Küçük, mütevazi


Ronald - İskoçya’yı fetheden ve oraya yerleşen İskandinavya’lılara verilen isim.

Samuel - Allah’ın adı veya Allah duyar.

Tex - Teksas’tan gelen adam

Vincent - Fethetmek

Wesley - Batıdaki çayır (west meadow)

Xavier - Yeni ev (the new house)

Yancy - Bilinmeyen

Zachary - Zekeriya’nın İngilizce şekli


#4
V

V
  • Üye
  • 4986 Mesaj sayısı:
4. Ders - İngilizce İmla Kuralları - Spelling Rules In English


1)Büyük Harfler
Aşağıdaki türden kelimelerin başına büyük harf (Capital Letter) koyulur:

Günler (Days), Aylar (Months), Genel Tatiller(Public Holidays):

Monday (Pazartesi), February (Şubat), Christmas (Noel)

İnsanların ve Memleketlerin İsimleri -Names of People and Places:

Levent, Jack, New York, Germany

İnsanlara ait unvanlar - Titles for People:

General, Doctor, Mister, Madam

Milliyetler ve Bölgeler - Nationalities and Regions:

Dutch (Hollandalı), French (Fransız), Turkish (Türk ) Amerikan(Amerikalı)


2) Son ünsüz harfin çiftlenmesi - When to Double Final Consonants
*Bir kelimenin son sessiz harfi; ed, ing, er, est eklenirken genellikle ikilenir.

Rob - robbing: soygun, soygun yapmak
sad – sadder üzgün, daha üzgün
big – bigger büyük, daha büyük
travel – traveller seyahat, seyyah
skim – skimming kayamak, kaymak almak
win – winner kazanmak, kazanan
pop – popping fırlamak, fırlamak
prefer – preferred tercih etmek, tercih edilen
hit - hitting vuruş, vurmak


*Birden fazla hecesi olan kelimelerde, ancak son heceye vurgu yapıldığında ünsüz ikilemesi yapılır.

begin - beginn ing (başla, başlamak)

Fakat,
open – opening (aç, açmak)
Defer - deferr ing (ötele, ötelemek)
offer - offering (öneri, önermek)
organ - organise (organ, organize etmek)

Dikkat!
“V, j, k, w, x” harfleri, hiç çiftlenmez.


3) Sondaki e
Aşağıdaki durumlarda, sondaki e düşürülür.

*Kelimenin sonunda “e” varsa, sesli bir son ek yapılır.

make – making (yap, yapmak)
note - notable (not, önemli, kayda değer)
ride-riding (ata binmek), force-forcing (güç, zorlamak),
nose - nosy (burun, ukela), race-racist (ırk, ırkçı), slice-slicing (dilim, dilimleme)

*Kelimenin sonunda “ee” varsa, e düşürülmez.

agree - agreeable (kabul etmek, kabul edilebilir)

*“ge”' and “ce” ile biten kelimelerde sondaki e düşmez
encourage - encouragement
embrace - embraceable

İstisna: Kelime, “ce” veya “ge” ile biterse ve kelimeye giren ünlü, “o” veya “u” ise, böyle durumlarda "e" harfi düşmez:

manage- manageable (yönetmek, yönetilebilir), notice-noticeable (dikkat, dikkat edilebilir)change-changeable (değiştirmek, değiştirilebilir)


4) ie ve ei


Ana dili İngilizce olanların bile hataya düşebildiği bir imla meselesidir.Şu tekerlemeyi hatırda tutarsak, hatadan kaçınabiliriz.

“e”den önce,” i” ama “c” den sonrası hariç- i before e, except after c

relief (rahatlama)
thief (hırsız)
believe (inanmak)


Fakat “c” den sonra, “ei” gelir.

Perceive (kavramak)
receipt (alındı, makbuz)
ceiling (tavan)



5) “y” ve “i”

y ile biten bir kelimeye ek yapıldığında, genellikle “y”, i harfine dönüşür.

party - parties
hurry - She hurries to work.


Kelimenin biçimini değiştirirken de y, i harfine dönüşür. (mesela, sıfattan zarfa dönüşürken)

happy - happily
lazy - lazily
easy - easier


“y” harfinden sonra, ünsüz gelirse, sondaki “y” değişmez.

stay – stays (ikamet etmek)
enjoy - enjoys (eğlen, eğlenmek)


Ama bu kuralın istisnaları da var. (Exceptions)

say, lay, pay - said, laid, paid

“y” harfinden sonra, “-ing”, “-ism” “-ish” gelirse, “y” aynen kalır.

boy – boyish (çocuk, çocukça)
try – trying (dene – denemek)


6) “y” harfine, “ie”

Kelime “ie” ile bitiyorsa, (ing) eklemeden önce, bunu “y” harfine dönüştürmek gerekir.

die – dying (ölmek, ölüm)
lie - lying (uzan – uzanmak)



7) “c” harfi en yaygı
n imladır. Kelimelerin her yerinde kullanılır.


cat (kedi), actor (aktör), victim (kurban), public (halk), cactus (kaktüs)


8)“k” harfi her türlü sesi izler.

Milk (süt), soak (batırmak), tank (tank), perk (domuz), peek (zirve)


9)“j” harfi genelikle “a, o, or, u” dan önce kullanılır.

just,(tam), jam(reçel), Japan (Japon), job (İş), injure (yara), Benjamin (özel isim, bizdeki Bünyamin)


10) Normal bir İngilizce kelime hiçbir zaman “v” harfiyle bitmez. Daima, “ve “ ile biter.

have (sahip olmak), give (vermek), brave (cesur), love (sevmek), receive (almak)



11) Dikkat! telaffuzda çok kolayca yararlanacağı
nız bir kural: Ünlüler arasındaki “s” harfi “z” şeklinde telaffuz edilir.


nose - nouz (burun), noise – noiz (gürültü)

result – rizalt (sonuç), present – prezınt (hal, şimdi)



12) “ist” ile “est” son eklerinin okunu
şu aynıdır. Aradaki farkı anlamak için aşağıdaki kuralı öğrenmeniz gerekir.

-
ist- son eki, bir insanın ne iş yaptığını gösterir:
artist (ressam), machinist (makineci), druggist (ilaçcı)
-est – son eki, üstünlük sıfatıdır. (superlative) :

best (en iyi), fastest (en hızlı), shortest (en kısa), youngest (en genç), oldest (en yaşlı)



13- - “cian” ile “ tion” ve “sion” son ekleri ayni
şekilde telaffuz edilir. Aradaki farkı çıkarmak için şunu öğren:

-cian- son eki daima insanlar için kullanılır.

Musician (müzisyen), tactician (taktisyen)

Halbuki,
- tion- ve –sion- hiçbir zaman insanlar için kullanılmaz.

Kural olarak, İngilizce kelimeler, sonuna “s” veya “es” ilavesiyle, tekilden çoğul hale getirirler.

Book – books (kitap, kitaplar), boy- boys (erkek çocuk, erkek çocuklar), girl – girls (kız, kızlar)

Ancak, kural dışı kelimeler de çoktur ve bunları ezberlemekten başka çare (maalesef) yoktur.

Child – children (çocuk, çocuklar)
Foot – feet (ayak, ayaklar)
Goose – geese (kaz, kazlar)
Man – men (adam, adamlar)
Tooth – teeth (diş, dişler)

---


#5
V

V
  • Üye
  • 4986 Mesaj sayısı:
5. Ders - İngilizcede Adlar - Nouns


İngilizce eğitiminde kuvvetli bir temel kurmak için öğrenmemiz gerekenlerden biri de(nouns) adlardır. Bir çocuğun anadilinde ilk bellediği lisan unsuru adlardır. Bu nedenle, biz de adları temel konularımız arasına aldık.


Adlar kişiler,hayvanlar,yer,nesne,olay, nitelik,etkinlik ve soyut fikirleri isimlendiren sözcüklerdir. Ahmet, Mehmet gibi isimler de bu tanıma pekala uyar.Ama “nouns” kavramı bundan çok daha geniştir. “Nouns” (adlar); bir dilde kim, nerede ve nedir? Sorularını yanıtlayan kelimelerdir.

Her cümlede mutlaka bir ad bulunur. Bu nedenle adlara cümle kurucular veya cümlenin yapı taşları denebilir. Örnekler:

The cat sleeps. Kedi uyur. (Hayvan ismi)

Sakarya is a city. Sakarya bir şehirdir. (Yer ismi)

He is reading a book. O bir kitap okuyor. (nesne ismi)

Too many accidents happen in our country. Ülkemizde çok sayıda kaza olur.

I love freedom. Özgürlüğe bayılırım. (Fikir adı)

She is nice. O güzeldir. (Nitelik adı)

She has no courage. Onun cesareti yok.(Soyut kavram)

Turkey is a lovely country. Türkiye güzel bir ülkedir.(yer ismi)

Arda is a handsome boy. Arda yakışıklı bir çocuktur. (insan ismi)


1) Adlarda tekil ve çoğul hal(Singular and Plural Nouns):


Adlarda tekil ve çoğul durumu, o nesnenin bir tanemi yoksa, yoksa birden fazla mı olduğunu gösterir. Daha da önemlisi, adın tekil veya çoğul oluşu, başta fiil olmak üzere, tüm cümlenin şeklini etkiler. Örnekler:

The girl is at home. Kız evde.

The girls are at home. Kızlar evde.

There is a book on the table. Masanın üstünde bir kitap var.

There are books on the table. Masanın üstünde kitaplar var.

He is an engineer. O bir mühendistir.

They are engineers. Onlar mühendislerdir.


2) Adları tekilden(singular), çoğula (plural) dönüştürmede en yaygın kural, tekil adın sonuna “s” harfini eklemektir.


Dog - dogs at – atlar

house – houses ev – evler

Boy – boys erkek çocuğu

matter – matters nesne – nesneler

name – names isim – isimler

colour – colours renk – renkler

eye – eyes göz – gözler

ear - ears kulak – kulaklar

wall – walls duvar – duvarlar

book -books kitap – kitaplar

chair -chairs sandalye – sandalyeler

worker – workers işçi – işçiler

boat – boats sandal – sandallar

husband – husbands koca – kocalar



3) Tekil ad ch,sh,s,x,yada z ile bitiyorsa, sonuna
–es eklenir:



Church - churches kilise kiliseler

Brush - brushes fırça – fırçalar

Bus – buses otobüs - otobüsler

Box/boxes - kutu – kutular

buzz/buzzes - vızıltı – vızıltılar



4) Tekil ad ünsüz + y ile bitiyorsa(-by,-dy,-ty) –y kaldırılır ve –ies
eklenir:


Baby babies - bebek – bebekler

Party – parties parti – partiler

Lady - ladies hanım – hanımlar

City – cities şehir – şehirler


5) y’den önce ünlü varsa genel kurala uyulur:


toy – toys oyuncak - oyuncaklar

monkey – monkeys maymun- maymunlar



6) sonu-f yada –fe ile biten adlarda ‘f’ yerine ‘ve’ konulur,-es(yada-s) eklenerek çoğullaştırılır.


Half - halves yarım – yarımlar

leaf - leaves yaprak - yapraklar

life - lives hayat – hayatlar

shelf – shelves çekçece – çekmeceler

Thief - thieves hırsız – hırsızlar

Wife – wives karı – karılar

Knife – knives bıçak – bıçaklar


7) Çok sayıda adın çoğul hale gelmesinde hiçbir kural yoktur. Bu adlarda, tekil ve çoğul farklı kelimelerdir.


foot – feet ayak – ayaklar

tooth – teeth diş – dişler

goose - geese kaz – kazlar

man - men adam – adamlar

woman – women kadın – kadınlar

Mouse - mice fare – fareler

Child – children çocuk – çocuklar

Person – people kişi – kişiler


8) Tekili - çoğulu aynı olan adlar:


aircraft - savaş uçağı – savaş uçakları


deer - geyik – geyikler

fish - balık - balıklar

means - imkan – imkan lar

species - tür – türler

sheep - koyun – koyunlar

people - insan


9) Özellikle bilim dilinde kullanılan çoğu başka dillerden alınmış sözcüklerin çoğulları kuralsızdır
:


Tekil Çoğul Anlamı

cactus cacti - kaktüs - kaktüsler

datum data - veri - veriler

fungus fungi - mantar – mantarlar

bacterium bacteria - bakteri - bakteriler

criterion criteria - kriter - kriterler

nucleus nuclei - çekirdek – çekirdekler

radius radii - yarıçap – yarıçaplar

crisis crises - kriz – krizler

hypothesis hypotheses - hipotez – hipotezler

thesis theses - tez – tezler

medium media - medya - medyalar

stimulus stimuli - uyarıcı – uyarıcılar

phenomenon phenomena - olay - olaylar

vertebra vertebrae - kaburga - kaburgalar



10) Sonundaki “s” harfinden dolayı, görünüşte çoğul, anlamı tekil olan adlara dikkat edilmelidir:


Örnekler:


linguistics - dil bilimi

mathematics(maths) - matematik

Politics - politika

Economics - ekonomi, iktisat

Physics - fizik

Electronics - elektronik

Gymnastics - jimnastik

Athletics - atletizm

Cümle içinde kullanım:

I hate mathematics. Matematikten(matematiklerden değil) nefret ederim.

Gymnastics is the best sport. Jimnastik (jimnastikler değil) en iyi spordur.

Economics is a social science. Ekonomi (ekonomiler değil) bir sosyal bilimdir.

İstisna: News çoğul değil, tekildir.

What time is the news? ( What time are the news değil) Haberler ne zaman?


11) Sonu “s” ile biten bazı adlar tekil de, çoğul da olabilir.
Örnekler:


means - imkan, vasıta

Train is a means of transport. Tren bir nakliye vasıtasıdır

There are many means of transport. Bir çok nakliye vasıtası vardır.

Series (seri, dizi):

He is watching a television series. O bir televizyon dizisi izliyor.

There are three television series in Channel 2. Kanal 2’de iki televizyon dizisi oynuyor.

Species (tür, cins)

Parrot is a species of bird. Papağan bir kuş cinsidir.

In Turkey, there live 600 species of animals. Türkiye’de 600 hayvan türü yaşar.



12) Bazı tekil adlar genellikle çoğul bir fiil ile kullanılır. Bu adlar tek bir şeyi değil, insan gruplarını ifade eder.

Örnekler:


The government want(wants değil) to increase the taxes. Hükümet vergileri artırmak istiyor.

The staff of the company are not(is not değil) happy. Şirketin kadrosu mutlu değil.

The police are(is değil) chasing the the robber. Polis soyguncuyu kovalıyor.

Turkish team are (is değil) playing very well. Türk takımı çok iyi oynuyor.

PO have(has değil) reduced the price of petrol. Po petrol fiyatını indirdi.

Dikkat: Bunları tekil fiille de kullanmak mümkündür. Mesela, the government wants, PO has .. gibi.

Person (şahıs, kişi) kelimesinin çoğulu persons olmasına rağmen, genellikle people kelimesi tercih edilir.


13) Para miktarını, zaman peryodunu, mesafeyi vs. bildiren kelimeler tek bir şey olarak düşünülür. Dolayısıyla, tekil adlar olarak kullanılır.

Örnekler:


One thousand YTL is a good money. Bin YTL iyi bir paradır.

Two years is a long time to spent in prison. İki yıl hapis geçirmek için uzun bir süredir.

5 kilometers is a long way to walk on foot. Yaya yürümek içim 5 kilometre uzun bir mesafe.


14) Kimi adlar hep çoğul olarak kullanılır :


the police - polis

trousers - pantolon

pants - pantolon

riches - zenginlik


15) Tek bir nesne olan fakat, iki bölümden oluşan bazı eşyalar için çoğul şekil kullanırız.


Örnekler:

trousers - pants Pantolon (iki ayağı var)

jeans - blucin ( “ “ “ )

tights - tayt ( “ “ “)

shorts - şort ( “ “ “)

pyjamas - pijama ( alt ve üstten oluşan iki bölümü var)

glasses – spectacles gözlük (iki camı var)

binoculars - dürbün (iki gözü var)

scissors - makas (iki parçalı nesne)

Bunlar çoğuldurlar ve çoğul fiili alırlar.

My trousers are too short. (My trouser is too short değil). Pantalonum çok kısa.

I bought new glasses. (I bought a new glasses değil) Yeni gözlük satınaldım.

Your jeans(pyjamas) are nice. (Your jean(pyjamas) is nice değil). Senin Blujinin(pijaman) 6 güzel.



16) İngilizcede bazı adlar çoğul yapılmaz; bunlara kütle adları veya sayılamayan adlar(uncountable nouns) denir.
(bu konu ileride daha detaylı incelenecektir).


Advice - tavsiye

Ammunition - cephane

Anger - kızgınlık

Assistance - yardım

Behaviour - davranış

Bread - ekmek

chaos - kaos

conduct - yönetmek, iletmek, orkestra idare etmek

courage - cesaret

dirt - kir, pislik

employment - istihdam

evidence - kanıt

fun - eğlence

furniture - mobilya

harm - zarar

housework - ev ödevi

information - enformasyon

knowledge - bilgi

laughter - kahkaha, gülüş

legislation - mevzuat

leisure - dinlenme, boş vakit

lighning - yıldırım

luck - şans, talih

luggage - bagaj

machinery - makinalar, makine parkı

money - para

moonlight - ay ışığı

news - haber, müjde

permission - izin, müsaade

Photography - fotoğraf

poetry - şiir

produce - üretmek,imal etmek

progress - ilerleme, inkişaf

rubbish - çöp, saçma söz

safety - güvenlik

shopping - alışveriş

sunlight - güneş ışığı

thunder - gök gürlemesi

transport - nakliye

underwear - iç giyim

weather - hava, hava koşulları

Dikkat : Bu kelimeler, belirsizlik artikeli olan ve bir, veya herhangi bir anlamına gelen (a,an)ile kullanılmaz.


17) Birleşik isimlerde çoğul eki olan “s” bazen birinci, bazen ikinci kelimeye eklenir.



Son-in-law - sons-in-laws üvey evlat – üvey evlatlar

man-of-war - men-of-war savaş adamı – savaş adamları

armchair – armchairs koltuk – koltuklar


18) İyelik (sahiplik) genel olarak tekil adlara (‘s) eklenerek yapılır. İyeliği (sahipliği) göstermek adların çok önemli bir fonksiyonudur
.


My friend’s car arkadaşımın arabası

the boy’s shirt çocuğun gömleği


The student’s note-book talebenin defteri

Her husband’s job Kocasının işi(mesleği)


19) Kurallı çoğul adlara yalnızca(‘) eklenir.


The girls’ teachers kızların öğretmenleri

The studens’ grades öğrencilerin notları


20) Kuralsız çoğul adlara(‘s) eklenir.


the children’s show çocukların şovu

men’s wear erkek giyimi

gentlemen’s agreement centilmen anlaşması



21) İlk ad cansız ise iyelik göstermek için ad+of+ad yapısı daha sık kullanılır.

the shadow of your smile - gülüşünün gölgesi

the fall of Rome - Roma’nın yıkılışı

the urgency of the matter - meselenin aciliyeti

the cost of the production - üretimin maliyeti


22) -s ile biten özel adlar İngiliz İngilizcesinde (‘s) takısı alır.


Charles’s diary - Charles’in günlüğü

Amerikan İngilizcesinde ise, (‘) yeterlidir:

Socrates’s peech - Sokrat’ın savunması


23) Kimi zaman çifte iyelik kullanılabilir.

She is a friend of my father’s. O babamın bir arkadaşıdır.


24) Genel kabul görmüş zaman, para vb. ile ilgili ifadelerde (‘s)
kullanılır.


Ten minutes’walk - On dakikalık yürüyüş

a year’s profit - bir yılın karı

a day’s work - bir günün çalışması

A hard day’s night - Zor bir günün gecesi


25) Özel Adlar ve Cins Adlar - Proper nouns and common nouns


Bunlara ayni zamanda özel isimler de denir. Bunlar biricik olan kişi ve kurumların isimleridir. Mesela,

Emre, Hasan, John, Paul, Jupiter, Almanya, Aksaray, The President, The Cenral Bank

İngilizce ve Latin alfabesiyle yazılan lisanlarda özel isimlerin ilk harfi büyük yazılır. Böylece, özel isimleri diğerlerinden kolayca tefrik edebiliriz. Ancak, bu Almanca için geçerli değildir. Çünkü Almanca’da her türlü ad büyük harf ile başlar.

Özel isimlerde adın sözlük anlamıyla, kişi arasında anlam ilişkisi aranmamalıdır. Mesela, bir kimsenin ismi Aslan olabilir, ama kendisi tabii ki aslan değildir. Bu nedenle, özel isimler tercüme edilmez, aynen yazılır.

Özel adlar (proper nouns) dışındaki bütün adlar cins (common) adlardır. Örneğin,

Board - tahta

country - ülke

planet - gezegen

love - aşk

officer - subay

room - oda


26) Sayılan Adlar ve Sayılamayan Adlar - (countable nouns and mass(uncountable) nouns

Günlük hayatta çok kullandığımız sayılabilir adlar (countable nouns), somut, sayılabilir maddelere işaret eder.
Örneğin; eye (göz), table (masa), event (olay).


Ertrafımızda gördüğümüz ve sayıya vurulabilen herşey sayılabilir adlardır(countable nouns). Yukarıdaki ilgili maddelerde gördüğümüz gibi,sayılabilir adların çoğulu yapılabilir.

Sayılamayan Adlar ( non-countable nouns), Sayılamayan şeyleri gösterir Doğal olarak, bunların çoğulu yapılamaz. Örnekler:

Laughter - kahkaha

Helium - helyum

Water - su

Air - hava

Milk - süt

wine - şarap


Beer - bira

cake - kek

sugar - şeker

rice - pirinç

meat - et

cheese - peynir

flour - un


Heat - ısı, sıcaklık

Smoking - sigara içmek

sunshine - güneş ışığı

electricity - electricity

biology - biyoloji



Dikkat:

Genel kural olarak, sayılamayan adlar çoğullaştırılamaz. Çünkü, sayılamayan şeylerin çoğulunu aramak mantıklı değildir. Ancak, kuralın istisnası vardır. Şöyle ki bazı adları tür, çeşit (type) bildirmek için kullandığımızda çoğullaştırabiliriz. Örneğin:

New wines are introduced to the market everyday - Piyasaya her gün yeni şaraplar sürülüyor.

The waters of Atlantic is salty – Atlantiğin suları tuzludur.

In a world map, we see different peoples. Dünya atlasında farklı ülkeler görürüz.

*Sayılamayan adlar genellikle artikelsiz kullanılır. Örneğin:

Smoking is bad for health. Sigara içmek sağlık için zararlıdı

Poetry is a beaty. Şiir güzeldir.

Sugar is sweet. Şeker tatlıdır.

Experience is the best teacher. Tecrübe en iyi öğretmendir.

Practice makes master. Alıştırma yapmak ustalaştırır.

Salt is poison. Tuz zehirdir.

*Sayılamayan adlardan önce şu edatlar kullanılabilir.

some, any, enough, this, that, and much. Örnekler:

I need some money. Paraya ihtiyacım var.

Give me that (this) book. Bana şu kitabı ver.

This man is crazy. Bu adam çılgın.

He can speak much English. Çok (iyi) İngilizce bilir.

We have much(enough) water. Çok (yeterli) suyumuz var.

I don’t see any person. Hiçbir şahıs görmüyorum.

*Sayılamaz oldukları için, bu adlar şu edatlarla birlikte kullanılmaz.

these, those, every, each, either, and neithe

-
Aşağıdaki ifadeleri kullanmak mümkündür.

much harm çok zarar

The fire brought about much harm. Yangın çok zarara yol açtı.

little harm - az zarar

The accident caused little harm. Kaza az zarar verdi.


27) Adların Cinsiyeti (Noun Gender)


Eski İngilizce’de bir çok ad, refere ettiği insanın dişi veya erkek oluşuna göre, farklı şekil alırdı. Bugün bu uygulama çok azalmıştır. Ama, halen mevcuttur

Actor aktör (erkek)

actress aktör (bayan)

Waiter garson (erkek)

Waitress garson (bayan)

Steward hostes (erkek)

Stewardess hostes (bayan)

---

#6
V

V
  • Üye
  • 4986 Mesaj sayısı:
6. Ders - Pronouns - Zamirler

Zamirler, nesnelerin ve kavramların gerçek adları yerine geçici olarak kullanılan kelimelerdir. Zamirlerin anlamları yoktur. Bir zamir tek başına hiçbir nesneyi karşılamaz, zihinde hiçbir nesne canlandırmaz, hiçbir kavram düşündürmez.
Bu nedenle, zamirlere isimlerin yerini tutan kelimelerdir diyebiliriz.

Zamirlerin çeşitleri vardır.
Örneğin: şahıs zamirleri, işaret zamirleri, dönüşlülük zamirleri, soru zamirleri, belirsizlik zamirleri ve bağlama zamirleri gibi.


A- Personal Pronouns (Şahis Zamirleri)


Yalın halde kullanılan “I,YOU,HE,SHE,IT,ONE,WE,YOU,THEY” cümlelerin özneleri olup
“ME,YOU,HIM,HER,IT,ONE,US,YOU,THEM” nesneleridir. Örneğin ;


-Ahmet saw me the other day.(= O beni birkaç gün önce gördü.)
= He
Özne +fiil+nesne

The books belong to me/you/him/her/it/us/them
(Kitaplar bana/sana(size)/ona/onlara aittir.
= They
(onlar bana/sana(size)/ona/bize/onlara aittirler.


Konuşma ingilizce’sinde; That’s her
(hım,us,ete)."ıt is only me" kullanımı doğru oldugu
halde,standart
Yazı İngilizcesinde:
“ıt is he ( I,you,she,we,ete.)who did it” kullanımı varır.
(= onu yapan odur)

1.She (her),gemi,uçak, motorlu vasıta, memleket ve hatta sehirler için sevgi ifadesinde kullanılır.
-That is the Love Boat. She is a beatiful ship
-Turkey is our country. We love her very much.


2.“It”, normalde cansız nesneler ve hayvanlar için kullanıldığı halde bebekler için de kullanılır.

3.“It” in diğer kullanımları:

a) Bilinmeyen bir şahıs ya da şeyden bahsedildiğinde
-Someone is moving stealthily about the house. It must be a burglar.

b ) Hava durumlarını ilgilendiren fiillerle:
It is raining /snowing/freezing. It is very warm / cold /wet.

c) Zaman ne ölçü ifadelerinde:
It is half past two. . It is fifteen miles to our village.

d) Cümlede takip eden “mastar” veya “yan cümleye referans
vermek üzere “özne” ya da nesne olarak:
-It is easy enough to talk.
-İt was clear that he didn’t want to come.
-I take it for granted that she will stay with us.
-I find it difficult to solve this puzzle.

e) “It is/was…” ile başlayan cümlelerde “ gerçek
özne” ve “sıfat cümle”sinden önce:
-It was our training that we had that made us good teachers.

f) Gerçek özneyi vurgulamak için:
-It was my father, not my mother, who wanted me become an engineer.

g) Tüm cümleye referans vermek için:
-She has saved my life. I will never forget it.

h) “Say,thınk,hope,believe,suppose,expect,hear,tell,imagine,fear,beafraid gibi fiillerden sonra “SO”,”IT” yerine kullanılabilir.
Will you pass your exam?
I thınk/hope/believe/suppose/expect so

Bu yapıların olumsuz şekilleri, iki şekilde ifade edilebilir:
1.I thınk/believe/suppose/expect so.
2.I don’t thınk/believe/suppose/expect so


NOT: İkinci kullanım,"hear,hope ve am afraid" ile kullanılamaz.

- “So” bir sıfat veya isimle birlikte “to be, to seem, to make” fiilleri ile kullanılır.
- There is nothing either good or bad, but thinking makes it so.
- She has been a teacher there for more than fifteen years and I hope she will be so (= a teacher ) for many years.


4. “One”, bir sayı olup tüm sayılar gibi “zamir” olarak kullanılabilir.
- There is only one student there, not two
One of your brothers came to see me today.
Take one these chocolates.(singular)
Take some of these chocolates.(plural)


5. ”One” in diğer kullanımları:

a) Özne ya da nesne olarak kullanılan “ONE” in “ONES” ve "ONE SELF" şekilleri vardır:
• One can only do one’s best.
• I don’t thınk one should overwork oneself.

“When one is given one’s choice of courses of action any of which would be to one’s disadvantage, one often has a difficulty in deciding what one ought to do” cümlesini aşağıdaki gibi ifade etmek çok daha iyidir.

“When someone is/you are given his/your choice of courses of action any of which would be to his/your
disadvantage, he/you often has/have diffuculty in deciding what he/you ought to do”


b ) Herhangi bir kimse anlamında:
- You are the first one who has ever explained it to us clearly.
- She is not one to be easily deceived.


c) “ Other! veya “another” ile zıtlık oluşturulduğunda, sayı anlamının bir diğer şeyle kullanımında:
- There were two choices open to us. We had to take either the one or the other
- These two twins are so much alike that we can’t tell the one from the other.


d) Önceden bahsedilmiş sayılabilen isim ya da isimlerin yerine “ONE” ve ONES” kullanımı:
- Mr Brown’s old car is a good one. It is even better than our new one .
- I like strong cup of tea beter than a weak one.
- I prefer red roses to whıte ones.
- There was mother bird in the nest and there were four young ones.
- Which girl is Mary Robinson?
- The one in the pink dress.
- Which biscuits do you like best?
- The ones with chocolate on them


Not: “ One” ,”own” ile kullanılamaz.
- I can’t write properly with your pen. I’d rather use my own.

e) “One” nın “idiomatıc” kullanımı:
- She is a teacher that is liked by one and all(=everybody).
- She can go or she can stay. It’s all one to me.


B - Possesive Pronouns( Mülkiyet Zamirleri)

“possessive adjectives” yani mülkiyet sıfatlar:

“ MY, YOUR,HIS,HER,ITS,OUR,YOUR,THEIR” isimlerden ve “ONE” dan önce kullanılabili.
Oysa “ Possessive Pronoun”lar yani “mine, yours, his, hers, its, ours, yours, theirs” tek başlarına kullanılır.


a) That is my book. That book mine.(= Şu benim kitabımdır Şu kitap benimkidir.)
- That is your car. That car is yours.
- That is his pencil. That pencil is his.
- That is her purse. That purse is hers
- That is its tail. That tail is its.
- Those are our cats. Those cats are yours.
- Those are their dogs. Those dogs are theirs.
- Our’s is the only garden that has trees in it
- Their house is older than yours( onların evi sizinkinden daha eskidir.)
- He took the bone from his dog and gave it to hers.
- The cherry tree gives it s share of color to the garden and the Lilac tree gives its.

b ) He is a friend of mine. ( one of my friends)
- This is a car of theirs. ( one of their cars)
- It was no fault of yours that we mistook the way.
- I gave him some plants of ours (= some of our plants)in exchange for some of his( some of his plants).

c) Note: A portait of Rembrandt ( one portraying him)
-A criticism of shaw (=opinion about shaw)
-A criticism of shaw’s ( =opinions by shaw)

C- Demonstrative Pronouns(=işaret Zamirleri)

“This,that,these,those,”isimlerle birlikte kullanıldığında “belirtme sıfat”ları oldukları halde,isim olmaksızın kullanıldığında “işaret zamirleri”dir.

a) I’d like to by this car, not that car. (sıfat)
This is what I want you to do. (zamir)
That is exactly what I did.
I believe you, but there are those who don’t.
My seat was next to that of the Mayor.
Compare Chopin’s waltzes with those of today.
That is what I thought last year; this is what I thınk now.


b ) “The former” ve "The latter" da aynı zamanda işaret zamiri olarak kullanılır:
- The orchestra played two Beethoven Symphonies, the Third and the Fifth;
- The former was played magnificiently, the latter was not so well done.


c) “Such”, “I have had such a busy day” cümlesinde “belirtme sıfatı” olduğu halde, “His carelessness is such as to make it unlikely that he will pass the exam.” Cümlesinde “işaret zamiri” dir.

d)
They export a lot of fruıt, such as(=for example) oranges, lemons ete.

e)
He gave me his help such as it was
=but it wasn’t of much use
My services, such as they are, entirely at your disposal.


D- Reflexive and Emhasizing Pronouns (Dönüşlü ve vurgulayıcı zamirler)

“Myself, yourself, himself,herself,ıtself,oneself, ourselves, yourselves, themselves” zamirleri

a) Öznenin yaptığı eylemi tekrar o özneye döndürürler yani özne ile nesne aynı kişilerdir.
- I shave myself every morning.
- You are teaching yourself English.
- They helped themselves to the cakes
- She saw herself in the mirror.(kendini aynada gördü)
- One should try to see onself a others see one
- It is pity we can’t see ourselves as others see us.
- Make yourself at home.
- There was so much noise that I could hardly hear myself think.
- I told myself there was nothing to be afraid of.

1) “Preposition” lardan sonra kullanılır.
She looked at herself in the looking glass
My darling loves me for myself, not for my money
I want a little time to myself
She is proud of herself.

Fakat zamirle ifade edilen şahsın kimliği hakkında hiçbir şüphe yoksa."Preposition" dan sonra şahıs zamirlerinin “objective” halleri kullanılır.

He took the food for the day with him.
She shut the door behirid her.
We have the whole day before us.

2 ) Dönüşlü olarak kullanılan fiilerle:
I pride myself on always having a tidy garden.
I hope the childiren will behave themselves.
We hope you’ll enjoy yourself at the party.
He applied himself to the task of organizing the finances of the firm.

Vurgulayıcı “SELF” zamirlerinin fonksiyonu tamamen farklı olup cümleden çıkarıldıklarında, o cümlenin anlamı bozulmaz ve genellikle cümlelerin sonunda kullanılır.

You yourself ( You and not anyone else) told me the story
(Bizzat kendin bana hikayeyi anlattın.)
I saw hım do it myself.
He went into the village itself.
Never leave to others what you should do yourself.


Bu zamirlerin bazen “alone/on one’s own/without any help” anlamları vardır. Bu durumda “by” ile kullanılır.

This is a machine that works by itself(=alone/on its own/ without help)
(= Bu kendi başına çalışan bir makinedır)

The little boy travelled from Ankara to New York by himself
We can’t do all the work ourselves(=withoult help)in a such a big house.
I tried to move the piano into the other room myself, but couldn’t manage it.


E- İnterrogative Pronouns (= soru zamirleri)

Bu zamirler “WHO, WHOM,WHOSE,WHICH,WHAT” olup, her zaman fiillerden önce soru oluşturmada kullanılır.
Who/ What broke the dishes?
Which do you prefer, coffee or tea
Whose are these gloves?
Who(m) did they ofter the scholarship to?
(=To whom did they ofter the scholarship?)
Who /what is that man talking to the journalist?
What is he like to look at as a person?


a) “ What” daha fazla şeylerden “which” ise sınırlı sayıda olanlardan seçim yapıldığında kullanılır.

What are you talking in your examination?
I’m talking English,French and German
Which of them is your best subject?
English.
1. who would like to go out with me?
2. which of you would like to go out with me?


Birinci cümlede konuşmacı dışarı cıkmak isteyen herkesi, ikinci cümlede ise belli sayıda kişiyi dişarı çıkarmak ister.

b ) Hayret,kızgınlık ve öfke ifadeleri:“WHAT,WHO,WHİCH+EVER” ile yapılır.

Whoever can be calling at this time of night?
(=on earth/in the world)
(= Hay Allah kahretsin! Gecenin bu vaktinde kim arıyor olabilir?
What ever were you thinking of to suggest such a plan?
Who ever heard of such a stilly idea?
He gets up at five o’clock every morning.
What ever for?

F- İndefinite Pronouns (Belgisiz zamirler)

Pek çoğu sıfat şeklinde “determiner”lar olarak da kullanılan bu gruptaki zamirler aşağıdaki içerirler:
Some (=thing,body,-one)
any (-thing,boyda;-one);
no(-thing,body;-one);
every(-thing,body;
-all,one,none,other,another,much,many,less,more;
(a)few,(a)little,enougheach, either, neither.

A : Have you any money? (= Do you have any money ?)(sıfat)
B : No I have not any Money.( =No, I don’t have any Money)
=no Money
=none

Ask john if he has any. (zamir)
If only (=I wish) I had some red roses. (sıfat)
I must try to grow some next year.(zamir)
He told me a lot of other things that I can’t remember now.(sıfat)
Which one are you goingto choose that one or the other. (zamir)
At the party each child was given an apple and a bag of sweets.(sıfat)
Each of them was gıven a present from the host. (zamir)
Either of these machines is suitable for the work I want done.(zamir)
Neither of my friendes has yet to come (zamir)
There is a train at 11:35 and one at 12:00; either train will will get you thare in time for the conferance.(sıfat)
If you don’t want either of these , there is another one at 12:30.(zamir)
We have travelled by the 11:30 train and the 12:50 and neither train had a restaurant car.(sıfat)
When the genaral saw his troops retreat, he cried:” All is lost”(=everything)
All is well that ends well.(the whole of)
All the students are present.(sıfat)
All are welcome.(zamir)
I don’t like to speak before all these people .(sıfat)
He has written six novels and all of them are good (zamir)
That is the sort of job that all boys like doing.
That is the sort of job that every boy likes doing.
The explosion broke all the Windows.(bütün pencereleri)
The explosion broke every window.(her pencereyi)

Anlam ve kullanım açısından “EVERY”(=her)ve “EACH” (=her bir/i) arasında bazı farklılıklar vardır:
"Each" toplam sayı iki veya daha fazla olduğunda; "every",toplam sayı ikiden fazla olduğunda kullanılır.
"Every" ayrı ayrı olanları bir bütün içine topladığı halde , “each” bunları teker teker bir bütün içine yayar:
Each must do his best. (zamir)
They each signed the paper. (zamir)
The teacher came to school with a bag of apples and gave the students two each.(zamir)


Each man must do his best (sıfat)
Each person signed the paper. (sıfat)
He gave each boy two apples.(sıfat)
Before choosing a pen, she looked at each one. (sıfat)
Every man must do his best. (sıfat)
Every person signed the paper. (sıfat)
He gave every boy two apples. (sıfat)
Everyone knows that Ankara is the capital of Turkey.
Everything he say is true.
I have kept every one of her letters.


NOT 1:
"each, every, everyone, everybody, everything"
kendilerine tekil fiil alırlar.
NOT 2:
Aşağıdaki yapılarda “every” nin yerine “each” kullanılmaz:
I go there every other day. (=gün aşırı)
=on alternete days.
He visits us every two days.(=her iki günde bir)
We have a lesson on Monday, but on every other days there are no lessons.
(=there are no lessons on all the other days)

“All” gibi sıfat ve zarf olan “BOTH” bütünlük fikri verir ve sadece iki şey/ kişi için kullanılır.
I have two sons:
they are both doctors(zamir)
I don’t know which book is the beter. I will read both (zamir)
-Which of the two girls is he in love with?
-
Both!
Both his legs were broken in a car cras
(sıfat)
There are houses on both sides of the avenue.(sıfat)
Both (the) men were found guilty (sıfat)


a) Sıfat ve zamir olarak “SOME” sayılabilen/sayılamayan çoğul isimlerden önce kullanılır.
There are some cows in the field (sıfat)
He has spilt some ink on the t5able cloth(sıfat)
He didn’t have any cigarettes so he went out to buy some(zamir)
If you ha ve no Money , I will lend you some (zamir)

b ) Tekil sayılabilen bir isimden önce kullanıldığında “SOME” “A/AN” anlamı verir.
He arrived with some old book that he had picked up at a second hand book shop

c) “SOMETHING” ve “SOME” “Yaklaşık olarak” anlamını da verirler:
I will whistle the tune for you: it goes something like this
It will take some three or four thousand pounds to rebuild the house.

a) “ANY”, genel anlamda; neyin, hangisinin ve kimin olduğundan önemli olmadığı durumlarda kullanılır.
You can come any day you like.
Get me some cigarettes, please;any kind will do.
He is a man who will do anything (everything) for Money.


b ) Tekil sayılabilen sayılamayan bir isim ve de çoğul bir isimden önce kullanılabilir.
Any sane person would have acted as you did.
Haven’t you any work to do?
Are there any cows in the field?

c) Aşağıdaki cümlelerde zarf olarak kullanımı vardır:
I can’t do any beter.
I am sorry to say that can’T come any sooner.


a) “OTHER”,sıfat ve zamir olarak kullanılır. Sıfat durumunda değişmediği halde “zamir” kullanımında kendisine “-s” takısı alır.OTHERS “An” ile kullanıldığında “ANOTHER” şekli vardır. THE OTHER(tekil) “iki şeyin ikincisi” anlamı verir.
He held a sword in one hand a pistol in the other.
One of my brothers is called Richard, the other is called Fred.


b ) "The other(s) geri kalanı/ kalanları anlamındadır:

I got home by 7 o’clock , but the others din’t get back until about 8.others(s)”, “farklı ilave ve geri kalanı anlamındadır.
There are other ways of solving this problem.
I have no other friend but you.
Some like milk chocolate others prefer bitter chocolate.


d) “Another” ilave olanı farklı olanı ve daha anlamı verir.
He already has two cars, and now he has bought another.
The point of this pencil is blunt, will you please lend me another?
(=bir başkasını)
One day politicians say one thing and on another day something quite different
When the new extension has built hospital there will be room for another one hundred patients.


e) “Each other” ve “one another” karşılıklı duygu ve hareketi ifade ederler."Each other" iki "one another" ikiden fazla şey ve kişiler için kullanılır.

The two brothers love each other(birbirlerini)
Little children love one another (=birbirlerini)
They gave presents to each other
They were very fond of one another.

---

#7
V

V
  • Üye
  • 4986 Mesaj sayısı:
7. Ders - Sıfatlar - Adjectives

İngilizce’de sıfatlar iki yerde kullanılırlar.

1) Sıfatlar ismi nitelerler: Sıfat + isim.
Türkçe’de olduğu gibi İnglizce’de de sıfatlar isimden önce söylenir. Fransızca gibi bazı dillerde bu kural böyle değildir. Sıfatlar bu kullanımları ile “sıfat tamlaması”nı oluştururlar. Eğer ismin önünde bir artikel varsa sıfat isim ile artikel arasında yazılır.


Student (isim) intelligent student (Sıfat tamlaması) an intelligent student

Sıfat tamlaması bu şekilde oluşur. Ama bazen sıfat olması gereken yerde olmayabilir. Buna bozuk sıfat tamlaması denir. İntelligent a student gibi . Bu konuya daha sonra değinilecektir.


2) Sıfatlar Linking Fiiller İle Beraber Kullanılırlar:

Linking fiillerin sayısı onbeştir. Bunlar ile birlikte sıfatlar kullanıldığı için bunları bilmek gerekir.Tamamen ezbere bir konudur. Kolaylık olsun diye bunları gruplara ayırarak ezberleyelim.


Olmak Fiilleri : Be Become Sound
Görünmek Fiilleri : See Look Appear
Kalmak Fiilleri : Stay Remain



3) Böylece sekiz tanesini görmüş olduk. Geriye kalanları da iki grup halinde verelim


Feel : hissetmek, duyumsamak

Taste : tadı olmak, tatmak

Smell : kokusu olmak, kokmak

Geri kalan dördü “gitmek” fiilleri olup; sıfatlarla beraber; “mek”, “...leşmek, laşmak” anlamlarını alırlar.

Go

Get

Grow .....leşmek

Turn

Aralarında bazı nüanslar vardır. Örneğin “go” olumsuz durumlarda, “turn” kaba ifadelerde kullanılır. .

He looks happy (O mutlu görünüyor.)

He looks sad (O üzgün görünüyor.)

Burada sanki sıfat yerine bir zarf kullanılmalı hissi vardır ama “look” bir Linking fiil olduğu için zarf (happly, sadly) değil; sıfat (happy, sad) kullanıyoruz.

He felt terrible. (not terribly)

He is very young (O çok gençtir.) gibi

Dikkat: Bunların dışındaki bütün fiillerle beraber zarf kullanılır.


4) Sıfatların bir ismi tanımlamasına başka örnekler:

She is a nice girl. O güzel (hoş) bir kız.

He is a strong boy. O kuvvetli bir genç.

You are a wise man. Sen akıllı bir adamsın


5) İngilizcede sıfatlar ismin cinsiyeti ve ya çoğul-tekil oluşuna göre farklılık göstermezler.

I’ve got a blue pen.

She has a blue bag.

It’s a a cool party

"be: become get seem appear look feel sound" gibi fiiler ile de kullanılabilirler.

I am fine.

He became angry.

You look good.

That sounds nice.



6) Sıfat Sırası


Bir ismi birden fazla sıfatın tanımladığı durumlarda uygulanır.

Size, age, shape, colour,material

A big blue bag.

an old black dog.

İstisna: lovely, fine gibi duygu ifade eden sıfatlar en başa alınır.

a lovely little girl.



7) Sıfat Takıları

Present participle (-ing ) Past participle (-ed )

Kitap hakkında bir tamlama yaptığımızı düşünelim.

Eğer kitaptan sıkıldığımızı belirtmek istiyorsak; I am bored with this book.

Eğer kitabın sıkıcı olduğunu belirtmek istiyorsak; This book is boring.


8) Diğer Örnekler


I am tired

I am interested

I am suprised.

She is interesting.

The meeting was disapointing, and I was disappointed.

We couldn’t find the stolen watch.

-ing ve –ed Ayrımını daha teknik şekilde yapmak için aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.

isim, eylemin olmasına neden oluyorsa –ing ile; eylemden etkileniyorsa, –ed’li bir sıfatla tanımlayabiliriz.

She is an interesting woman.

I am interested.


9) Devam eden ve tamamlanmış eylemlerin tanımladığı isimler de farklılık gösterirler.


Turkey is a developing country.

France is a developed country


10) Sıfatların Listesi


1. able
2. acid
3. angry
4. automatic
5. awake
6. bad
7. beautiful
8. bent
9. bitter
10. black
11. blue
12. boiling
13. bright
14. broken
15. brown
16. certain
17. cheap
18. chemical
19. chief
20. clean
21. clear
22. cold
23. common
24. complete
25. complex
26. conscious
27. cruel
28. cut
29. dark
30. dead
31. dear
32. deep
33. delicate
34. dependent
35. different
36. dirty
37. dry
38. early
39. elastic
40. electric
41. equal
42. false
43. fat
44. feeble
45. female
46. fertile
47. first
48. fixed
49. flat
50. foolish
51. free
52. frequent
53. full
54. future
55. general
56. good
57. grey
58. great
59. green
60. hanging
61. happy
62. hard
63. healthy
64. high
65. hollow
66. ill
67. important
68. kind
69. last
70. late
71. left
72. like
73. living
74. long
75. loose
76. loud
77. low
78. male
79. married
80. material
81. medical
82. military
83. mixed
84. narrow
85. natural
86. necessary
87. new
88. normal
89. old
90. open
91. opposite
92. parallel
93. past
94. physical
95. political
96. poor
97. possible
98. present
99. private
100. probable
101. public
102. quick
103. quiet
104. ready
105. red
106. regular
107. responsible
108. right
109. rough
110. round
111. sad
112. safe
113. same
114. second
115. secret
116. separate
117. serious
118. sharp
119. short
120. shut
121. simple
122. slow
123. small
124. smooth
125. soft
126. solid
127. special
128. sticky
129. stiff
130. straight
131. strange
132. strong
133. sudden
134. sweet
135. tall
136. thick
137. thin
138. tight
139. tired
140. true
141. violent
142. waiting
143. warm
144. wet
145. white
146. wide
147. wise
148. wrong
149. yellow
150. young

---


#8
V

V
  • Üye
  • 4986 Mesaj sayısı:
8. Ders-Adverbs-Zarflar

Zarflar fiilin anlamına katkıda bulunur. Fiili nitelemek suretiyle, eylemin; halini, zamanını, yerini, nedenini, derecesini belirtir. Ayrıca; nasıl, ne zaman, nerede, ne kadar sorularını yanıtlar.

Başka bir deyişle; zarflar eylemi tanımlar. Bir şeyin nasıl yapıldığını gösterir.
Zarfın esas görevi fiilleri nitelemektir. Ama, sıfatları, diğer zarfları, edat cümleciklerini, isimleri ve tam cümleleri de niteler. Yani, zarf İngilizce lisanınında sayılar dahil, her türlü unsuru niteler. Bunun istisnası ismlerdir(nouns). Çünkü isimleri sıfatlar ve belirleyiciler(determiners) niteler.
Bir kelimenin zarf olup olmadığını tayinde en geçerli yöntem; ne, nasıl, nerede, ne zaman gibi sorular sormaktır.
Sıfatdan farklı olarak, zarf cümle içinde her yere konulabilir.
Zarflar cümleleri ilginç, renkli hale getirirler. Dolayısıyla, kaliteli bir İngilizce için zarfların iyi öğrenilmesi gerekir.

A. Zarflar Nasıl Meydana Gelir?
Zarflar dört biçimde oluşur.

1.) Sıfatlara “ly” Eklenerek :

Dikkat: Zarfların çok büyük çoğunluğu bu şekilde oluşturulur. Dolayısıyla, bir sözcüğün sonundaki “ly” eki, zarfı tanımamızda kesin değilse de oldukça iyi bir ölçüdür.

Complete: tamam, bütün Completely: tamamen, bütün olarak
Rare: nadir, ender rarely: nadiren, ender olarak
absolute: mutlak, absolutely: mutlak olarak
probable: muhtemel probably: muhtemelen
clear: açık clearly: açıkça
honest: dürüst honestly: dürüstçe
wise: akıllı wisely: akıllıca
essential: zaruri, elzem essentially: zaruri olarak, esas olarak
wide: geniş, kapsamlı widely: genişçe, kapsamlı olarak
different: farklı, değişik differently: farklı şekilde
Extreme: aşırı Extremely: aşırı bir şekilde, son derece
True:
doğru, gerçek Truly: gerçekten, dürüstçe
Whole:
tüm, bütün Wholly: büsbütün, tamamen
Undue:
gereksiz Unduely: gereksiz yere, gereksiz bir şekilde
Reluctant:
isteksiz Reluctantly: isteksizce, isteksiz bir şekilde
Adequate:
uygun, elverişli Adequately: elverişli bir şekilde
Accurate: doğru, hassas Accurately: doğru(hasas) bir şekilde
Adamant:
sert Adamantly: sert bir şekilde
Vehement: sert Vehemently: sert bir şekilde, öfkeli
2.) İyi Sözcükleri
Bunların sıfat ve zarfları birbirlerine benzemez. Sıfat ve zarfları için ayrı kelimeler kujllanılır..
Good: iyi (sıfat) Well: iyi (zarf)
He is a good boy. O iyi(uslu) bir çoçuktur.
I know my job well. İşimi iyi bilirim.

3.) Sıfat ve Zarfı Aynı Olan Sözcükler
Bunlar için sıfat ve zarf olarak ayrı kelimeler türetilmemiştir. “ly” de almazlar. Cümlede kullanımlarına göre zarf veya sıfat olurlar.
Hard: sıkı
It has been a hard day. Zor bir gün oldu. Sıfat
I work hard. Sıkıca çalışırım.
Zarf

Fast: hızlı
She is a fast runner. O hızlı bir koşucudur. Sıfat
She runs fast. O hızlı koşar. Zarf
Near: yakın
The near station. Yakındaki istasyon. Sıfat
He is sitting near me. O benim yanımda oturur. Zarf
High: yüksek
He lives a high life. Lüks bir yaşantısı var. Sıfat
He is talking high. Yüksekten atıyor. Zarf
Enough: yeter, yeterli
This food is enough for everybody. Bu yiyecek herkes için yeterli. Sıfat
I have eaten enough. Yeteri kadar yedim. Zarf
Much: çok, pek (sayılamayan şeyler için)
He has much money. Onun çok parası var. Sıfat
I am much surprised. Çok şaşırdım. Zarf
Little: az, küçük
She is a little girl. O küçük bir çoçuk. Sıfat
You are a little tired. Biraz yorgunsun. Zarf
Late: geç
It’s late afternon. Vakit akşam üzeri. Sıfat
You came late. Geç kaldın. Zarf
Early: erken, ilk
The early bird catches the worm. Erkenci kuş yemi kapar. Sıfat
I always get up early. Daima erken kalkarım. Zarf

4. Sıfat ve Zarf Olarak Farklı Anlamı Olan Sözcükler:
Bu zarflar da “ly” eklenerek oluşturulur. Ama zarf olduklarında anlamları köken aldıkları sıfatlardan farklı olur.

Sıfat
Zarf

Hard:
sıkı Hardly: hemen hemen hiç, güç bela, ancak hiç
Scarce:
kıt, nadir, seyrek Scarcely: “ “ “ “ “ “ “
Bare:
yalın,çıplak Barely: “ “ “ “ “ “ “
Near:
yakın Nearly: yaklaşık olarak, tahmini
Late:
geç Lately: son zamanlarda
Fair:
adil, doğru, iyi Fairly: oldukça, bayağı,
Eventual:
olası, muhtemelEventually: sonuç olarak, sonunda
Consistent
: uygun, tutarlı Consistantly: sürekli olarak
Steady:
istikrarlı Steadily: sürekli olarak
Constant:
sabit Constantly: sürekli olarak

It is a hard lesson. O zor bir derstir.
Burada hard = sıfat
I can hardly hear you. Seni hemen hemen hiç duymuyorum. Burada hardly, zarftır ve cümleyi olumsuz yapar.



B.Zarfların Kullanıldıkları Yerler

Zarflar İnglizce’de üç yerde kullanılırlar.

1. Zarflar Fiiller İle Kullanılırlar.
Zarfların tamamına yakın bölümü fiiller ile birlikte kullanılır. Zaten zarfların normal fonksiyonu fiilleri nitelemektir.



Please speak slowly. Lütfen yavaşça konuşun.
He studied sufficiently. Yeteri kadar çalıştı.
She speaks French very well. O Fransızcayı çok iyi konuşur.
They move quickly. Onlar hızlı hareket eder.
We sometimes behave badly. Biz bazen kötü davranırız.
Türkçe’de ce, ca son ekleri veya ..şekilde” ifadeleri sıfatlara eklenerek zarflar oluşturulur. Örneğin: “yavaş” bir sıfattır, yavaşça dediğimizde, zarf olur.

2. Zarflar Sıfatlar İle Kullanılırlar
Bu kullanımda zarf sıfatı nitelemiş olur.
It’s a beautiful day. It’s a rather beautiful day.
I am less patient than a saint. Ben bir azizden daha az sabırlıyım.
Drugs are more expensive than before. İlaçlar eskiye göre daha pahalı.
This film is more interesting than all others. Bu film tüm diğerlerinden daha ilginç.
Dolphins are very intelligent animals. Yunuslar çok zeki hayvanlardır.
Note: Zarf sıfatı niteler ama, sıfat zarfı niteleyemez.

3. Zarflar, Başka Zarflar İle Kullanılırlar
Bu kullanımda zarf zarfı nitelemiş olur.
He always gets up very early. O daima çok erken kalkar.
She speaks Turkish fairly fluently. O Türkçe’yi oldukça akıcı bir şekilde konuşur.
I meet her too often nowadays. Bugünlerde ona çok sık rastlıyorum.
It’s too late now. Artık çok geç.
My house is a little far from here. Evim buradan biraz uzak.
I would like to see you less often. Seni daha seyrek görmek isterdim.

C.The Comparıson Of Adverbs – Zarflarda Mukayese

Başlıca iki mukayese biçimi vardır.
Birincisi, göreceli üstünlüğü gösteren ve Türkçede “ daha “edatıyla ifade edilen comperativedir.
İkincisi, ikiden fazla kişi veya nesne arasında “en iyi, en üstün, en ...vs.yi ” gösteren superlative.

Adverb Comparative Superlative
Hard Harder Hardest
Greedily More Greedily Most Geedily
Rarely More Rarely Most Rarely
(Düzensiz Zarflar)
far farther/further farthest/furthes
late later last
little less least
much more most
well better best
She cooks better than everyone I know. Tanıdığım herkesden daha iyi yemek pişirir.
She types the fastest of all the secretaries.Tüm sekreterlerin içinde en hızlı tapaj yapandır.
I can speak English as well as you.Senin kadar iyi İngilizce konuşabilirim.
She doesn’t drive as carefull as her mother. Annesi kadar dikkatli sürmez.
The baby cannot eat so much as you can. Bebek senin kadar çok yiyemez.
She could understand me more quickly than I had expected.
Beni beklemiş olduğundandan daha çabuk anlayabildi.
He always comes late. O daima geç gelir.
I last saw him 2 weeks ago. Onu en son 2 hafta önce gördüm.
Her latest book is about child care.Son (en yeni) kitabı çocuk bakımı hakkındadır.
We’ll enquire further into this matter. Bu meseleği daha derinliğine soruşturacağız.
[The house is not large enough for us, further (=in addition),it’s too far from the town.] Bu ev bizim için yeteri kadar büyük değil, ayrıca şehirden çok uzak.
The faster I work, the more mistakes I make. Ne kadar hızlı çalışırsam o kadar çok hata yaparım.
It rained more and more quickly.Gittikçe daha hızlı yağmur yağdı.
D.Adverbs Of Manner – Hal Zarfları
e.g. madly, suddenly, fannily, possibly, basically, daily, early, deliberately, naturally hard etc.
Your words are basically wrong. Sözlerin temel olarak yanlış.
Suddenly he showed up. Aniden ortaya çıktı.
He is possibly a crook. O muhtemelen bir sahtekar.
It was my mistake, but I didn’t do it deliberately. Benim hatamdı. Ama kasten yapmadım.
The story is badly written. Hikaye kötü bir şekilde kaleme alınmış.
She loves you madly. O seni delice seviyor.
I can understand you perfectly. Seni mükemmelen anlayabiliyorum.
I advise you to always behave naturally. Sana daima doğal davranmanı tavsiye ederim.
You are partly right and partly wrong. Kısmen haklı, kısmen haksızsın.
You should treat your wife nicely. Karına nazikçe davranmalısın.
She knows her job very well. İşini çok iyi bilir.
Did you come here by train?(prepositional phrase)Buraya trenle mi
geldin?
They talked friendly among each them. Aralarında dostane bir şekilde konuştular.
Hard work requires working hard. Ağır iş sıkı çalışmayı gerektirir.

Adjective Adverb
I can see you hardly. Seni güçlükle(zarzor) görebiliyorum.
It rains heavily(snows) in Sakarya. Sakarya’da çok yağmur(kar) yağar.
He always behaves naturally. O daima doğal hareket eder.
Suddenly he began to cry. Aniden ağlamaya başladı.
I eat meat daily. Her gün et yerim.


E. Adverbs Of Place – Yer Zarfları
Abroad, Ashore, anywhere, somewhere, away, forwards, upstairs, here, left, north, south, west...etc.
Tomorrow, we are going to Marmaris. Yarın, Marmaris’e gidiyoruz.
Businessmen have to travel abroad frequently. İş adamlarının sık sık yurt dışına seyahat etmeleri gerekir.
I stay upstairs and my family lives downstairs. Ben üst katta otururum, ailem alt katta yaşar.
East or West, home is the best. Doğuda veya batıda en rahatı yuvamda.
She studied quietly in the library all day. Bütün gün kütüphanede sessizce çalıştı.
Bu cümlede : quietly: hal zarfı, in the library: yer zarfı, all day: zaman zarfı.
Dikkat: Zarfların genel sıralamasında;
Yer zarfı, hal zarfından sonra, zaman zarfından önce gelir. Yer zarfı vurgu için en başa da gelebilir.
In Turkey, you should behave properly.all the time. Türkiye’de her zaman düzgün hareket etmelisin. Turkey: yer zarfı, properly : hal zarfı, all the time: zaman zarfı.
Outside it felt cold and fresh.

F. Adverbs Of Tıme – Zaman Zarfları

Today, last week, ago, till, at last, another time, eventually, presently etc.

She doesn’t go anywhere without her husband. Kocası olmadan, o hiçbir yere gitmez.
I’ll meet you on Thursday
I don’t love you any more
This morning I received a letter.
At last everything was settled. Sonunda her şey halledildi.
Today I feel great. Bugün kendimi çok iyi hissediyorum.
Last week the weather was awfull. Geçen hefta hava berbattı.
Don’t go out until you recover from your sickness. Hastalığın düzelene kadar dışarıya çıkma.
I have started learninig English three years ago. İngilizce öğrenmeye üç yıl önce başladım.

Dikkat: Birden fazla zaman zarfı olduğunda sıralama saat+gün+tarih+yıl şeklindedir. Yani daha küçük saat biriminden daha büyüğüne doğru sıralanır.
My son Emre was born at 23. 15 on Thursday September 11 th 1977.
Sıralama : Saat – gün –ay – yıl
They are still living in the same house. Hala ayni evde oturuyorlar.
She has just had a baby. Onun daha yeni bir beeği oldu.
She never lost courage during bad times. Zor zamanlarda hiç cesaretini yitirmedi.
I haven’t seen him for 3 weeks. Onu üç hafta boyunca görmedim.
You can make an appointment anytime you want.
İstediğin zaman randevu yapabilirsin..
There was an economical crisis throughout the year. Bütün yıl boyunca ekonomik kriz vardı.
G.Adverbs Of Frequency – Sıklık Zarfları

sıklık zarfları, ne kadar arayla, ne sıklıkta, kaç zamanda bir? Sorularının cevabını verir.
e.g. once, always, frequently, rarely, never, at times, now and then, continually... etc.
Company meetings are held fortnightly. Şirket toplantıları 15 günde bir yapılır.
I visit my father once a month. Babamı ayda bir ziyaret ederim.
That magazine is only published annually. O magazin sadece yılda bir yayımlanır.
I hardly ever go to the opera. Operaya hiç gitmem.
I’ll always love my mother. Annemi daima seveceğim.
Sometimes we go walking in the woods. Bazen ormanda yürüyüşe çıkarız.
If you ever need help, you can always contact me. Yardıma ihtiyacın olduğunda, her zaman benimle kontak kurabilirsin.
You never can rely on him. He lets you down. Ona asla güvenemezsin. Seni hayal kırıklığına uğratır.
Accidents happen every now and then. Arada sırada kazalar olur.
I Eat Meat Daily. Her Gün Et Yerim.
H.Adverbs Of Degree – Derece Zarfları

e.g. almost, barely, a bit, rather, somewhat, too, fairly, hardly... etc.

1- Fairly, Quite, Rather
Her üçü de “oldukça, epey, bayağı, gerçekten tamamen ” anlamlarını taşır. Aralarında sadece küçük nüanslar vardır.
"fairly" olumlu anlama sahiptir.
"Rather" daha çok negativ ifadeler için uygundur.
He is rather stupid, but his friend is fairly clever. (O oldukça aptaldır ama kızkardeşi oldukça zekidir.)
Quıte bir fiili nitelediği zaman “tam, tam olarak” anlamını katar. Sıfat ve zarf ile kullanımında ise “oldukça, epey ” anlamı verir.
I could not quite understand what you said. (Tam olarak ne söylediğinizi anlıyamadım)
He looks quit tired. O oldukça yorgun görünüyor.
Your English is quite good. İngilizcen oldukça iyi.
She is quite an expert in archeology. O arkeolojide epeyi uzmandır.
It’s quite (considerable) sometime since we had a holiday. Biz tatil yapalı epey(çok) zaman oldu.
He’s quite an interesting man. (veya a quite interesting). O çok ilginç bir adamdır.
It’s quite (=certainly) the worst film have ever seen. Gördüğüm en berbat film.
Your work is fairly satisfactory. Çalışman oldukça(bayağı) tatminkar.
His speech was fairly effective. Onun konuşması epeyi etkiliydi.
He’s fairly a good teacher. Gerçekten iyi bir öğretmendir.
Rather:
She’s rather old for me. O benim için çok yaşlı.
Workers work rather more than boses. Çalışanlar patronlardan çok daha fazla çalışırlar.
It was rather a depressive story. Oldukça depresif bir hikayeydi.
2-Much/far/a lot: Çok, fazla
His qualifications are a lot / far better than those of other employeess. Onun özellikleri diğer çalışanlardan çok daha iyi.
I far prefer swimming to boxing. Yüzmeyi boksa fazlasıyla tercih ederim.
He is much happy than before. Eskisinden çok daha mutlu.
I was so sick yesterday. But today, I am a lot beter. Dün çok hastaydım. Ama bugün çok daha iyiyim.
Süreyya is far more faster than her rivals. Süreyya rakiplerinden çok daha hızlıdır.
Your work is much more satisfactory than those of other students. Senin çalışman diğer talebelerinkşnden çok daha tatminkar.
3- A little bit/ a little / somewhat: biraz, bir dereceye kadar, bir parça
You are a bit / a little / somewhat wrong in that subject

He is a little lazy. O biraz tembeldir.
I was a little bit surprised to meet him at such a place. Ona öyle bir yerde rastladığım için şaşırdım.
She is somewhat upset with me. O bana biraz kırgın.
4- Enough / fairly: yeterli, yeter
The goods in that shop are fairly cheap. Bu dükkandaki mallar oldukça ucuz.
They are cheap enough to buy. Satın alınacak kadar ucuzlar.
Fairly enough: Oldukça yeterli.
5- too - very – enough
very : çok, fazla (ama aşırı değil),
Too: çok, çok fazla, aşırı, gereğinden fazla
Enough: yeterli
Too: Aşırı, gereğinden fazla, ihtiyaç duyulandan fazla
Cümleye olumsuzluk katar.
You came too late. Çok geç geldin.
The soup was too salty. Çorba çok tuzluydu.
Ther weather is too hot. Hava aşırı sıcak
He is too old. O çok (aşırı) yaşlı.
Aşağıdaki kullanım şekline dikkat edin.
He is too young to marry. Evlenmek için çok genç.
The coffe was too cold to drink. (Kahve içilemeyecek kadar soğuktu.)
This car is too expensive for me to buy. Bu araba benim için alınamayacak kadar pahalıdır.)
He talks too quickly to understand. O anlaşılamayacak kadar hızlı konuşuyor.
Dikkat: Özellikle günlük konuşma dilinde artık”too” very ile aynı anlamda kullanılıyor..
Very: çok, fazla anlamındadır. Ama;
"too" zarfından farklı olarak, aşırı, gereğinden fazla demek değildir.
She is very beautiful. O çok güzeldir.
I am very happy. Ben çok mutluyum.
He is very talented. O çok yeteneklidir.
I was very angry. Çok kızgındım.
Enough: Yeterli, kafi, gereği kadar
sıfattan sonra kullanılan tek zarf “enough”tır. Diğer zarflar sıfattan önce kullanılır
I have enough money. Yeterli param var.
There isn’t enough water in the tank. Tankta yeterli su yok.
He is experienced enough to solve this problem. O bu sorunu çözecek kadar deneyimlidir.
Fair enough. Bu kadar yeter.
6- Hardly – Scarcely – Barely: Hemen hemen hiç, hiç, ancak, güçbela, zar zor
Üçünün de anlamı ayndır. Her üçü de kullanıldıklarında cümleye olumsuzluk katarlar. Bunların kullanımını iyi öğrenmek gerekir.
He can hardly see. O pek göremez.
I can hardly hear you. Seni (hemen hemen) hiç duymuyorum.
She is hardly/barely/scarcely tolerable. Ona tahammül edilemez.
We have just barely missed the bus. Otobüsü ucu ucuna kaçırdık.

I.Intensıfıers - Pekiştiriciler

Derece zarfları kelimenin anlamını zayıflatır veya sınırlar, oysa pekiştiriciler anlamı güçlendirir.
Your English is good. İngilizcen iyi.
Your English is very good. İngilizcen çok iyi.
Your English is quite good. İngilizcen oldukça iyi.
Very:
She is very friendly. O çok dostane bir insandır.
He is not a very polite person. O çok kibar bir insan değildir.
They cannot learn very quickly. Onlar çok hızlı öğrenemez.
Her work is very much better. Onun çalışması çok daha iyi
The latest news has very much interested us. Son haberler bizi çok ilgilendirdi.
Much/So/Such a /an:
[/color]
I enjoyed your speech very (so) much.Hitabetinden çok zevk aldım
You know that I love you so much. Seni çok sevdiğimi biliyorsun
He is such a nice person that everybody likes him. O kadar iyi bir insan ki herkes onu sever
He can speak much English. İngilizce’yi iyi konuşur.
It was so important ana event that we could never forget it.
I am so young and you are so old. Ben çok gencim ve sen çok yaşlısın
Too/ As well / not ...either/also:
I like classical music too / as well. Klasik müzik de severim.
I don’t like mathematics and I don’t like science either. Matematiği sevmem, ayrıca feni de sevmem.
She is also angry with me. O da bana kızgın.
I should also have gone to post office. Ben de postaneye gitmiş olmalıydım.
I also know how to play basketball. Basket oynamasını da bilirim.
[/color]
J.Sentence Adverbs – Cümle Zarfları:

[color="#3300ff"]Strangely, he made no mistake at all. Tuhaftır ki, hiç bir hata yapmadı.
Frankly, I don’t like him very much. Açıkçası, onu pek sevmem.
Honestly, I am not so pleased with her performance. Dürüstçesi, onun performansından pek memnun kalmadım.
Hopefully, he won’t fail in the exam. İnşallah, sınavda başarısız olmaz.
Admittedly, we were a bit too hard on him. Kabul etmek gerekir ki, ona biraz aşırı sert davrandık.
Unfortunately, I was the looser. Maalesef, kaybeden ben oldum.
Fortunately, we didn’t miss the last train. Şans eseri, son treni kaçırmadık.
İnterestingly, nobody objected his strange offer. İlginçtir ki, kimse onun tuhaf önerisine itiraz
etmedi.
More importantly, I did it my way. Daha önemlisi, herşeyi bildiğim gibi yaptım.


Conjunktive Adverbs - Bağlaç Zarfları
Bağlaç Zarfları (adı üzerinde), iki cümleyi birbirine bağlar, onları birleştirir. En yaygın olarak kullanılan bağlaç zarflarının bazıları şunlardır:
Also: de, dahi, ayni zamanda, keza, hem, hem de
Consequently : Sonuç olarak, neticede
Finally : Sonunda, en sonunda, nihayet
Furthermore : Ayrıca, ilaveten, bir de,
Hence : Bundan dolayı, bu nedenden dolayı,, bu zamandan, itibaren. Henceforth : bundan sonra, bundan böyle
However : Mamafih, ancak, halbuki
Incidentally : Tesadüfen, aklıma gelmişken, fazladan
Indeed : gerçekten, hakikaten
Instead : yerine, karşılık olarak (instead of)
Likewise : benzer şekilde
Meanwhile : Bu arada, arada, iken, ayni zamanda
Nevertheless = nonetheless : Bununla beraber, mamafih, yine de
Next : Sonra gelen, en yakın, sonar
Otherwise : aksi takdirde, yoksa
Still : hala, yine de
Then : sonra
Therefore : bu nedenle, bundan dolayı,
And : ve, böylece

Thus : Böylece, bundan dolayı


K.Position Of Adverbs – Zarfların Yeri
1. Cümle başında kullanılan zarflar:

Actually – gerçekten, fiilen, hakikaten
Admittedly – kabul etmek gerekir ki
Afterwards – daha sonra
Altogether – hep beraber
Evidently - açıkça, zahiren
Eventually : En sonunda, netice olarak
First – ilk, ilk önce
Fortunately – şans eseri, şansına
Unfortunately – maalesef, ne yazik ki
Generally – genel olarak , genellikle
However – Ancak, mamafih, halbuki
Indeed – gerçekten, hakkaten
Kindly – nazikçe , kibarca , lütfen
Lately – son zamanlarda
Luckily – şans eseri , şansa bak ki
Naturally – doğal olarak, tabiatiyle
Next – bir sonraki, sonraki, sıradaki
Now – şimdi, halen
Originally – orijinal olarak, işin başında
Perhaps – belki
Personally – şahsen, kişisel olarak
Possibly – muhtemelen, ihtimalen
Soon – yakında
Suddenly – aniden, ansızın, apansızın
There – Orada
Usually – genelikle

2. Fiilden sonra , am/is/are/should/would/was/were/can/have/may gibi yardımcı fiillerden önce kullanılan zarflardır:

Absolutely – mutlak olarak, kesinlikle
Almost – hemen hemen, neredeyse
Completely – tamamen
Considerably – önemli miktarda veya ölçüde
Entirely – tamamen, bütün olarak, tam olarak , baştan aşağı
Greatly – büyükçe, büyük ölçüde
Immensely – yoğun olarak, büyük
Much – çok, fazla
Partly – kısmen
Rather – daha ziyade
Scarcely – ucu ucuna, ancak
Thoroughly – bütün olarak , tam olarak
Always – daima , her zaman
Already – hali hazırda, şimdiden
Continually – sürekli, devamlı olarak
Frequently – sık sık
Generally – genellikle
Hardly – zorlukla, ancak
Just – tam, henüz
Never – asla, hiçbir zaman
Nearly – hemen hemen
Occasionally – ara sıra, okazyonel olarak
Often – sık sık, sıkça
Rarely- nadiren, ender olarak
Regularly – düzenli olarak , regüler olarak
Seldom – seyrek olarak , nadiren
Sometimes- bazen
Doubtless – şüphesiz
Most likely – çok muhtemelen, kesine yakın
Unlikely – imkansız, ihtimal dışı
Most unlikely – kesinlikle imkansız

3. Çoğu hal, yer, zaman zarfları cümle sonunda bulunur ama anlama vurgu yapmak için cümle başına alınabilir:

Dates – tarihler
Days – günler
This morning – bu sabah
This afternoon – bu öğleden sonra
Today – bugün
Tomorrow – yarın
This month – bu ay
Nexy year – gelecek sene
Quickly – hızlıca, çabukça
Slowly – yavaşça, ağırdan
Weekly – haftada bir, haftalık
In Adapazarı – Adapazarı’nda
At Karaman – Karaman’da
Here – burada
There – orada

4. Her üç pozisyonda kullanılanlar:
already, next , often, sometimes, soon.